23 Mayýs 2012 Çarþamba

Gunluk Gazeteler

Anketler

“ASKER’E SON MEKTUP”UN ARDINDAN (1-2)

  Prof. Dr. Þaban ÞÝMÞEK

          
         “ASKER’E SON MEKTUP”UN ARDINDAN (1-2)

Aslýnda, 2009’un son günleri ve 2010’un baþlarýnda “Asker”le ilgili epeyce makale yazmýþtým. Önce, “Bir Darbe Zanlýsýnýn Kiþilik Analizi” baþlýðý altýnda “Balyoz” davasý sanýðý bir albayýn kiþilik analizini yapmýþ, ardýndan “Endiþesi Olanlar Ýçin Askeri Darbeye Karþý Ýlaç” adýyla bir anekdot sunmuþ, sonrasýnda da ülkemiz insanýnýn geleneksel olarak ordu’ya bakýþýný, “Göz Bebeðimiz ‘Peygamber Ocaðý’ ve Ordu” adlý yazýyla iþlemiþtim. O günlerde, darbe giriþimlerinin su yüzüne çýkmasý sonucu milletimizde, ordumuza karþý bir güven kaybý geliþtiðini gözleyince de “Güven Duygusu ve Ordu-Devlet Ýliþkisi”ni ele almýþ, 3 yazýyla konuya açýklýk getirmeye çalýþmýþtým... En sonunda yazdýðým yazýnýn baþlýðý ise “Son Mektup: Sayýn Genel Kurmay Baþkanýmýz, lütfen!..” idi.

“Son Mektup”... Evet, O yazýda, bizzat, zamanýn Genel Kurmay Baþkaný’na seslenmiþ;

“Günümüz Türkiye’sinde askeri, yargýsal ya da sivil(!), her neyse darbe yapmanýn zemini ve yeri yoktur.” cümlesiyle baþlayarak,

“...Evet, son durum bu Sayýn Genel Kurmay Baþkanýmýz. (...)

Söz; biz unutmaya hazýrýz...

“60, 70, 80, 90 küsur, 2000’ler, Ayýþýðý, Yakamoz, Kafes, Eldiven, Sakal, Çarþaf, Balyoz” filan demeyeceðiz...

Aksine;

“Bizi bugüne dek düþmandan korumuþ ve bundan sonra da koruyacak olan ordu bu ordu” diyeceðiz.

“Bu bizim ordumuz; yani Ben, Sen, O, Biz, Siz, Onlar’dan oluþan hepimizin ordusu” diyeceðiz...

Ve gerektiði zaman da hatýrlatacaðýz; “Ordu sadece size, sizlere ait bir meta, bir olgu, bir mefhum deðil, bu sebeple sorumluluðu da sevabý da günahý da hepimizin!”

Baþka ordumuz yok çünkü!..

Dolayýsýyla, Sayýn Genel Kurmay Baþkanýmýz, bu kadar “milletin” olan “bir ortak deðer” üzerinde kendi baþýnýza karar veremezsiniz. Böyle bir yetkiyi tek baþýna kendinizde göremez, bu sorumluluðu taþýyamazsýnýz!.. Demem þu ki; darbe ve darbecileri þu ya da bu þekilde korumaya çalýþarak durumu kurtaramazsýnýz. Bu insanlarýn, hiç hak etmediði halde ordumuzu içine düþürdükleri bu “güvenilmez, darbeci, sýr dolu” kimlikli imajdan kurtaramazsýnýz!..

Nezaket anlamýnda sýkça kullandýðým “lütfen” kelimesini bu anlamda hiç de kullanmak istemezdim ama boynumu büküyor ve tekrar ediyorum: Sayýn Genel Kurmay Baþkanýmýz, lütfen!..”

þeklinde devam etmiþtim.

Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözüne atýfla;

“...Peki, “efendilik” böyle mi olur?.. Evet, siz de kabul edeceksiniz ki olmaz. O zaman sizce Atatürk bu sözü niye söylemiþti?.. Uyulmasýn diye mi?.. Yoksa Atatürk sürç-ü lisan mý etti ya da milleti kandýrmak, aðýzlara bir parmak bal çalmak için mi sarf etti bu sözleri?.. Sürç-ü lisan ona yakýþmayacaðýna, milleti kandýrmak gibi bir niyeti de olamayacaðýna göre Atatürkçü’yüm diyen bir insan ya da kurum nasýl bunun tam tersini yapar?.. Nasýl kendini efendi yerine koyar da köylüyü-milleti “cahil, bir þey bilmez, kendi kararýný kendi veremez, aciz insanlar” olarak görür?..

