|
Evet, sayýlý günler çabuk geçiyor. Erdoðan, Kýlýçdaroðu, Bahçeli, vs derken, bu seçim kampanyasýnýn da sonuna geldik: Laf cambazlýklarý, çýlgýn projeler, sýfýr katký ile aileyi sigortalayan-karþýlýksýz alýþveriþ imkaný sunan sihirli kartlar, kasetler, kavga-gürültü... Yarýn sandýk baþýna gidilecek ve dört yýl daha bizi kimlerin yöneteceðine karar verilecek.
Bunlar bilinen þeyler. Benim sormak ve dikkati çekmek istediðim nokta þu: Yarýn, gerçekten, seçilecek milletvekillerini biz mi seçmiþ olacaðýz?
Bu soru belki bazýlarýna anlamsýz ve anlaþýlmaz gelebilir. O zaman daha basit bir þekilde soralým: Adayý olduðu partiye oy vermek suretiyle milletvekili yapacaðýnýz insanlardan hangisini, ne kadar tanýyorsunuz? Söz hakkýnýz olsaydý onlarý aday yapar mýydýnýz? Aday adaylarýnýn aday olmasýnda herhangi bir katkýnýz oldu mu?
Peki, soruyu þöyle sorsak: Biz yarýn gerçekten, özgürce, seçilmesini istediðimiz insanlar için mi oy kullanacaðýz yoksa birileri tarafýndan (liderler) oluþturulmuþ (seçilmiþ) listeler arasýnda bir tercih mý yapacaðýz. Bir listeyi mi onaylayacaðýz? Yani Ahmet bey, Mehmet bey, Fatma haným için mi oy kullanacaðýz yoksa A partisi, B partisi, C partisi(nin listeleri) için mi?
Mesela þöyle düþünebilir miyiz: Ýlimizde A partisinin listesinde 3 iyi isim var ama 1 tane de milletvekilliðini hiç yakýþtýramadýðýmýz var. B partisinde ise 3 isim yaramaz ama 1 isim de gerçekten çok deðerli. Oysa tam da Mecliste olmasý gereken bir kiþi... Tamam, A Partisindeki 3 ismi seçeyim ama 4. isim olarak da B Partisindeki o deðerli insana oy vereyim. Böylece bizi (ilimizi) çok yetkin bulduðumuz bu dört isim temsil etsin!..
Evet, þartlandýrýldýðýmýz sistem içinde ne kadar uçuk bir düþünce deðil mi?.. Oysa düz mantýkla bakýldýðýnda, hiç de anlamsýz gibi görünmüyor... Böyle bir sistem yapmak çok mu zor? Sanmýyorum. Birtakým sorunlar yaþanmýþ olsa da ÖSYM’de 2 Milyon’a yakýn öðrencinin her biri için ayrý soru kitapçýðýnýn hazýrlanabildiði (ya da hazýrlanmasý düþünülen) bir seçme (sýnavý) seviyesine ulaþýlmýþken, bu tür düþünceleri saçma bulmamak gerek.
...Bir þeyler yapmak lazým. Yoksa bugünkü þekliyle seçimler gerçek bir seçim deðil, demokrasi de gerçek bir demokrasi. Yani sonuçta biz, yarýn, liderlerin oluþturduðu listeler arasýnda bir tercihte bulunacaðýz: Erdoðan’ýnki mi, Kýlýçdaroðlu’nunki mi ya da bir baþkasýnýnki mi?.. Birini onaylayacaðýz. Sözün özü: liderlerin esiriyiz...
Þimdi bu noktada, yine uçuk (gibi gelecek) bir soru daha sormak istiyorum. “Bu seçimlerin, mesela Suriye’dekinden ne farký var?” Ýsterseniz buna ben cevap vereyim: Aslýnda, özde hiç de bir farký yok. O gibi ülkelerde de seçim yapýlýyor; lider (buna diktatör de diyebiliriz) bir milletvekili listesi hazýrlýyor ve halkýn oyuna (aslýnda onayýna) sunuyor. Yani orada da milletvekili olacaklarý belirleyen bir “güçlü adam” var. Bizimkiyle farký: “güçlü adam” onlarda bir tane, bizde ise parti lideri sayýsý kadar. Ve biz, Suriye’deki gibi (zaten baþka liste olmadýðýndan) zoraki bir listeyi deðil de “lider sayýsý kadar liste” arasýndan birini tercih ediyoruz. Sadece böyle bir þansa sahibiz, o kadar!..
