Rize Baro Baþkaný Avukat Ateþ Hatinoðlu, referandum ile ilgili olarak, milli iradenin tecelli edeceði süreç sonunda ortaya çýkacak neticeye herkesin saygý duymak durumunda olduðunu söyledi.
2010-09-07 - 09:28
Rize Baro Baþkaný Avukat Ateþ Hatinoðlu, yeni adli yýlýn baþlamasý dolayýsýyla Rize Gazeteciler ve Muhabirler Derneðinde düzenlediði basýn toplantýsýnda, geçen adli yýlýn hukukun üstünlüðü ve yargýya güvenin yüceleceði bir dönem olmasýný umut ettiklerini, ancak geçen seneden bu yana deðiþen bir þey olmadýðýný gördüklerini ifade etti.
CMK'da 2005 yýlýnda yapýlan deðiþikliðin tutuklu sayýsýnýn azaltýlmasý ve tutukluluðun istisna olmasýnýn hedeflediðini belirten Hatinoðlu, ''Oysa Türkiye Barolar Birliðince (TBB) geçen ay yayýnlanan tutuklama raporuna göre, 2004 yýlýnda cezaevlerindekilerin yüzde 55'i tutuklu, yüzde 45'i hükümlü iken, 2010 yýlýnda bu oran yüzde 51 tutuklu, yüzde 49 hükümlü olarak gerçekleþti. Savcýlar tarafýndan açýlan ceza davalarýnda mahkumiyet oraný Japonya'da yüzde 99.9, Fransa'da yüzde 98.9, Ýngiltere'de yüzde 90.3 iken bu oran Türkiye'de yüzde 60'lar seviyesinde. Bu veriler ýþýðýnda Türkiye'de haksýz tutuklamalarýn çok büyük oranda olduðu anlaþýlmaktadýr. Tutuklama halen ön infaz yöntemi olarak kullanýlmaktadýr. Yargý, insan hak ve hürriyetleri bakýmýndan oldukça umursamaz bir durumda'' dedi.
Anayasa Mahkemesi ve HSYK'da garip karar ve uygulamalarýn bu adli yýla damgasýný vurduðunu ileri süren Hatinoðlu, ''Anayasa Mahkemesi, anayasa deðiþikliði ile ilgili davada sadece þekil denetimi yapabileceði öngörüldüðü halde esas yönünden inceleme yaparak Anayasaya ve hukuka aykýrý bir yorumda bulunmuþtur. HSYK'nýn Erzincan davasý olarak bilinen soruþturmaya müdahalesi de hafýzalarda tazeliðini korumaktadýr. Türkiye'ye gelen 34 teröristin sorgulanma süreci de Türk hukuk tarihi açýsýndan bir kara lekedir'' diye konuþtu.
Hatinoðlu, bu kaotik ortamda bir anayasa deðiþikliðinin oylamaya hazýrlanýldýðýný ifade ederek, þunlarý söyledi: ''Ne yazýk ki anayasa deðiþikliði hukuki bir süreç olmaktan çýkmýþ, genel seçimlerden daha sert geçen, hakarete varan politikalarýn sergilendiði, toplumsal kamplaþma ve bölünme aracý haline gelmiþtir. Halkýmýz 'evetçi' ve 'hayýrcý' olarak ikiye bölünmüþtür. Rize Barosu olarak tamamen siyasi mücadeleye bürünen bu süreçte halkýmýzý 'evet' veya 'hayýr' þeklinde yönlendirmeden anayasa deðiþiklik paketinin getirdiði olumlu düzenlemeleri ve sakýncalý hususlarý sadece hukuki yönden deðerlendirerek halkýmýzýn bilgisine sunduk. Milli iradenin tecelli edeceði bu süreç sonunda ortaya çýkacak neticeye herkes saygý duymak durumundadýr. Ancak sorunlarýn sadece anayasaya indirgenmesi büyük bir hata olur. Seçim Kanunu'ndaki antidemokratik düzenlemeler, dokunulmazlýklar kaldýrýlmadan, dünyanýn en mükemmel anayasasý da yapýlmýþ olsa, daha demokratik bir ülke olunmaz.''
|