23 Mayýs 2012 Çarþamba

Gunluk Gazeteler

Anketler

KÝMÝNE GÖRE “TAM GÜN YASASI”, KÝMÝNE GÖRE ÝSE “TAM GÜM” (6)

  Prof. Dr. Þaban ÞÝMÞEK

          
         KÝMÝNE GÖRE “TAM GÜN YASASI”, KÝMÝNE GÖRE ÝSE “TAM GÜM” (6)

Geçen hafta anlatmaya baþladýðýmýz doktorlarýn bugünkü halini, “Doktorum Altýn Kafeste” adlý mizah aðýrlýklý kitabýmýzýn önsözünden hal diliyle aktarmaya devam ediyoruz.

 

Evet tam otuz yýl!.. Çok çalýþtýk, çok yorulduk, çok þey gördük, çok þey yaþadýk. Karþýlýðýnda teþekkür aldýk, saygý gördük, manevi haz duyduk, ele güne muhtaç olmayacak kadar da para kazandýk. Güzel þeylerdi bunlar… Elbetteki olumsuzluk da yaþadýk ama bunlarý mesleðin kutsallýðýna saydýk. Takmadýk kafaya, küsmedik insanlara, darýlmadýk idarecilere. Böyle anlarda sarýldýk mesleðimize, yüceledik onu. Aðrýsý olanlar aðrýsýndan, görmeyenler karanlýktan kurtuldukça kutsal yanýný daha bir yürekten hisseder olduk mesleðin. Öyle ya, halkýn;

Diyorlar ki dünya fani,

Alýr da götürür yâri,

Hasta oldum doktor hani?

Bir vefalý yârim de yok.

diye türkü yaktýðý yerde, bu meslek nasýl kutsal olmazdý ki?

Ýnsanlarýn;

Doktor civaným…

Ah! seni seviyor caným…

dediði yerde, bu meslek nasýl sevilmezdi ki?

 

…Ben ameliyat yaparken “Yukarda Allah, aþaðýda (ameliyat masasýnda) hasta, ikisinin arasýnda da ben varým” diye düþünür, asistanlarýma, öðrencilerime bu iþin kutsallýðýný böyle anlatýrým. Yani, “doktor” mesleðini icra ederken ancak peygamberlerin olabildiði “Allah’la kul arasýnda bir yerde” dir ve bu yerde, insan vücudu üzerinde bir tasarrufta bulunmaktadýr!..

 

Muhteþem bir yer ve olaðanüstü bir yetkidir bu; baþka hiçbir meslek grubunun eriþemeyeceði, ulaþamayacaðý, sahip olamayacaðý… Ve bütün bunlarýn omuzlara yüklediði müthiþ bir sorumluluk… Ýþte bu sebeple ben, doktorluðun mesleklerin en üstünü ve en kutsalý olduðuna inanýr ve maddi getirisi ne olursa olsun, insanlar nasýl bakarsa baksýn toz kondurmam mesleðime…

 

…Evet, mesleðimle ilgili düþüncelerim böyle… Ama son zamanlarda gelinen noktada, fena halde kafama takýlan, beynimi kurcalayan bazý sorularý da söylemem gerekiyor; hemen her doktorda olduðu gibi þevkimi kýran, verimimi düþüren, canýmý sýkan: Bu meslek gerçekten bizim düþündüðümüz kadar kutsal mý? Baþkalarý da onu bu kadar kutsal buluyor mu? Kutsalsa, kutsallýðýn deðeri bu mu?..

 

Gerçek þudur ki; otuz yýl sonra bugün, canlý varlýkla uðraþan, sanatýný eþref mahluk olan insanda icra eden, mesleðini yürütürken her hâl-ü kâr’da “baþarmak” durumunda olan, zaman-mekan ve hâlden müstaðni olarak ömrünü insan saðlýðýna adayan ve bu sebeplerle dünyanýn en zor iþini yaptýðýna inanan bir insan olarak doðrusu biraz hayal kýrýklýðý yaþýyorum... “Ortaokulu bitirince Türkiye’deki yerim ne olacak?” diye sormuþtum kendime ya, kýrk bir yýl önce! Cevabýný buldum sonunda; “birkaç milyon düz memurdan biri!..”

