|
Güzel ülkemin yeþile doymuþ bir þehridir Rize. Çay bahçelerinin, büyümekten yorulmayan aðaçlarýn, ‘’Aaa ! Burada narenciye de mi yetiþir?’’diye ziyaretçilerin birbirlerine hayretle sorduklarý eþiz doðasýyla cennetten koparýlmýþ bir yerdir.
Yeþili mavisi bir tarafa ben en çok yaðmurunu severim. Anadolu’nun ýssýz bozkýrlarýný aydýnlatan güneþe burada rastlayamazsýnýz. Güneþi görseniz bile görüntüsü gökyüzünde çok kalmaz; çünkü yaðmur bulutlarý güneþi gizler. Bu yüzden ben bu þehre ‘’Gökyüzü görünmeyen þehir ‘’derim.
Her ziyaretimde Rize ile ilgili hayal kýrýklýðým günden güne artýyor. Dolgu sahili biraz daha denize uzamýþ ve en kötüsü Rize, o yeþil dokusunu kaybetmek üzere. Eskiden merkezin tepesindeki yamaçlarda tek tük olan evler artýk yerini kocaman yapýlara býrakmýþ.
Yeni yapýlan binalar çok yüksek katlý ve bölgenin coðrafi dokusuyla uyumlu deðil. Tahta iþlemeli balkonlara, ahþap kapýlara, kocaman çatýlara, sarmaþýklarýn dolandýðý merdivenlere artýk rastlanmýyor. Bir betonlaþma çýlgýnlýðý almýþ baþýný gidiyor.
Pek tabi ki artan nüfusa yeni binalar gerekir ama doðal dokunun da korunmasý gerekir. Hemen sahilin giriþine yýðdýðýnýz 10–15 katlý binalar þehrin tüm güzelliðini alýp götürüyor ve gördüðüm bir diðer eksiklik de eski yapýlarýn restorasyon çalýþmalarýna yeterince önem verilmeyiþi.
Bulutlardan görünmeyen gökyüzü artýk binalardan dolayý gözükmüyor. Bu da þehri kasvetli ve sýkýcý yapýyor.
Sizin anlayacaðýnýz gökyüzü sahiden görünmüyor.
|