Hayýr, ben bunu kabul etmiyorum. Milletimiz de bunu kabul etmiyor. Siz de bunu böyle kabul edemezsiniz!.. Anlayýþýnýzý deðiþtirin. Bu devleti oluþturan her kurum gibi milletin efendisi deðil hizmetçisi olun. Ve subaylarýnýzý buna göre yetiþtirin, kurumunuzu buna göre düzenleyin, görevinizi buna göre yapýn; hem de vakit geçirmeden, gözden düþmeden ve ordumuzu daha fazla gözden düþürmeden... Kurmay olduðunuzu hatýrlayýn. Kurmaylar ve gerçek askerler düþmesini de düþtükten sonra kalkmasýný da bilirler; eminim ki siz de biliyorsunuzdur. Kazanmak için, yeniden dirilmek için ayaða kalkmaktan baþka çareniz yok.

Evet, ayaða kalkmalý ve kazanmalýsýnýz. Millet için kazanmalýsýnýz. Milletin gönlünü yeniden kazanmak için kazanmalýsýnýz. Lütfen, daha fazla ayak sürtmeyin ve ordumuzun imajýný çizdirmeyin. Varlýðýyla gurur duyduðumuz þanlý ordumuzu, bu gözü dönmüþ, darbe ile aklýný bozmuþ üç beþ ya da daha fazla her neyse, hasta insana kurban etmeyiniz... Temizleyin bu pisliði!..

Eðer buna gücünüz yetmiyorsa, bir manifesto hazýrlayýn ve her þeyi açýklayýn. Korkmayýn, çekinmeyin “devlet sýrrý” filan da demeyin. Çünkü bu devlet sýrlarý denen þeyler sýr kaldýkça, millet nezdinde, açýklanmasýndan daha tehlikeli bir hâl alýyor!.. Millet bu sýrlardan çekiniyor, sýr lafýný edenlerden uzaklaþýyor, kendini emniyette hissetmiyor, insanlara, kurumlara ve devlete olan güven duygusunu yitiriyor.

Belki bizatihi þahsýnýza olaný önemli saymayabilirsiniz ama sizin þahsýnýzda orduya olan güven duygusu zedeleniyor. Bunu kabul edemeyiz!.. Bu sebeple “Bu benim þahsi meselem” diyemezsiniz. Bu konuda sorumluluðunuz çok büyük...” demiþtim.

Gerçekten de “Son Mektup” tamlamasýnýn manasýna uygun olarak sözümde durdum ve o günden bugüne “Asker” hakkýnda bir daha yazý yazmadým. Ancak o günden bu yana, köprülerin altýndan çok sular aktý... “Su akmalar” þöyle dursun adeta “sularýn yataðý deðiþti.”. Zira, daha harp okullarýna adýmýný atar atmaz, kendini milletin velisi, efendisi, dokunulmaz, sorgulanamaz kimliðiyle devletin sahibi gören bir algýlamadan gelinen nokta çok ama çok farklý bugün, askerin. Genel Kurmay’daki davranýþ deðiþikliðini görmek, Asker’de kiþisel ve kurumsal olarak yaþanan büyük travmayý hissetmek ve onlarý anlamaya çalýþmak gerekiyor.

“Asker’e Son Mektup”un ardýndan... (2)  

Bugünkü Türkiye, eskisinden çok farklý. Demokratik normlarla beraber devlete, kurumlara, lâyusellik kazan(dýrýl)mýþ kiþilere bakýþlar deðiþti. Kerameti kendinden menkul “milli kutsal”lar konuþulamaz, sorgulanamaz, dokunulamaz olmaktan (büyük ölçüde) çýktý artýk.

