Sandal batýyor. Yavaþ yavaþ su alýyor. Ýçine birikmiþ litrelerce suyu kýrýk dökük bir tasla boþaltmak fayda vermiyor. Düzelmiyor sandalýn eðri duruþlarý.
Sandal iki kiþilikti. Biri iniyor. Ýnmek zorunda. Sandal su alýyor çünkü. Artýk kendi aðýrlýðýný taþýyamazken iki kiþinin aðýrlýðýný hiç taþýmayacaðýný anlýyor. Boynunu büküyor sandal ve karanlýk sularýn sessiz çýðlýklarýna býrakýyor kendini. Tek kiþilik yolcusuyla baþladýðý gibi bitiriyor yolculuðunu. Biri sularýn içinde kalýyor, öbürü yalnýzlýða yol alýyor.
Bu batan bir sandalýn tarifi deðil. Bu biten bir evliliðin tarifi. Evliliklerde önce aile ve gönül yara alýyor. Yarayý alan taraf saklýyor yaralý olduðunu. Sineye çekiyor. Bu bitmiþlikle yaþamaya çalýþýyor. Taraflar kendilerini zorluyor ama olmuyor.
Bu bitmiþlik, boþuna çýrpýnýþlarýn bir video gösterisinden baþka bir þey deðildir. Son þans, son deneme, son umut! . Hepsi sandalýn boþa kürek çekmesi gibi bu deyimin hakkýný veriyor. Boþa kürek çekiyor insan ve geriye dönüp baktýðýnda üzerine giyindiði elbisenin aslýnda bir yorgunluk elbisesi olduðunu anlýyor. Elbise kiþileri öyle yormuþtur ki; bu yýpranmýþ elbisenin kiþilerin üzerinden sökülüp atýlmasý gerekmektedir. Eðer baðlar eðreltiden bir ipe baðlanmýþsa ipler hemencecik atýyor, dengeler þaþýyor. Kiþiler birbirlerinden kopuyor. Artýk bir evi paylaþan çiftler ayrý dünyalarýn insaný olmuþlardýr. Acý damaðý talan ederken planlar deðiþiyor. Dostluklar yerini kaðýt üzerinde yapýlan anlaþmalara býrakýyor. Þartlar, sözleþmeler sevgiden daha orta bulucu bir hale geliyor.
Sandal batýyor! Geride taþýyamadýðý yolcularý býrakýyor. Kimileri yalnýzlýða giderken, kimleri beynini içinde kendi kurduðu dünyasýna yol alýyor. Ýlerideki karanlýk sularda birileri daha var. Onlarý atladýk. Unuttuk. Belki de pas geçtik. Yazarýnda okuyucunun da aklýna gelmedi deðil mi? Dalgalarda çýrpýnan diðer fertler ise bu düzene alýþmaya çalýþan çocuklardýr. Boðulmamayý öðrenme telaþýndadýrlar. Bedenlerini saran soðuk sulara ve karanlýða anlam veremezler ama gerçek aynen böyle acý vericidir. Onlar herkesten daha çok acý çekerler ama kimse görmez. Çünkü karanlýk ve boðucu sular minik bedenlerini saklar. Onlarýn ellerinden bir þey gelmez. Onlar ebediyete kadar o sandalý paylaþan iki kiþinin hatýrasý olarak sularda çürümeye býrakýlýr. Bundan dolayý kurduklarý yuvalar tutmaz. En çok boþanma olaylarý bu çocuklarda görülür. Mayalarýna acý karýþýr, ihanet karýþýr. Ve zaman, karanlýk sulara doðru akarken bu çocuklarý toplum anlayamaz çünkü suya bakmak ayrý, ýslanmak ayrý þeydir.