|
Aslýnda uzun zamandýr izlemeye alýþýðýz aile içi, ya da aile dýþý geliþen cinnet ve cinnet sonrasý þiddet vakalarýna.
Televizyonlarda, gazetelerde cinnet olaylarýna ait verilen bir haberi izlerken, insanýn önce ruhu donuyor, sonra aðzý açýk izlediði haberin ardýndan þaþkýnlýktan bir yaþ daha yaþlanýyor. Yetmiyor, içimizden cýmbýzla çekip çýkarýlan bir uzvun acýsý yüreklere oturuyor. Ýnsani yanýmýz can çekiþiyor. Mide bulantýsýyla karýþýk bir ruh halinden mermerleþmiþ heykele dönüþürken, artýk bu görüntülere de ‘’ bir þeyler oldu ‘’demeye baþlýyoruz. Çünkü ürkek bakýþlar altýnda hayrette izlediðimiz cinnet haberleri artýk gazeteden, televizyondan fýrlayýp mahallemize, yaþadýðýmýz mekânlara, okullara, evimizin içine zýplayýverdi.
Garip olan, maðdur mu, yoksa cinnet mahkûmumu daha vahim bir durum içinde irdelemek lazým.
Aslýnda her iki taraf da kocaman kayýplarýn ve acýlarýn pençesi içinde kalan insanlar bana göre. Sonuçta kendini kaybedip, cinnete yenik düþen insan, en yakýnýndakine, gözü gibi baktýðý, caný gibi sevdiði kiþilere zarar veriyor. Yakýnlarýnýn hayatlarýný darba uðratýrken, kendine geldiklerinde cinnet maðduru bu insanlar hem kendi hayatlarýný hem de baþka hayatlarý söndürmüþ oluyorlar.
Ne kadar eðitim sahibi, ne kadar medeniyet görmüþ, terbiye edilmiþ olsak da insanoðlu ne yazýk ki hayvani yönünü gizliden gizliye sinsice cebinin içinde taþýyor. Neredeyse bütün insanlar az çok öfke sahibi olduklarýndan potansiyel cinnet halini de içinde barýndýrýyor. Ýçimizde çoðu zaman uyuyan kedi kýlýðýndaki öfke, yeri gelince kükreyen bir aslana dönüþüveriyor. Üstelik bu duyguya sahip olduðumuzdan çoðumuzun haberinde bile olmuyor. Kiþinin içine düþtüðü bunalýmlar öfkeye, büyüyen bastýrýlmýþ öfkeler de cinnete dönüþüyor. Zamanýnda içimizde sakladýðýmýz öfkeyi eritebilmeyi baþarma becerisine ulaþmak tüm bilmecenin cevap anahtarý olabilir aslýnda.
Kimse ‘’ben kontrolümü kaybetmem’’ demesin. Ýnsan olarak hepimizin kýrýldýðý, hiddetlendiði, karþýmýzdakini yerle bir etmek istediði anlarý olmuþtur. Yeter ki o anlara akýl ve sabýrla karþýlayabilme gücümüz olsun.
Öfke nöbetleri kusan biz insanlar, hayat yükü, stres, bunalým ve daha nice sebepleri deðiþen bu ruhi duruma sebep olarak göstersek de gerçekte iman terazisizinde ne kadar sahih iman barýndýrdýðýmýzý da kendi kendimize sormamýz lazým.
Bununla ilgili hadisi þeriflerde Hz Peygamber (SAV) ‘’Öfkelenen, dilediðini yapmaya gücü yettiði halde, yumuþak davranýrsa, Allahü Teâlâ da onun kalbini emniyet ve iman ile doldurur ‘’buyurmuþtur.
|