|
Uzun zamandýr beynimi altüst eden bir sýr var: Bir insan isteklerine nasýl olur da zorlanmadan ulaþabilir? Veya insanýn istediðine ulaþabilmesi mümkün müdür? Ya da isteklerin sýnýrý var mýdýr? Yahut da isteklere sýnýr koymak doðru mudur?
Sonra bir söz dilime dolanýr oldu: “Vermek istemeseydi, istemek vermezdi.” Bu cümleden hareketle sýnýrlar ötesi sýrlarý sýr edindim kendime ve bu konuyla ilgili yazýlýp çizilmiþleri araþtýrmaya karar verdim. Ýslam coðrafyasýnýn dýþýna da taþtým arasýra. Eckhard Handler’in beynimi uçuran Bumerang Yasasýný tahlilini inceledim. Bizim inanarak kabullendiklerimizi Handler tecrübe ederek ve araþtýrarak teyit etmiþ.
Sonunda kendime sýr edindiðim sýrrýn, bizim sýrrýmýz olmasý gerektiðini düþünerek dertleþelim istedim. Ulaþtýðým beylik düþünceleri ruhuma tatbik ettim, inanýlmaz haz aldým. Yýllardýr listelediðim bu erdemin ortak vuruþlarýný kötülere ve kötülüðü karþý kullanmaya ne dersiniz? Bir de beklentisi dünya ile sýnýrlý olmayýnca insanýn uçasý geliyor.
Bir muhtaca uzatýlan dost eli evrendeki bir gücü harekete geçirir. Sonra da muhtaç olduðunuz bir zamanda size takdim edilir. Onun için evrene iyi þeyler gönderin ki, misliyle size geri gelsin.
Verdiðin kadar her zaman alýrsýn. Bazen de verdiðinden çok fazlasýný alýrsýn. O zaman ya verecek bir þeyin olmalý veya sahip olduklarýnýn bir deðeri. Ýyi þeyler evrene göndermelisin. Bu bir ayna hareketidir. Gönderdiðinden fazlasý geri gelir. Hem seni, hem de çevrendekileri aydýnlatmýþ olursun.
Napolyon Fransa tahtýna talip olduðu zaman “Efendim, siz imparator olamazsýnýz. Çünkü asil olmayanlarýn tahta çýkmasý mümkün deðildir.” sözleriyle eleþtirilince; “Beyler, benim asaletimde þimdi baþlýyor iþte.” diye cevap verir. Evren onun þiddetli arzusunu geri çevirmez ve amacýna ulaþmasýna ayna etkisiyle cevap verir. Asil bir hedefi olmayanlarýn diðer canlýlardan pek farký kalmaz.
Mýknatýs olmak mümkün deðildir. Ama her isteyen ýþýk olabilir. Ve herkes kendinde olan ýþýðý evrene gönderir. Sonra gönderilenler katlanarak herkesin kendine geri döner. Bunu “eksilerek çoðalýrýz, çoðaldýkça eksiliriz.” diye de ifade edebiliriz.
Albert Einstein “üzülme, baþýna gelen sadece ilahi bir planýn parçasýdýr.” der. Baþýna gelenlerin iyi mi kötü mü olduðunu yargýlamaya gücün yetmez. Bazen iyi zannettiklerin seni yer bitirir, kötü zannettiklerinde kurtuluþun olabilir. Hayatý olduðu gibi kabullenmeyi insanlýðýn gereði olarak kabullenmelisin. Avrupalý bir Hýristiyan’ýn þu duasý aklýmdan hiç çýkmýyor: “Tanrým, deðiþtirebileceðim þeyleri deðiþtirmek için bana güç ver, deðiþtiremeyeceðim þeyleri kabullenmek için irade ver. Ýkisinin arasýndaki farký anlayabilmek için de bana akýl ver.”
Bir insana tebessüm ederseniz evrene gönderdiðiniz arzularýnýz sizin her zaman yüzünüzü güldürecektir. Evren adalet daðýtmaz. Sizin emellerinizi katlayarak size iade eder. Onun için evrene gönderdiðiniz ýþýnlarýnýzýn sizi yememesine dikkat etmelisiniz. Evrene gönderilen mesajlar, düþünerek deðil yaparak ve yaþayarak gönderilir. Evren herkesin samimiyetini bilir ve ona göre yansýtma yapar.
Evrenle muhabbet hoþ olmuyor mu? Evrene gönderdiðimiz arzularýmýzý yaþarken niye birilerinin haksýzlýk yaptýðýný iddia ederiz o zaman. “Kulum beni nasýl düþünüyorsa ona öyle yaklaþýrým.” derken belki de bumerang yasasýný mý tarif etmiþ. “Mümin, müminin aynasýnýdýr” bunun için mi söylenmiþ acaba?
Bunlarý düþününce çok haz alýyorum valla. Bir de þu rüyada kapalý gözlerimle nasýl gördüðümü anlayabilsem! Hayat ne güzel tarif edilmiþ:”Ne edersen kendine, edersin kendi kendine.”
Sýkma kendini güzelim. Aklý verene, akýlsýzlardan farklý ne verdiðini düþün. Kullanalým aklýmýzý da bari bir iþe yarayalým.
Ne dersiniz?
|