|
Son günlerde Milli Eðitimi öðretmenlerin yönetmediði/yönetmemesi gerektiði çok konuþulmaya baþlandý. Doðal refleks olarak, öðretmenler de bu durumdan memnuniyetsizliðini ifade etmeye baþladýlar. Sendikalar itiraz etti. Yandaþý, candaþý, gardaþý, rakibi… Herkes itiraz eder oldu.
Durumun geçmiþteki uygulamalarýný merak ettim.
Devlet-i aliyemiz öðretmenleri, eðitimi ve öðretmenlerin yönetimini bu güne kadar nasýl görmüþ? Benzer durumu cumhuriyet tarihi boyunca diðer bakanlýklar nasýl uygulamýþ?
Cumhuriyet tarihimiz boyunca öðretmenlere bakýþ açýsý, öðrencinin yaþý ile doðru orantýlý görülmüþtür. Öðrencisinin yaþýna göre öðretmene kýymet verilmiþtir. Ýlk mektep öðretmenlerine ilk mektep öðrencisinin yaþýna göre, yüksek tedrisat yapan okullarda öðretmenlik yapanlara da yüksek ihtimam gösterilmiþtir. Dolayýsýyla da, üniversitede öðretmenlik yapanlar orta tedrisat muallimlerini kendilerinin bir beden küçüðü, temel eðitim öðretmenlerini de en küçük beden olarak görmüþtür/görmektedir.
Bu durum sadece eðitimcilerin kendi aralarýndaki kategorizede kalmamýþ, devlet de bunu kabullenmiþtir. Yönetim, her zaman bu tasnife göre muamelede bulunmuþtur. Üniversitelerde öðretmenlikler en küçük uzmanlýk alanlarýna bölünerek; bir matematikte 20’nin üstünde birbirinden ayrý öðretmenlik dalý geliþtirmiþtir. Her uzmanlýk alanýný da titre ayýrarak; öðretim görevlisi-dr-yrd.dç.dr-doçent-prof þeklinde basamaklandýrma ihtiyacý duymuþtur. Oysa temel eðitimde býrakýnýz bir dersin bölünmesini, tüm dersler sadece bir kiþiye býrakýlmýþtýr. Maalesef ilk mektebin ve orta mektebin öðrencileri de öðretmenleri de Cumhuriyet tarihimizin bütün devirlerinde umduklarý itibarý görememiþtir. Bu kuþaklarýn, devletin hammaddesi olduðunun bilinmesine raðmen…
1930 yýlýnda çýkarýlmýþ ve halen yürürlükte olan 1702 sayýlý “ilk ve orta mektep muallimlerinin terfi ve tecziyelerine dair kanun” un 25. maddesinde aynen þöyle yazar: “Bir orta tedrisat mualliminin, orta derecede mekteplerde ders vermekten aciz olduðu iki talim sicili ile sabit olduðu takdirde muallim ilk mektep muallimliðine nakledilir.” Ýsteyen istediði gibi yorumlasýn!
Öðretmenliði o kadar hafife almýþýz ki!
40 günde öðretmen yetiþtirdiðimizi orta kuþak iyi bilir.
Daha dün 70 bin lisans diplomasý olan kiþiyi sýnýf öðretmeni yapmadýk mý? Arkeoloji eðitimi alanlar, tarla bitkileri mezunlarý, Hint dilleri eðitim alanlar sýnýf öðretmeni yapýldý. Bunlardan uzmanlýk alanýna kaçabilen kaçtý. Öðretmenlikten zevk alanlar veya bir yere gidemeyenler de durumu idare etmiyor mu? Öðretmenlik eðitimi alanlarýn aldýklarý eðitimin, öðretmenlik için yeterli olup olmadýðý da ayrý bir yaradýr. Þu anda hiçbir öðretmenin, öðrendiði ve eðitildiði metotlar yürürlükte deðildir. Müfredatýmýzýn deðiþim süreci malum. Dün kara dediklerimiz, bugün bembeyazdýr artýk. Daha dün, bugünkü teknikle okuma- yazma öðrettiði için beceriksiz ilan edilen öðretmenlerimiz yok mu?
Cumhuriyet tarihinde 48 Maliye Bakanýmýz varmýþ, tamamý meslekten. 63 Adalet Bakanýmýz varmýþ, hepsi meslekten. 75 Milli Eðitim Bakanýmýz varmýþ, 3 tanesi öðretmen (titri olanlar zaten büyük ve istisna).
Hülasa-yý kelam; öðretmenlik, herkesin yapabileceði iþmiþ! Diplomayý kaptýðýmýz gibi koþup geldik iþte. Ne güzel geçinip gidiyoruz! Öðretmeni yönetmek ne haddimize. Onun uzmanlarý baþka.
Þimdi öðretmen olmayanlarýn öðretmeni yönetmesinde ne sakýnca var ki!? 80 senedir uygulanan teamül böyleymiþ. Titri olanlar büyük dedik ya. Sizin titiniz var mý!?
Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin yöneticilerini saygýyla selamlýyoruz. Var mý itirazý olan!?
|