|
Çýraklýk- Kalfalýk- Ustalýk ifadeleri bana hep Mimar Sinan’ý anýmsatýrdý. Artýk Ak Parti’yi de anýmsatýr oldu. Ak Parti, üç seçim dönemidir iktidarda. Her döneminin bir de adý var: Birincisi, Çýraklýk; Ýkincisi, Kalfalýk; Üçüncüsü, Ustalýk Dönemi…
Ýsimler konurken ilk iki dönem yaþanmýþ olduðundan bu dönemlerin çýraklýk-kalfalýk diye lanse etmeleri normal ama üçüncü dönem henüz yaþanmadýðý halde seçim meydanlarýnda ustalýk dönemi olarak pazarlamalarýnda biraz sorun var. Ne yalan söyleyeyim ben de o pazarlýktan nasiplenenlerdenim, seçim sonuçlarýna bakýlýrsa iki vatandaþýmýzdan biri nasiplenmiþ, yalnýz deðilim. Millet, yapýlanlarý yapýlacaklara teminat olarak görmüþ velhasýl, olabilir.
Ezcümle, aradan geçen zamana bakýldýðýnda (üçüncü dönemin dörtte birinden fazlasý geride kaldý) deðil ustalýk dönemi, çýraklýk dönemini özler olduk. Bana kalýrsa Çýraklýk dönemi daha ustacaydý. Türkiye þiddetli bir ekonomik kriz ile mücadele ederken Acil Eylem Planlarý ile milli güven tesis edildi, ekonomide istikrar saðlandý, kýsa zamanda ülkemiz þantiyeye döndü, kriz günleri unutuldu. Hem de Ergenekon militanlarý kuruþunu ve kurþununu Ak Parti’nin devrilmesine harcarken oldu bütün bunlar. Ak Parti, duruþu ve aktif siyaseti ile pozitif çizginin sembolü haline geldi.
Ýkinci dönemde belirgin bir durgunluk oldu. Hâlbuki bu defa Çankaya da engel deðildi. Her ne olduysa hükümet birden içe döndü. Bir dönem çirkin siyaset olarak nitelendirdikleri ve o siyasetin tarafý olmayacaðýz dedikleri halde çirkin siyasetin baþrollerini Baykal ve Erdoðan paylaþtýlar. Rollerinin hakkýný da verdiler, laf dalaþmalarý her akþam haber malzemelerimiz oldu. Gerçi muhalefetin böyle bir düelloya girmesine de þaþmýþtým, çünkü Erdoðan bu iþte içte de dýþta da rakipsiz. Menziline giren aðzýnýn payýný alýr. Ekonomideki beklentiler gerçekleþmese de millet, düelloya oy vermenin yaný sýra þeffaf devlet olma yolunda Ergenekon meselesinde hukuka güven veren bir duruþ ortaya koyduðu için beyaz Türkler hegemonyasýndan ülkenin huzura kavuþmasýnda Ak Parti hükümetini sebep gördü ve alkýþladý.
Vatandaþ, çeþitli sorunlarýn çözümünde ve çeþitli güzel adýmlarýn atýlmasýnda hükümeti alkýþlarken hep bir gün sýranýn kendine gelmesini bekledi. Türkiye güçleniyor… dýþ politikada itibarýmýz artýyor… piyon deðil, oyun kurucu bir ülkeyiz… küresel güçlere aðzýnýn payýný veriyoruz… kiþi baþýna düþen milli gelir artýyor… en hýzlý büyüyen ülkelerdeniz… gerçek manada demokratik ve sosyal devlet oluyoruz… deniyor. Bunlarýn hepsine amenna, biz de doðrudur diyor, öyle kabul ediyoruz. Lakin üç dönemdir vatandaþta bir inkýlâp yok. Kendimden ve muhatap olduðum insanlardan biliyorum, kötüye giden var, iyiye giden yok (Torpil bulanlar istisna). Herkeste bir hesap var, neymiþ: “yok eskiden þu kadar para ile bu kadar þey alýyordun, þimdi bu kadar para ile bak neler alabiliyorsun.” Ýyi de o kadar parayý vatandaþ nerden bulsun? Bu gün üniversite mezunu, askerliðini tamamlamýþ, evini barkýný kurmamýþ genç vatandaþým eðer devlete kapak atamamýþsa ya iþsiz ya da asgari ücrete çalýþan bir zavallý durumunda. Evlense maaþý kirasýna yetmez, o kadar parayý nerden bulsun da harcasýn? Devletimiz de bu arada, iþsizlik oranýmýz düþüyor desin, oh ne güzel.
Bence Çýlgýn Proje “vatandaþ” olmalý, artýk sýra vatandaþa gelmeli, eðer vatandaþýn eline, evine, iþine, cebine bereket gelirse o vakit ben hükümete “usta” derim. Þu hali ile çýraklýktan besleniyor.
Bu arada Çýlgýn Projeleri de hatýrlatmýþ oldum, seçim bitti biteli gündemde yok da.
Siyaset, var olanlarý gizleyen, olmayanlarý var gösteren kurum olmaktan kurtulduðunda…
|