12 Haziran seçimleri sonrasýnda, memleket sathýnda esen demokrasi havasý bu geliþmeleri daha da pekiþtirdi. Artýk “geçmiþteki bir makalemizden önceki haftaki yazýmýza taþýdýðýmýz cümlelerin benzerlerini sarf etmenin gereði kalmadý” diye düþünüyorum. Ufukta, vesayet rejimini sürdürecek bir zemin gözükmüyor. Millet, iradesini ortaya koydu; “Özgürce yaþamak istiyorum” dedi.. Resmini çizmek gerekirse; kurumlar ve kiþiler, eller “rahat” pozisyonunda, demokratik hizaya girmiþ durumda.

Þimdi þu haberlere bir göz atalým...

- Balyoz Darbe Planý soruþturmasý çerçevesinde 4 muvazzaf amiral, 2 eski kuvvet komutaný, 2 eski ordu komutaný olmak üzere 21’i general, 27’i subay ve 1’i astsubay toplam 49 kiþi polis tarafýndan gözaltýna alýndý... Gözaltýna alýnanlardan 31’i tutuklandý.

- Sanýklarý general deðil uzman çavuþlar götürdü...

- Kenan Evren, Tahsin Þahinkaya 31 yýl sonra savcýnýn önünde.

- Eskiþehir belgeleriyle ilgili olarak Ýstanbul Adliyesi’nde 3 saat ifade veren Harp Akademileri Komutaný Orgeneral Balanlý, sevk edildiði mahkemece tutuklandý.

- “Balyoz Darbe Planý” soruþturmasý kapsamýnda Ýstanbul Nöbetçi 14. Aðýr Ceza Mahkemesi’nce sorgulanan Hava Harp Okulu Komutaný Tümgeneral Ýsmail Taþ “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren ortadan kaldýrmaya teþebbüs” suçundan tutuklandý.

- Hasdal’da 33. General...

...Evet, (bana göre kendini bilmez) bir tuðgeneralin ülkenin baþbakaný için, üstelik üniformasý sýrtýndayken, açýktan “Pezevenk” dediði ve sonuçta hiçbir yaptýrýma uðramadýðý, bilgi vermeleri için TBMM Komisyonlarýna çaðrýlan yüksek rütbeli askerlerin oralý bile olmadýðý, emir komuta ile yargýçlara Asker tarafýndan brifing verildiði, ameliyat olan bir bakan arkadaþýný (makam arabasýyla) ziyarete giden diðer bir bakanýn, (askeri) hastanenin kapýsýndan içeri sokulmak istenmediði bir Türkiye’den gelinen nokta burasý bugün...

Olay çok büyük ve önemli.. Öncelikle ve özellikle “peygamber ocaðý” ya da “göz bebeðimiz” diyerek belki fazlasýyla yücelttiðimiz, ama günlük tartýþmalarýn, politikalarýn dýþýnda kalmak þartýyla gerçekten de güçlü ve deðerli bir konumda olmasý gereken ordumuzu ilgilendiriyor konu; zor zamanda canýmýzý, malýmýzý, namusumuzu, vatanýmýzý koruyacak olan ordumuzu...

Bu sebeplerle, aklý baþýnda hiç kimse, genel manada elbette “hayra vesile” olarak görülmesi gereken tüm bu geliþmeler için sadece “Ohhh, ne iyi olmuþ” deyip el avuç ovuþturarak oturamaz. Onlarý tanýmamýz ve anlamamýz gerekiyor. Ordu, hem kurum hem de personel öznesinde çok ciddi problemlerle karþý karþýya durumda bugün. Bütün bunlarla giderek zayýflýyor. Ve hepimiz biliyoruz ki baþka ordumuz da yok... Bu sorunsalýn en az ziyanla aþýlabilmesi için, yaþananlarýn ilgili kiþi ve kurumlarda yarattýðý büyük travmayý görmemiz, meseleye tek taraflý bakmaktan kurtulmamýz gerekiyor.

Travma, týp literatüründe, “canlý üzerinde beden ve ruh acýsýndan önemli ve etkili yaralanma belirtileri býrakan yaþantý” olarak tanýmlanmaktadýr. Özel olarak psikoloji’de ise; “bireyin gerektiði gibi bir tepki gösteremediði, üzerinde durduðu halde çözüme kavuþturamadýðý durumlarý” ifade eder.

Ruhsal travmanýn en önemli sebeplerinden bazýlarý; duygusal tacizler, sevgisiz ortam, aldatýlma, yoksunluk duygusu gibi iç güdüsel gerilimler ile deðer verilmeme, sahip olunaný kaybetme, sosyal statüde gerileme gibi hallerdir... Böyle bir yaþantý bilinç kontrolünden çýkar.