 

Bu mizahi üsluplu bu kitap, aðýrlýklý olarak “duruma uygun” ve belli bir amaca matuf olarak yazýlmýþ fýkra ve anekdotlardan oluþmuþtur. Çoðu, gerçek bir hikâye olan anekdotlardan bazýlarýnda, olayý daha hayatýn içinde,  daha canlý ve esprili tutmak için gerçek isimler kullanýlmýþtýr. Çünkü fýkralar, yaþanmýþ veya yaþanmasý muhtemel olaylardýr. Ve derler ki, “Fýkra sansür edilmemeli, kimseyi gücendirmemeli, yerinde ve zamanýnda anlatýlmalýdýr. Fýkra ancak böyle olursa, anlatanýn olmak yalnýzlýðýndan kurtulur, halk’a mal olur”.

 

Bu sebeple kitabýn bazý bölümleri bazý kiþi veya kesimlerce, bazý deðerlere mugayir bulunabilir… Mizahýn duygudan çok düþünce ve zekâya hitap ettiðini unutmamak gerekir. Buradan yola çýkarak þunu söyleyebilirim ki bu kitabýn sadece, “insanlarý güldürmek” amacýyla yazýlmýþ olduðunu düþünenler ilerleyen sayfalarda yanýldýklarýný göreceklerdir. Mizah anlayýþý yüksek, duyarlý ve zeki milletimizin beni anlayacaðýndan eminim.

 

Çok bilinen bir þeydir: Ýnsanýn doðduðu ya da yaþadýðý çevre ve coðrafya onun kimliði, karakteri ve ruhsal dünyasýnýn oluþmasýnda önemli bir yer tutar… Bu anlamda denebilir ki Karadenizli için fýkra üretmek, espri yapmak, ilginç anekdotlar aktarmak tabiat olaylarý kadar doðal bir þeydir. Derenin, tepenin, yaðmurun, çamurun, denizin, daðýn, hulasa her türlü hareketliliðin ortasýndaki bölge insaný her þeye biraz “bir varmýþ bir yokmuþ” gözüyle bakar. Kolaylýðýn kaynaðý belki de buradadýr… Ben de bir Karadeniz’liyim. Bu sebeple, bir göz doktoru olmama raðmen mizah aðýrlýklý böyle bir kitap yazmak, zaman aldý almasýna ama “benim için çok da zor olmadý” diyebilirim.

 

Belki, kitapta “kendini anlattý” diyenler olacaktýr ama aslýnda anlattýðým; acý-tatlý, iyi-kötü yönleriyle herhangi bir doktordu, herhangi bir doktorun hayatýydý.. Evet, belki çoðu anekdotta ben varým, doðru… ama sadece bir “konu mankeni” olarak… Amaç, bütün bunlarla yetiþkin hekimlere ne olduklarýný, genç doktorlara ne olmalarý gerektiðini ve ne olacaklarýný hatýrlatmak, doktor olmayan okuyucuya ise farklý bir açýdan da olsa doktorun dünyasýný tanýtmaktýr. Bu okuyucular belki, “Caným bu kadar da sulu olunur mu ya da  tarafgir olunur mu?” diye düþünebilirler ama unutmayalým ki doktor da bir insandýr; o da yaþýyor, onun da bir defalýk ömrü var ve bu hakkýný bu ülkede, bu toplumda, bu coðrafyada kullanýyor!..