Liderler ne derse desin; demokrasimiz bu ve benzeri yönleriyle eksik, aksak ve ayýplý bir durumdadýr... Çözüm?.. Aslýnda zor deðil. Sadece iki maddelik bir deðiþiklikle demokrasimizde ciddi bir ilerleme saðlanabilir.
- Ýnsanlar deðiþik partilerden adaylarý olmasa da üyesi olduðu partinin adaylarýný seçebilmelidir. Bunun için partiye (cüzi miktar da olsa) aidatýný veren her vatandaþ oy kullanmak suretiyle ilindeki milletvekili (ya da belediye baþkaný) adaylarýný belirleyebilmelidir. (Bu noktada, listeler oluþturulurken liderlere, yakýn çalýþacaðý insanlarý -mesela milletvekili sayýsýnýn %10-20’si gibi- doðrudan seçme þansý verilebilir)... Ýnsanlar ancak bu durumda, “Bu seçim benim de seçimimdir, bu çorbada benim de tuzum var” der ve vatandaþlýk bilinciyle ülkesine, milletine karþý sorumluluk duyar.
- Artýk istikrar epeyce süre saðlandýðýna ve pek çok kurum da yerli yerine oturtulduðuna (!) göre milyonlarca oyun çöpe gitmemesi için “seçim barajý kaldýrýlabilir, kaldýrýlamýyorsa da % 5’lere indirilebilir” diye düþünüyorum. Bu oraný tutturamayan partilerin aldýklarý oylarýn da heba olmamasý için, mesela “Türkiye milletvekilliði” gibi bir statü oluþturulabilir. Partilere, aldýklarý oy yüzdesi oranýnda Türkiye milletvekilliði verilir. Bunlarýn sayýsý örneðin 100 kadar olabilir.
Diyelim ki seçimlerde birinci olan parti % 35 oy aldý ve 250 milletvekili çýkardý. Ýkinci olan parti de % 25 oy aldý ve 150 milletvekilliði kazandý. Barajý aþamayan bir küçük parti ise %1 oy aldý ve dolayýsýyla milletvekilliði kazanamadý. Bu yeni sisteme göre birinci olan parti 250 milletvekilinin yanýnda (%35’in karþýlýðý olarak) 35 milletvekili, ikinci olan parti de 150 milletvekilinin yanýnda (%25’in karþýlýðý olarak) 25 milletvekili daha kazanacaktýr. Bugünkü sisteme göre barajý aþamadýðý için hiç milletvekili çýkaramayan parti ise aldýðý %1 oy oranýnýn karþýlýðý olarak 1 Türkiye milletvekilliðine sahip olacak ve kendisine oy veren yaklaþýk 500 Bin seçmenin meclisteki temsilcisi olacaktýr... Ýþte ancak o zaman bu insanlar da kendisini dýþlanmýþ hissetmeyecek, “Bu meclis benim de meclisim” diyecek ve vatandaþlýk bilinciyle ülkesine baðlanacaktýr. Sanýyorum ki “Tek Devlet”in devamlýlýðýnýn geçtiði yol da burasýdýr.
Þimdi... Milletin sandýk baþýna gitme hususunda þevkinin kýrýlmasý endiþesiyle, “Tam da seçim üstü, böyle bir yazýnýn ne gereði vardý” diyenler olacaktýr, eminim. Belki, okursa (bugün kimse okumaz ya!) ya da duyarsa (bugün kimse duymaz ya!) lider konumundakiler de bozulacaktýr ama durum aynen böyle.
Bunlarý gizlemeye gerek yok. Sonuç itibarýyla, ülkemizde, hadi lider diktatoryasý demeyelim ama lider sultasý altýnda bir demokrasi oyunu oynanýyor... Her þeyi bu kadar çýplak görürken gördüðümüzü söylemeyelim mi yani? Kaç (sözde) seçim daha bekleyelim? Bir aldatmaca varsa, ya da yarým olan bir þeyin (demokrasinin) tamamlanmasýný istiyorsak bunda ne kötülük var? “Kula gölge olan Allah’a ayan” deðil mi. Üstelik ben kimseye “Kýþ ola baðlana yollarýn dostum” da demiyorum. Herkes yoluna gidiyor ve yarýn, milletin teveccühü oranýnda oyunu da alacak... Bütün söylediklerim geleceðimiz için.
|