|
Geçtiðimiz günlerde bir þehrin ýþýltýlý sokaklarýnda yürürken bir an da kendimi baþka bir ülkelerin sýnýrlarý içerisinde yürüyor zannettim. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak misali tüm dükkânlarýn tabelalarý, ýþýklý reklam panolarý, kapý camlarýna asýlan ‘’ GÝRÝÞ ‘’yazýlarý ve daha sayamayacaðým onlarca yazýnýn hepsi Ýngilizce yazýlmýþtý. Turistlerin rahatça kaybolmadan dolaþacaðý bu sokakta bizim Anadolu halký dükkân sahiplerine sürekli adres sorup duruyorlardý. Bu sokakta dolaþmak ülke insaný için zor ama yabancý için gayet kolay görünüyordu. Hani turistlere verilen hizmeti geniþletmek adýna bu þehirde Ýngilizce tabela yazma gayreti anlaþýlabilir; hatta daha insancýl görünebilir ama kendi halkýmýzýn durumu ne olacak? Kendi öz dilimizin hali..? Dýþ ülkelere giden insanýmýz, gittikleri ülkelerin sokaklarýnda ne kadar Türkçe yazý, iþaret, levha görüyorlar ki? Dilimizi bozmakta, köreltmekte biz neden bu kadar coþkun ve özverili davranýyoruz.
Bir ülkenin en önemli deðerlerinden ve gerçeklerinden biri de dildir. Ne kadar dil, o kadar geliþmiþlik demektir. Kýtalara yayýlmak, ülkeler arasýnda sözü sayýlýr olmak, artýk eskisi gibi topla tüfekle olmuyor. Günümüzde kültürel yayýlma ön planda. Dilin canlý tutulmasý, yabancý kelimelerden arýndýrýlmasý gerekmektedir. Milletleri millet yapan yegâne unsurlarýn baþýnda dil gelmektedir. Anadil, gelecek kuþaklara baþka dillerden karýþým yapýlmadan aktarýlmalýdýr ama gençlerde, Türkçe-Ýngilizce aksanla konuþmak moda oldu ve bu aksan aldý baþýný gitti. Baskýn R’ler aðýzda bir o tarafa bir bu tarafa yuvarlanan sözcükler…
Dile verilen önem ve çalýþmalar bir ülkenin gelecek yýllara býrakýlacaðý en önemli miras olacaktýr. O yýllara bizlerin ömürleri yetmeyeceðine göre saf Türkçeyi en güzel haliyle çocuklarýmýzýn günlük yaþamlarýna yerleþtirmeliyiz. Üstelik sokak sokak , cadde cadde ve þehir þehir.
|