 

Bu kitap, mutluluðu ve huzuru bir türlü yakalayamayan ülkemizde, son yýllarda önemli ölçüde statü kaybeden ve bu sebeple genele göre daha da karamsar olan doktorlar için; sorunlarý farklý bir bakýþ açýsýyla dile getirmek, tekdüze giden hayata birazcýk renk katmak ve hayatý hiç olmazsa kitabýn okunduðu anda yaþanýlýr kýlmak amacýyla yazýlmýþtýr. “Neden böyle bir kitap?” diye soranlara ise kýsa ve öz olarak “Valla, camia olarak için düþ(ürül)düðümüz bu sindirilmiþliðin içinde ne yaptýysak olmadý, sonunda iþi deliliðe vurduk.” diyorum.

 

Doktorluk mesleðinin layýk olduðu yere yücelmesi dileðiyle…

 

…Evet, önsöz bu kadar… Bir de bu kitabýn ithafý var. Bilindiði gibi “ithaf” kitabýn ilk sayfasýna yazýlýr; elbette ben de öyle yaptým ama þunu hemen söylemeliyim ki bunu okuyan herkes “Hocam kitabýn ortasýndan konuþmuþsun” diyor! Takdir elbette okuyucunun.

 

Ýþte o ithaf:

 

Hemen her ailede görülenlerden biriydi;

“Uyma onlara, doktorsun, senin kolunda altýn bilezik var.”

demiþti bana babam, yýllar önce; mal mülk paylaþýmý yapýlýrken...

Kötü olmamý istememiþti büyüklerimle herhalde, bütün babalar gibi.

 

Sözü yanlýþ deðildi aslýnda, deðerliydi çünkü o zamanlar;

sevgi, saygý, sosyal statü, maddi kazanç, manevi haz vesaire...

Nerden bilsindi böylesine ayarýyla oynanacaðýný altýn bileziðin,

ayaða düþürüleceðini mesleðin?!

Tamam, eskilerdendi ama ömr-ü hayatýnda görmemiþti ki böyle bir þeyi!

 

Ben babamý tanýrým; bugün de olsa ayný þeyi söylerdi eminim: “Oðlum senin kolunda…”

 

Ýmitasyonu duymamýþtý ki rahmetli,  nasýl ayýrsýndý tenekeyle altýný?..

Makyavelizmi, pragmatizmi, psikanalizi de iþitmemiþti,

nasýl yapsýndý popülizm esiri olmuþ birtakým insanlarýn kiþilik analizini?

Kâhin deðildi ki o!..

 

Aziz hatýrasýna… Ruhu þad, mekâný cennet olsun.

 

2010-06-11

SON YAZILARI

“Asker’e Son Mektup”un Ardýndan (1-2) “Vekil” mi seçiyoruz yoksa “liste seçimi” mi yapýyoruz? MHP’nin geldiði nokta Yahudi’yle Kürtleri, kardeþ göstermeye çalýþanlar! “Ýnsan Politik Hayvandýr”dan Nükleer Enerjiye!.. (1-4) Ecevit’in yaptýðýndan ne farký var? AK Parti’nin “ölçü” ile imtihaný Sayýn Baþbakaným! Sadece “Ýki Dakika”, Please!.. Çýktým erik dalýna anda yedim üzümü (1-4) BAÞBAKAN!?.

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Artvin'de Ayý Saldýrýsý
Artvin’in Yusufeli ilçesinde ayýnýn saldýrýsýna uðrayan bir kadýn hastanede tedavi altýna alýnd

HABER YORUMLARI


VÝDEO HABERLER

Rizespor TRT`nin Konuðuydu
Trt Spor ekranlarýnda yayýnlanan Berfu Haþýoðlu`nun sunduðu `Gerçek Futbol` programýnýn konuðu
TATÝLMERKEZÝ.COM

Erken Rezervasyon Fýrsatlarý Devam Ediyor.
Tatil Keyfi Burda Baþlar.
Ekonomik Ve Ucuz Tatil fýrsatlarýmýzý Kaçýrmayýn
Tatil Rezervasyon Ýçin 444 00 82

 

TERMAL OTEL
WEB HOSTING |