|
Günlük hayatta en çok ne konuþuluyor biliyor musunuz?Çok satan her türlü þifalý bitki kitaplarý, mucizevi bitkilerin saðlýk üzerine yaptýðý faydalarla ilgili yazýlmýþ çizilmiþ moda yazý dizileri, televizyon kanallarýnda yayýnlanan sabah programlarýnýn hiç eskimeyecek hararetli konularýndan olan alternatif týpla ilgili ,dilden dile dolaþan tedavi yöntemleri,bitkisel çaylar, kürler, ilaçlar, kremler,maskeler , bunlarýn nasýl yapýldýðýna dair tarifler,malzemeler ve daha neler neler….
Alternatif týbbýn arasýnda yer alan, günümüzde artan hastalýklar karþýsýnda halkýn umut ýþýðý olan, özellikle son yýllarda ilgi patlamasý yaþayan bitkilerden ve onlarýn hangi hastalýða iyi geldiðini dinlemekten artýk hepimiz aktarcý çýraðý kadar ehil hale geldik.
Denize düþen yýlana sarýlýrmýþ. Çareli -çaresiz hastalýða yakalanan insan tedavi olabilmek için tüm gayretini bu uðurda kullanacaktýr. Bu hastanýn doðal hakkýdýr. Pek tabi ki birçok hastalýðýn tedavisi bitkilerle yapýldýðýndan hasta ilgiyle bitkiler üzerine ne yazýlmýþ ne çizilmiþse okuyor, okuduðuyla yetinmeyip bir çýrpýda mahalle aktarcýsýna gidip derdine deva olan bitkinin kurutulmuþunu, kurutulmamýþýný, dalýný, yapraðýný, kökünü kapýp evine getiriyor. Kullanmaya baþlýyor. Oysa bilinen bir gerçek bu esnada es geçiliyor. Bitkilerin çoðu ilaç ya da yan sektöründe zaten kullanýlýyor. Dolayýsýyla kafanýza göre aldýðýnýz her bitki yararý ve zararýyla bünyenize giriyor. Ýlaç kadar yan etkilere sahip olan bitkiler geliþigüzel alýnmamalýdýr. Bilinçsiz kullanýlan alternatif tedavi yöntemleri hastalýktan kurtulayým derken daha büyük bir hastalýða yakalanma durumunu her zaman açýk býrakacaktýr.
Bitkilerin birde sunuluþ kýsmý var. Ýþte ben oraya takýlmadan edemiyorum. Bu bitkileri anlatan insanlar, pazarlayan organlar, bunlarý öyle bir anlatýyorlar ki sanki Hz.Süleyman’ ýn bulduðu ölümü yok eden iksir de bizim haberimiz yok. Bitkiler bin bir derde deva, faydalarý saymakla bitmiyor, hýzýný alamayýp ölümü de engelliyor. Daha saðlýklý yaþayýn, daha saðlýklý beslenin, masaj, spor yapýn, yoða yapýn, o bitkiyi yiyin, bu çayý için… Bunlarý yapmak bile baþlý baþýna bir iþ ve siz yaþamak adýna bir yýðýn þey yapmak zorunda kalýyorsunuz.
Ölüm öyle de gelecek böyle de. Ýnsanlara ölüm yokmuþ gibi mucizeler sunmayýn. Ne yersek yiyelim, ne içersek içelim vaktimiz geldiðinde pilimiz biter. Hayatýn ne yazýk ki acý gerçeðidir bu. Ama günümüz insaný öyle ölümden uzaklaþtýrýldý ki; aslýnda raðbet daha saðlýklý yaþamak için deðil, bize gelen ölümü geçiþtirmek için sinsice izlenen yol oldu. Oysa etrafýnýza bir bakýn. Kaç kiþi trafik teröründe, kazalarda, düþüp yaralanmalarda hayatýný kaybetti. Kaç kiþi akþam yataða saðlam yattýðýnda hiçbir saðlýk sorunu yokken sabah ölüsü geldi.
Bitkilere duyulan raðbetin içimize yerleþen ölüm korkusundan olduðunu düþünüyorum. Kaldý ki ne kadar saðlýklý beslenirsek beslenelim, havamýz, suyumuz, topraðýmýz, i þ alanýmýz ve gen yapýmýz saðlam deðilse hastalýða açýðýz demektir. Her hastanýn ölmeyeceðini de atalarýmýzýn ‘’yatan deðil, ayakta gezen ölür’’ dediði sözle hatýrlatmak isterim. Bundan da anlaþýlan odur ki; üzerinde yaþadýðýmýz kader çizgimizin ne kalemi, ne de silgisi elimizde. Yani o çizgiyi ne uzatabiliriz, ne de silerek kýsaltabiliriz.
|