Ruhsal travma sonrasý kiþide “stres bozukluðu” geliþir. Bir takým duygular yoðunlaþýr: sorumlulara yönlendirilmiþ bir öfke, kayýplara iliþkin yoðun üzüntü-piþmanlýk-karamsarlýk, korku-panik-çaresizlik hissi oluþur.

Sonuçta kontrolsüz, güvensiz, denetimsiz hareketlerin yoðunlaþtýðý “kaotik” bir dönem baþlar. Çevrede olup bitenlerin farkýna varýlamaz ya da farklý algýlanýrlar. Kiþi kendini boþlukta hisseder. Yaþadýklarýnýn gerçek olduðuna inanmaz. Yaþanan bu kaos sonrasý, “neler olduðunun anlaþýlmaya çalýþýldýðý”, ardýndan da ruhsal travmaya konu olan her þeyden uzak durulduðu “kaçýnma” dönemi gelir.. En sonunda “yeniden deðerlendirme” safhasý vardýr ki birey bu dönemlerde olayý anlamaya ve yaþantýsýnýn bir yerine koymaya, sindirmeye çalýþýr.

Aslýnda yaþananlar hiç de olaðan þeyler olmadýðý için bireyin verdiði tepkileri normal karþýlamak gerekiyor.

Ben bu süreçte Sayýn Genel Kurmay Baþkaný Iþýk Koþaner’ýn takýndýðý demokratik tavrý olumlu buluyor ve zat-ý alilerini kutluyorum. Bir tepe yöneticisi olarak yaptýðý iþin, (yeni çýkarýlan kanunlarýn hükmü bile olsa) mesela silah arkadaþlarýnýn yargýlanabilmesi için verdiði onaylarýn ne kadar zor olduðunu hissedebiliyorum. Zor, gerçekten zor. Ama hastalýk gangren halini almýþsa, ameliyata direnmenin de anlamý olmuyor gerçekten. Ancak bu basireti gösterebilenler için yaþama þansý vardýr çünkü... Teþekkürler Sayýn Koþaner.

2011-06-25

SON YAZILARI

“Asker’e Son Mektup”un Ardýndan (1-2) “Vekil” mi seçiyoruz yoksa “liste seçimi” mi yapýyoruz? MHP’nin geldiði nokta Yahudi’yle Kürtleri, kardeþ göstermeye çalýþanlar! “Ýnsan Politik Hayvandýr”dan Nükleer Enerjiye!.. (1-4) Ecevit’in yaptýðýndan ne farký var? AK Parti’nin “ölçü” ile imtihaný Sayýn Baþbakaným! Sadece “Ýki Dakika”, Please!.. Çýktým erik dalýna anda yedim üzümü (1-4) BAÞBAKAN!?.

YORUMLAR

Halktan biri 2011-07-03
Peygamber ocaðý
Evet sözünü ettðiniz ve mukaddes saydýðýmýz asker ocaðý mensuplarý,sizler ve askerlermizi doðuran anneler bizim en deðerli varlýklrmýz deðilmidir?Hani her zaman þu mabarek sözü söyler dururuz.''Cennet analarýn ayaðý altýndadýr.''PEKÝ ANALAR TABÝÝ HALLERÝLE NEDEN GARNÝZONLARA ALINMAZLAR.Yiðitleri doðuranlar yiðit olamýyorlarmi?
KÖÞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Artvin'de Ayý Saldýrýsý
Artvin’in Yusufeli ilçesinde ayýnýn saldýrýsýna uðrayan bir kadýn hastanede tedavi altýna alýnd

HABER YORUMLARI


VÝDEO HABERLER

Rizespor TRT`nin Konuðuydu
Trt Spor ekranlarýnda yayýnlanan Berfu Haþýoðlu`nun sunduðu `Gerçek Futbol` programýnýn konuðu
TATÝLMERKEZÝ.COM

Erken Rezervasyon Fýrsatlarý Devam Ediyor.
Tatil Keyfi Burda Baþlar.
Ekonomik Ve Ucuz Tatil fýrsatlarýmýzý Kaçýrmayýn
Tatil Rezervasyon Ýçin 444 00 82

 

TERMAL OTEL
WEB HOSTING |