|
Tarihin altýn kuralýdýr, bir olay kimin daha çok iþine yarýyor, kim daha çok kullanýyor ve istismar ediyorsa, söz konusu olayý, o yapmýþtýr.
Ancak tarih boyunca iþlenmiþ yüzlerce cinayet, toplu katliamlar ve zulümleri yapanlar hep kendilerini gizlemiþ, sahneye tetikçilerini çýkarmýþlardýr. Sonunda tetikçiler tutuklanmýþ, tetikçiler lanetlenmiþ, olayý tasarlayan, yaptýran ve sonuçlarýný istismar edenler hep saklý kalmýþtýr.
Modern dünyanýn zalimleri, “güçlü olan haklýdýr” kuralý gereði bilimsel, kültürel, siyasi ve ekonomik güçlerini kullanarak kendilerini korumaya almýþlar, tarihin her döneminde kullanabilecekleri tetikçi ya da tetikçileri yedekte tutmuþlardýr. Ayrýca bu tetikçileri üreten toplumlarýn oluþabilmesi için “öteki” damgasýný vurduklarý güçsüz toplumlarý, istismara açýk toplumlar yapmaya çalýþmýþlardýr.
Bu baðlamda modern zorbalar, önce güçsüz toplumlarý ya kültür emperyalizmi yoluyla ya da bizzat ordularýyla ele geçirmiþ; daha sonra onlarý tarihlerinden, kültürlerinden ve her türlü deðerlerinden kopararak kendilerinin taklitçi maymunu haline getirmiþlerdir. Tarihini bilmeyen, hafýzasý boþaltýldýðý için yaþadýðý aný deðerlendirerek gelecekle ilgili saðlýklý kararlar veremeyen, kendi deðerleriyle barýþýk olmadýðý için toplumsal birlikteliðini oluþturamayan bu toplumlara Batý, kolaylýkla çöplüklerini dolduran her türlü köhnemiþ ideolojisini ihraç edebilmiþ ve onlarýn beyinlerine yerleþtirebilmiþtir.
Modern dünyanýn zalimleri, ulusalcýlýðýn her çeþidinden, komünizmin farklý varyantlarýna kadar, sað ve solun bütün fraksiyonlarýný üstelik bir kurtuluþ vesilesi olarak güçsüz toplumlarý oluþturan bireylerin kalplerine yerleþtirebilmiþlerdir. Bunun yanýnda tarihinden ve kültüründen koparýldýðý için geleneðinden de kopan din ve dindarlýk da, bu taklitçilikten nasibini alarak, mezhep taassubundan meþrep ve meslek taassubuna kadar her türlü baðnazlýðý içerisinde barýndýran bir girift bilmece haline getirilmeye çalýþýlmýþtýr.
Ýþte böyle toplumlar, Batýnýn güçlü zalimleri için hiç para harcamadan birbirini kurþunlayabilecek, istenilen hedefleri istenilen þekilde yok edebilecek serseri mayýn gibi gruplarýn oluþturduðu toplumlar haline gelmiþtir.
Modern dünyanýn zalimleri, böylesi toplumlarda muhbir bulmak ya da tetikçi tutmak için fazla mesaiye gerek duymamýþlar; daha önce birbirine karþý konumlandýrdýklarý gruplardan birinin üzerindeki küçük bir tahrik, diðerine saldýrmasý için yeterli olmuþtur.
Nitekim Batý, kendi kucaðýnda büyüttüðü öz yavrusu olan ýrkçýlýk mikrobunu, Osmanlý toplumuna bulaþtýrarak, yüzyýllar boyunca kardeþçe yaþamýþ, bir lokma ekmeðini ve bir tas çorbasýný bile paylaþmýþ Osmanlý teb’asýný birbirine düþman parçacýklar haline getirmiþtir. Bunun sonucunda balkanlarda baþlayan sadýk milletler ihaneti korosuna Ermenilerde katýlmýþ, her tarafý saran ýrkçýlýk rüzgarý sonucunda her unsur birbirine silah doðrultmuþtur.
Bütün bunlarý tertip eden Batýnýn modern zorbalarý, sahneye koyduklarý oyunun etinden,
sütünden, derisinden hatta sakatatlarýndan bile yararlanmýþlardýr.
Batý bu ahlaksýz ve sahtekarca yöntemi, etkisi altýnda bulundurduðu ülkelerdeki taraftarlarýna da uygulatmýþtýr. Örneðin ülkemizde de sadece 1990 yýlýnda sýrasýyla Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi sol görüþlü insanlar suçsuz yere öldürülmüþ; derinden tertiplenen bu tahrik, 1993 yýlýnda Uður Mumcu, 1999 yýlýnda Ahmet Taner Kýþlalý ile sürdürülmüþtür. Bu insanlarýn her birinin ölümünden sonra bütün “Yerli ve Ýri Gazeteler”, bir yandan katil ya da katilleri büyük puntolarla iþaret ederek yüzlerce masumun hayatýný karartmýþlar; diðer yandan öldürülen insanlarýn görüþlerini paylaþan sol görüþlü insanlarý sokaða dökerek hedef gösterdikleri kitleye karþý “kahrolsun” naralarý atmalarýný saðlamýþlardýr. Hatta becerebilseler ülkedeki sol kesimi, muhafazakar Müslüman kesimle bizzat çarpýþtýrmayý bile hedeflemiþlerdi.
Ýþin enteresan ve anlaþýlmaz tarafý ise suçsuz yere öldürülen bu masum insanlarýn yakýnlarý bile hala bu tezgahý kuranlarýn tarafýnda durarak gerçek katilleri bir türlü görmemeleri ya da görmemeleridir.
Bu çirkin ve ahlaksýz tezgahta nasýl bir kýsým Ermeniler, hala tezgahý kuranlarýn tezgahýnda gönüllü eleman olarak yerlerini alýyorlarsa, ülkemizdeki belli bir kesim de “faili meçhul” cinayetler tezgahýný kuranlarýn tezgahýnda gönüllü olarak yerlerini almaktadýrlar.
Maalesef ülkemizde, Ermeni’yi Türk’e, Türk’ü Kürt’e düþüren ýrkçýlýk belasý ve onun arkasýndaki global güçlerden hiç söz edilmezken, Türkler kaç Ermeni öldürdü, ya da Kürt teröristler kaç Türk öldürdü hesabý yapýlmaktadýr.
Halbuki, bu olaylarý bu gün bile, tabirimi mazur görün dibine kadar kullanan Modern Dünyanýn Zorbalarý tanýnmaz, onlara ve onlarýn içimize saldýðý modern mikroplara karþý konulmazsa daha çok tetikçilerle uðraþýr ve onlarýn öldürdükleri insanlarýn dökümünü yapmaya çalýþýrýz.
|