|
Hani kulaklarý çýnlasýn, þu eski ve meþhur, altý defa gidip yedi defa gelen ve ayný zamanda son geliþinden sonra bir de cumhurbaþkaný olan zatýn bir sözü vardý ya “demokrasilerde çare tükenmez” diye. Biz onu, malum zatýn daha pek çok þeyinde olduðu gibi orijinal zannetmiþtik. Meðer o da çakma imiþ. Zira örnekte olduðu gibi “komünizmlerde de çare tükenmiyormuþ”!.. Dahasý da var; benim akýllý ve meraklý kýzým resepsiyondaki görevli bayanlara sormaya devam ediyor çünkü: “Ýkiz olunca ne yapýyorsunuz?”
Henüz yeterince kapitalist olamadýklarýný gösteren baþka gözlemlerim de var. Mesela býrakýnýz komünizmin izlerini hâlâ üstünden atamayan Pekin’i, daha liberal gibi duran Þangay’da bile basit bir döviz bozdurmak iþlemi kelimenin tam anlamýyla iþkence. Yüz dolarý Yuan’a çevirmek ancak (içerde ve dýþarýda put gibi duran askerlerin beklediði) bankalarda mümkün olabiliyor ve iþlemi en az yarým saat sürüyor. Kimliðinizin fotokopisi alýnýyor, birtakým kâðýtlar imzalamak zorunda kalýyorsunuz vs.
Çin deyince akla gelen ilk imajlardan birisi de þüphesiz benim “kayýk çatý” diye tabir ettiðim yapý tarzý ve bu yapýlardaki kendine has renkleriyle özgün süslemeler, yýlanvari motifler. Ama bunlar çok az yerde korunabilmiþ. Bu bakýmdan Anadolu’da, Rumeli’de onlarca medeniyetten kalan binlerce tarihi eseri muhafaza etmede çok da kötü bir örnek teþkil etmediðimizi, hatta mesela yüzlerce camiyi yok eden Ýspanya’dan veya Balkan ülkelerinden çok daha iyi durumda olduðumuzu söyleyebilirim.
Çin’de her marka araba mevcut. Sokaklar özellikle Alman arabalarý ile dolu. Geleneksel Çin-Japonya çekiþmesi sanki bu ülkeden olan otomobil ithalatýný da olumsuz yönde etkilemiþ gibi görünüyor. Bu durum aslýnda o kadar da ilgimi çekmedi desem yalan olmaz. Benim asýl dikkatimi çeken ve olmayýþýna üzüldüðüm nesneler; çek-çek arabalarý. Hani þu kalkýk ince kaþlarý, uzun (birkaç) tel býyýklarý, klasik hasýr huni þapkalý çekicisi ve tahta tekerlekleri ile hayalimizde sakladýðýmýz o imaj. Hepsi motorize olmuþ; biraz eski süs verilmiþse de çekiciliðini tamamen kaybetmiþ maalesef.
Her þeye raðmen Çin, sekiz bin kilometrelik büyük duvarýyla (Çin seddi), bizim Kösem Sultan’ýn karþýlýðý olan Dragon Leydi (lady) ve Son (çocuk) Ýmparatorun derin izlerini taþýyan yasak Þehriyle, enfes Cennet Tapýnaðýyla, doða ve sanat harikasý Yazlýk Sarayýyla, Yasak Þehrin hemen dibindeki komünizmden kalan eski mahalleleriyle, vücuduyla tanklarýn önünde tek baþýna aþýlmaz bir duvar oluþturan direniþçinin o unutulmaz fotoðrafýyla hatýrladýðým Tienanmen Meydanýyla, eski ve tabii ki yeni Þangayýyla görülmeye deðer bir ülke.
Evet, Çin geçen haftaki yazýmda bahsettiðim kitabýn baþlýðýndaki gibi gerçekten uyanmýþ gözüküyor ama bu sakin bir uyanýþtan ziyade bir kâbustan kurtuluþ gibi bir þey; komünizm kâbusundan... Bir ölçüde zihinsel bulanýklýðý, þuursuzluðu, dengesizliði, entropiyi içinde barýndýrýyor. Hatta bu uyanýþ sonrasý “gördüðümüz, duyduðunuz, yaþadýðýnýz her þey delicesine” bile diyebilirim. Sanýrým Çin’i bekleyen asýl tehlike de bu atmosferde acýmasýz kapitalist düzenin oluþturacaðý sýnýflar arasý uçurumlar ve bunun sonunda gelmesi kaçýnýlmaz olan büyük sosyal patlamalar.
Çin’den dönüþümde hatýrladýklarým arasýnda elbette Sincan-Uygur Türklerinin esareti, üzerlerine hükümetten gelen siyasi ve ekonomik baskýlar (aslýnda asýl sorun bu bölgedeki zengin petrol yataklarý ve diðer yeraltý zenginlikleri) da var. Pekin’de kaldýðýmýz itibarlý otelin resepsiyonuna “Pekin Camii”ni sorduðumuzda profesyonelliklerinin gereði olarak hem Çin alfabesiyle hem de Latin alfabesiyle gayet düzgün yazýlmýþ adres kâðýdýný almýþtýk. Bu normal tabii. Asýl manidar olan görevlinin bize yardýmcý olmak, tehlikelerden korumak babýnda olsa gerek söylediði cümle idi: “Ama orasý Müslümanlarýn bölgesi”...
Pekin Cami yaklaþýk 1000 yýllýk bir camii. Temiz, düzenli bir mahallede ve yeþillikler içinde. Mimarisi biraz Çin, biraz Türkistan, sanki biraz da Selçuklu. Ama renkler tanýdýk ve Müslüman... Doðrusu bu duruma hem sevinmiþ hem de þaþýrmýþtým. Çünkü Müslüman mahalleleri, Türkiye’de de olduðu gibi bütün dünyada etrafýndan daha geri, daha düzensiz, daha, bakýmsýz ve daha kirli oluyor maalesef.
Dünya’nýn tamý tamýna öbür yanýnda, temel taþlarý tarihe döþenmiþ bu yapýdan semaya yükselen muhteþem ezan sesi, çoðu çekik gözlü 2 bin kiþilik cemaatle birlikte kýlýnan Cuma namazý, 15 milyonluk koca þehrin içinde azýnlýk da olsalar, namaz çýkýþýnda takkesiyle caddede dolaþma özgürlüðüne sahip 200 bin Müslümanýn varlýðý...
Son cümlem bu minval üzere: “Yarabbi çok þükür.”
|