23 Mayýs 2012 Çarþamba

Gunluk Gazeteler

Anketler

AK PARTÝ’NÝN “ÖLÇÜ” ÝLE ÝMTÝHANI

  Prof. Dr. Þaban ÞÝMÞEK

          
         AK PARTÝ’NÝN “ÖLÇÜ” ÝLE ÝMTÝHANI
 Seçim yaklaþtýkça daha da belirginleþti… Evet, 12 Haziranda yapýlacak genel seçimleri Ak Parti kazanacak. Bundan kimsenin þüphesi yok artýk (Aslýnda bu ayrý bir yazý konusudur ama þu kadarýný söyleyeyim, beklenildiði kadar kolay ve söylenildiði kadar yüksek bir oy oranýyla olmayacak gibi geliyor bana! Zira özellikle bazý illerde gösterilen adaylarýn sosyolojik tabanla çok da alakasý yok. Hangi saiklerle böyle tercihler yapýldý bilemiyoruz ama bildiðim bir þey var: Galiba Sayýn Baþbakanýn bu seçim kampanyasýnda, öncekilere göre çok daha fazla çalýþmasý gerekecek!.. Eminim öyle de yapacaktýr lakin kalan þu iki ay içerisinde ömründen de en az iki yýl daha (yaþlanma anlamýnda) yiyecektir. Ne diyelim; tercih kendi tercihi, strateji de kendi stratejisi. Allah kolaylýk versin.)
…Doðru; demokrasidir, serbest seçimlerdir, halk ne derse o olur (aslýnda burasý biraz þüpheli ya, her neyse!), kimi isterse onu seçer vs. Evet de mesele tam bu noktada baþlýyor iþte. Ýster seçim sistemindeki yanlýþlardan, ister siyasi partiler kanunundaki eksiklerden, ister milletin yanlýþ tercihinden (!) olsun genel tabloya þöyle bir bakýldýðýnda görünen fotoðraf, demokrasinin geliþmiþliði açýsýndan hiç de ferahlatýcý deðil.
TBMM çatýsý altýnda yeterli muhalefet yok ve yakýn gelecekte de olacak gibi görünmüyor. Dýþarýdaki muhalefetin (STK lar, medya, aydýnlar vs.) durumu parlak deðil. Yargý’da (özellikle yüksek yargý’da) yapýlan deðiþiklikler ve çýkarýlan kanunlar o cenahýn da direncini (aslýnda siyasallaþmýþ ideolojik yapýlanmayý) törpülemiþ bulunuyor. Bu arada, Asker’in siyaset üzerindeki vesayeti (hizaya getiren gücü!) ise (þükür ki) büyük ölçüde kýrýlmýþ. Bütün partilerde (eskisinden daha da güçlü bir þekilde) lider sultasý hâkim. Milletvekillerinin neredeyse (gerektiðinde zülfü yâre de dokunabilen, adam gibi) söz söyleme hakký yok.
Egemenliðin kayýtsýz þartsýz sahibi olan milletin temsil edildiði Yasama organýnýn Yürütme, onun da Baþbakan’ýn emrine girmiþ olduðu gibi bir görüntü veriyor devlet organizasyonunun çatýsý.
Evet, kimse kýzmasýn ama toplumun genelinde (Bir kýsým Ak Parti’liler de dahil) algýlanan “memleket manzarasý” bu. Bundan korkan “Nereye gidiyoruz?” “Ýdollükten diktatoryaya mý?” diye soran insanlarýn sayýsý hiç de az deðil. Öyle bir korku var ve bu laikten liberaline, Alevi’sinden Sünni’sine, CHP’lisinden AK Parti’lisine giderek yayýlýyor.
Ülke idaresinin bütün yükü en yukarýdaki noktada toplanýyor ve bir kiþinin omuzlarýna biniyor; tabii yükle beraber bütün yetki de. Ve doðal olarak bu kadar yük ve yetkinin kontrolü zorlaþýyor; kontrolsüz bir güç söz konusu oluyor. Kanýmca asýl korkutan, gerçekte korkulmasý gereken de bu.
Bir kere üst kontrol yok (zaten demokrasilerde böyle bir þey söz konusu deðildir.) Yan kontrol, yani birbiriyle etkileþen eþit güçler (kuvvetler ayrýlýðý) ise yukarýda zikrettiðim gibi kayýplarda. Alt kontrole gelince… Burada söz konusu olan demokrasilerin vazgeçilmezi “seçimler”dir ki o, kelimenin tam anlamýyla “malûl” durumda.. Bunu bir cümle ile ifade edecek olursak, liderlerin hiçbir somut ölçüye dayanmadan seçtiklerini millet olarak onaylýyor ve bununla da “demokrasinin gereðini, olmazsa olmazýný yerine getirdik” diyoruz!.. Sonuçta tabii olarak ne gerçek bir “millet iktidarý” ne de “meclis muhalefeti” oluyor.
Oysa çok bilinen þeylerdir ki “her þey zýddý ile kaimdir”, “muhalefetsiz demokrasi olmaz” ve “kontrolsüz güç güç deðildir”. Böyle bir kontrolsüzlük aklý devre dýþý býrakýr, insaný sarhoþ eder. Ýktidar sahibine ölçüsüz cesaret verir, had aþýlýr. Ýtidal kaybolur, ifrat-tefrit baþlar. Kararlar makul ve mantýklý olmaktan çýkar. Muktedirlik duygusu benliði sarar, büyüklük vehmine kapýlýr insan; ayaklarý yerden kesilir, dayanýlmaz tutkular, beklenmedik arzular geliþir. Hak ve hakikatten uzaklaþýlýr, adalet duygusu zayýflar. Kutsal bir varlýkmýþ hissine kapýlýr insan; kendi aklýný beðenir, görüþlerinin mutlak doðru olduðuna inanýr, narsizm geliþir. Hoþgörüyü kaybeder, istiþareye önem vermez, ortak aklý reddeder. Olimpos Daðýnda Tanrý Zeus’un oðlu (!) misali; her durumun, her kurumun, her deðerin hatta her insanýn sahibi zanneder kendini!
Ýktidarýna halel geldiðini düþündüðünde ise bu halet-i ruhiyyeden olumsuzluklar doðmaya baþlar. Önce keskin bir buyurganlýk kendini gösterir sonra insanlarý konuþturmayacak, deðiþik düþünceleri yasaklayacak, farklý insanlarý dýþlayacak, parti içi ve dýþý muhalefeti yok edecek uygulamalara geçilir. Katý bir hükümranlýk dönemidir bu ki sakatlandýðý düþüncesine kapýldýðý durumlarda þiddete baþvurulur. Güç kaynaðýný liyakat ve maharetten almak yerine zorbalýða ve tahakküme yönelinir. Bu arada kapýkullarý, dalkavuklar aranýr ve onlara etkin görevler verilir... Bu süreç hýzla diktatöryaya doðru gider.
Kontrolsüz güçte, tek kelime ile her türlü “ölçü” kaçar. “Dikkatli, adil, hassas ve düþünceli olma, duygu, düþünce ve davranýþlarda dengeli ve kontrollü olarak yaþama hali” diye tarif edilen “ölçülü olmak” durumu bozulur. Nerede nasýl davranýlacaðý, hangi durumlarda nelerin ne ölçüde konuþulacaðýný bilme durumu ortadan kalkar. Davranýþ biçimleri deðiþir. Ölçülü iken, sahip olunan gücün “efendisi” olan insan ölçü kaybedildiðinde onun “kölesi” olma durumuna düþer.
Demokrat Partinin (yeni) Genel Baþkaný N.K.Zeybek "Milletvekillerinin, cumhurbaþkanýnýn, genel müdürlerin kim olacaðýna karar veren bir baþbakan” deyip ölçünün kaçýrýldýðýný söylüyor ama sözlerini “baþkan olduktan sonra da halifelik” isteyecek diye sürdürerek “Yezit” benzetmesi yapýyor ki, konuþurken gerçekte ölçünün bizatihi kendi tarafýndan nasýl kolayca kaçýrýldýðýna güzel bir örnek veriyor. Ölçüsüz, ölçüsüz olduðu kadar yakýþýksýz bir söylem Yoksa bu sözlerde hiç haklýlýk payý yok deðil; sadece ölçü (fena halde) kaçýrýlmýþ ve sonuçta hiçbir fayda da elde edilememiþ. Sokrates diyor ki: “Bir þeyi söylerken en az üç filtreden geçirmek lazým gelir: gerçeklik, iyilik ve iþe yararlýlýk. Bana söyleyeceðin þey doðru deðilse, iyi deðilse, iþe yarar deðilse bana bunun niye söylüyorsun ki?”
Aslýnda bu ölçüsüzlük, güçten etkilenenler için olduðu kadar gücü elinde bulunduranlar için de iyi deðil. Zira Hadis-i Þerif de buyuruluyor ki “Söz ve davranýþlarýnda ileri gidip haddi aþanlar helâk oldular.” Dünya’ya mal olmuþ anonim bir diðer güzel sözde ise “Tarih ihtiyatsýzlar için merhametsizdir” deniliyor. Ve unutmayalým: “Dünya bir gün bize haydi dýþarý diyecek.” (Lem’alar s:208).
Ak Parti’nin bu dönemdeki en büyük sýnavý kanýmca “ölçülü olmayý baþarabilmek” olacak.
2011-04-18

