|
Ýnsan doðasý gereði, baþkalarýný mutlu ederek mutlu olmaya çalýþan canlýdýr. Ýnsan, baþkalarý için yýrtýnýrcasýna servet edinmeye çalýþan ameledir. Lakin, Ýnsanoðlu ekseriyet itibarýyla bunun farkýna varamaz. Hep kendi mutluluðu için çalýþtýðýný, hep kendisi için servet edindiðini zanneder.
Bu uðurda gösterdiði mücadele insaný bazen kurallarýn dýþýna çýkarýr da farkýna bile varamaz. Öyle kuralsýzlýktýr ki, hakký olmayaný sahiplenmeye çalýþmak artýk gerekliliktir diye düþünmeye baþlar. Elde ettiði gücü egolarýnda kullanýr. Sahiplenme duygusu öyle çýlgýnca geliþir insanýn ki; baþkalarýnýn kazancýný kendi kazancýna dönüþtürmeyi maharet olarak algýlamaya bile baþlayabilir. Bu sahiplenmenin egoizm deðil de yaþamanýn bir gereði diye düþünerek kendini aldattýðýnýn bile farkýna varamaz.
Þapkayý armut aðacýna asalým ve mütalaa edelim!
Kazandýðýnýn tamamýný yiyebilecek insan var mýdýr? Kabullenelim artýk, herkes bir kiþilik yiyebilir. Ýstatistiklere bakarsak; fakirin beslenmesi lüks deðildir belki ama, zenginden daha serbesttir. Her zengin, fakirin iþtahýný bunun için kýskanýr. Zenginin beslenmede gösterdiði itina fakiri hiç ilgilendirmiþ midir?
Öyleyse tamamýna sahip olamayacaðýmýz þeyler için heba olmaya deðer mi? Ömrün kýsalýðýný kabullenelim artýk. Numara yaparak kendimizi kandýrmayalým. Geçmiþ ömrümüzü nasýl hissetmediysek, geçecek olaný da hissetmeyeceðiz, rol yapmayalým. Ne zaman biteceði garantisi olmayan otobüs duraðý kýymetindeki dünyayý aþýrý ciddiye alarak kendimizi heba etmeyelim. Mola verdiðimiz duraðýn güzelliði ne kadar süre bizi ilgilendiriyorsa, dünyadaki molamýz da o kadar bizi ilgilendirecek, unutmayalým. Bu bir!
Dünyaya bakýþ açýmýzý bu biçimde þekillendirdikten sonra gelelim mutluluk mevzuuna.
Þapka amutta dursun.
Mutlu etmeden mutlu alabilen var mý?
Hayatýn gündemini her zaman mutsuzlar belirler. Onun için insan, baþkalarýný mutlu ederek mutlu olabilen insandýr. Aslýnda hiç kimse kendi mutluluðu için çalýþmaz. Hep baþkalarýný mutlu etmek için yýrtýnýr. Bilir ki, mutlu edebildiðim miktarda mutlu olabileceðim. Aslýnda birçok insan bunu bilerek de yapmaz. Ýnsanlýðýn doðasý bunu gerektirdiði için fark etmeden yapar.
Bir ailede en mutsuz birey, o ailenin birinci gündem maddesi deðil mi?
Bir okuldaki en mutsuz öðrenci, okulun birinci gündem maddesi deðil mi?
Bir þehirdeki en mutsuz kiþiler o þehrin gündeminden hiç düþerler mi?
Bir devletin en üst organlarýnýn gündemindeki mevzular, mutsuz insanlarýn eylemleri üzerine kurulu deðil midir? Tarih þahittir ki; devletlerin iktidarlarýnda kimler olacaðýna hep mutsuzlar karar vermiþtir. Bu kararýn doðruluðunu eðriliðini tartýþabilirsiniz ama iktidarý belirleyenlerin mutsuzlar ordusu olduðuna itiraz edebilir misiniz? Mutlu kalmak istiyorsanýz, mutsuzlarý artýrmayacaksýnýz. Zira mutsuzlar genellikle yanlýþ karar verirler. Mutlu olmaya çalýþtýðýný zannedenler de bu kararlara katlanmak zorunda kalýrlar. Artýk eleþtirmenin de doðrularý haykýrmanýn da hiçbir sosyal anlamý yoktur. Tren kaçmýþtýr. Bu da iki!
Þapkaya tutma!
Hülasa-yý kelam: Dünya’yý kullanabildiðin kadar seveceksin. Sonsuz hayatýn içindeki 60 seneyi beyninde þiþirmeyeceksin. Mutlu olmak ve mutlu kalmak istiyorsan, kapsam alanýndaki insaný mutlu etmenin yolunu nasýl bulacaksan bulacaksýn. Zira, sen onu mutlu edemezsen, o seni mutsuz etmenin bir yolunu muhakkak bulacaktýr. Bu da üç!
Þimdi; sen armudun altýnda, þapka armudun dalýnda. Gidiyor musun? Þapkaný unutma. Hani mutlu olacaktýk!
“Þaþýran, 1’den baþlar”. 02/01/12
|