SON YAZILARI

“Asker’e Son Mektup”un Ardýndan (1-2) “Vekil” mi seçiyoruz yoksa “liste seçimi” mi yapýyoruz? MHP’nin geldiði nokta Yahudi’yle Kürtleri, kardeþ göstermeye çalýþanlar! “Ýnsan Politik Hayvandýr”dan Nükleer Enerjiye!.. (1-4) Ecevit’in yaptýðýndan ne farký var? AK Parti’nin “ölçü” ile imtihaný Sayýn Baþbakaným! Sadece “Ýki Dakika”, Please!.. Çýktým erik dalýna anda yedim üzümü (1-4) BAÞBAKAN!?.

YORUMLAR

rizeli 2011-04-29
hesap
Yüce Mevla,Habibine : yapamayacaðýnýz þeyleri niçin söylersiniz,(söyler durursunuz)demek suretiyle hesaba çekilmeden önce kiþi kendini hesba çekmelidir.Bu ilahi emirler doðrltusuda bir de Hz.Ömer(RA)in Hz.Ebubekre'' eðer Kitap ve Sünnete göre amel etmezsen seni kýlýcýmla doðrulturum ''sözünü de hatýrltýrm....!
KÖÞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Artvin'de Ayý Saldýrýsý
Artvin’in Yusufeli ilçesinde ayýnýn saldýrýsýna uðrayan bir kadýn hastanede tedavi altýna alýnd

HABER YORUMLARI


VÝDEO HABERLER

Rizespor TRT`nin Konuðuydu
Trt Spor ekranlarýnda yayýnlanan Berfu Haþýoðlu`nun sunduðu `Gerçek Futbol` programýnýn konuðu
TATÝLMERKEZÝ.COM

Erken Rezervasyon Fýrsatlarý Devam Ediyor.
Tatil Keyfi Burda Baþlar.
Ekonomik Ve Ucuz Tatil fýrsatlarýmýzý Kaçýrmayýn
Tatil Rezervasyon Ýçin 444 00 82

 

TERMAL OTEL
WEB HOSTING |