23 Mayýs 2012 Çarþamba

Gunluk Gazeteler

Anketler

YAKACAK OLAN ÜÞÜMEZ

  Muhammet MARAP

          m.marap@hotmail.com
         YAKACAK OLAN ÜÞÜMEZ

Akif’in “garbýn ilmini fennini alýnýz” tavsiyesini herkes beðenir. Ancak, son zamanlarda her þeyi garbýn bizden iyi bildiðini anlatanlara çok güceniyorum. Tarihimizdeki insan yetiþtirme baþarýlarýmýzýn görmezden gelinmesini sindiremiyorum. Hangi eðitim ve eðitim yönetimi faaliyetine katýlsam Avrupalý birkaç isimin durmadan tekrar edilmesi ve abide þeklinde bize ezberletilmesine kesinlikle katýlmýyorum. Sanki 600 yýllýk Osmanlý bize hiçbir þey öðretmemiþ gibi davranýlmasýný ard niyetli buluyorum. Bu düþünceden hareketle Mevlana’yý hocam diye tanýtan ama aslýnda Kasým 1244 tarihinden sonra Konya’da Mevlana’nýn hocalýðýný yapan Þems-i Tebrizi’nin eðitime bakýþ açýsýndan birkaç örnek paylaþmak istiyorum.

            Öðretmenliði tasviri ile baþlayalým:“Ýlim tahsilim; müzakere þeklinde olmuþtur. Hoca dediðin hem öðrencin olmalý hem öðretmenin. Dostun olmalý, sýrdaþýn olmalý. ‘Ben söyleyeyim, sen dinle’ dememeli. Söylemeden anlamalý. Hoca dediðin haldaþ olmalý. Vaaz verir gibi konuþmamalý. Gönlüne ipotek koymamalý. Bazen hamur etmeli mayayý. Bir kelime söylemeli ki, ciltlerce kitaplardaki manayý akýtmalý. Damlada deryayý sunmalý hoca dediðin. Arayan olmalý, aranýlan olmalý. Hoca dediðin adayan olmalý kendini. Ezber bozan olmalý. Ketumluða (kýsýrdöngü) boðmamalý insaný.” (öðrenci merkezli eðitim veya kubaþýk eðitim)
            Þems-i Tebrizî aslýnda öðrencisi olan Mevlana’yý hocam diye tanýtýr ve ders ortamýný þöyle anlatýr: “Mevlana ile ilim sohbetimiz; kimi zaman soru-cevap, kimi zaman benim konuþup Mevlana’nýn sustuðu, ya da Mevlana’nýn anlatýp benim dinlediðim hasbýhal olarak geçiyordu.”
            Þems, eðitimde baþarýyý aþka baðlar ve sevmeden eðitimin olamayacaðýný her fýrsatta vurgulardý. Öðrencisini sevmeyenin öðretemeyeceðini ve hocasýný sevmeyenin de öðrenemeyeceðini ýsrarla tekrar ederdi. Hatta, insan ile þeytanýn arasýndaki farkýn aþk olduðunu anlatýr, þeytanýn insana ihanetinin sýrrýnýn da aþksýzlýktan kaynaklandýðýný her zaman hatýrlatýrdý.
            Bir gün bir gurup felsefeci Mevlana’yý cevap veremeyeceðini düþündükleri sorularla bunaltmak için ziyaret ederler. Taleplere cevap vermeden sorularýný Þems’e sormalarýný ister Mevlana. Felsefeciler, Þems’e üç soru sorarlar: “1. Allah var dersiniz ama görünmez. Göster de inanalým. 2.Þeytanýn ateþten yaratýldýðýný söylersiniz, sonra da ateþle ona azap edileceðini dersiniz. Hiç ateþ ateþi yakar mý? 3. Ahrette herkes hakkýný alacak, yaptýklarýnýn cezasýný çekecek diyorsunuz. Býrakýn insanlarý canlarý istediði gibi yaþasýnlar. Özgürlüðü niye bu kadar kýsýtlarsýnýz?” Þems, sorularý dinledikten sonra bahçede bulunan bir kerpici alarak adamýn kafasýna vurur. Yaralý ve aðrýlý felsefeci arkadaþlarý tarafýndan kaldýrýlýr ve Konya kadýsýna þikâyete giderler. Kadý duruþmada aðrýlý felsefeciye durumu anlatmasýný söyler. Felsefeci de; “Ben soru sordum, o baþýma kerpiç vurdu.” diye þikâyette bulunur. Savunma durumundaki Þems de, “Ben de cevap verdim.” þeklinde kendini savunur. Savunmayý yeterli bulmayan kadý açýklama ister Þems’ten. Þems de cevap verir: “Bana Allah’ý göster dedi. Eðer görülmeyene inanýlamayacaksa felsefeci bana baþýnýn aðrýsýný gösterebilir mi? Bana ateþten yaratýlan þeytana ateþle azap edilemeyeceðini söyledi. Eðer bu doðru ise topraktan yaratýlan insaný topraktan yapýlma kerpicin acýtmamasý gerekir. Dolayýsýyla þikayetçi olmamalýdýr felsefeci. Bana, ‘býrakýnýz insanlarý nasýl isterse öyle yaþasýn’ demiþti. Benim de caným kerpici onun baþýna vurmak istedi. Þikâyetçi olmasý kendi haksýz düþüncesinin ispatýdýr.” þeklinde kendini savunur. (Bu eðitim metodunun adý da: Yaparak-yaþayarak öðrenme olsa gerek!)
            Þems der ki; “aþký öðretmek için önce güven, ardýndan yürek fýrtýnasý estirmeniz gerekir. Ardýndan da sevgiyi parlatýrsanýz eðitemeyeceðiniz samimi insan kalmayacaktýr.”
            Eðitimin aceleye gelecek bir eylem olmadýðýný anlatýrken de þöyle der; “Toprak hýzlý yaðan yaðmuru nasýl emmezse, yürek de yavaþ, aheste ve aðýrlýðýnca onuru olan düþünceyi sever.”
            Eðitirken yanmak gerektiðini de  vurgulayan Þems, eðitimciyi anlatýrken hep yanmaktan söz eder. Yanarak baþkalarýný ýsýtmanýn eðitmek olduðunu anlatýr. “Yakacak olan üþümez.” vecizesi her þeyi özetler.
            Eðitimde çevrenin rolünü vurgulayan Þems; “Bir insaný çok seviyor ve iyiliðini istiyorsanýz, yârenlerini de fethetmeniz, mutlu etmeniz þarttýr.”
            Öðrencilerinin fakir ve bilgisiz olduðunu söyleyenlere de çok kýzar: “Zenginliðinin kalýcý olduðunu zannedenler istemesini bilmezler. Ýstemeyen de alamaz. Biz istemesini öðretmek için çalýþýrýz. Öðrencilerimin bilgisizliðine gelince; onlar benden bilgili olsalardý ben onlarýn öðrencisi olacaktým.” þeklinde eðitimciliðini izah ederdi.
            Mevzu için Þems örneði ummada bir katredir.

 

2011-12-01

SON YAZILARI

“BÝR BAÞ OL DA…” ÖÐRETMEN NE TÜR BÝR CANLIDIR? GÜNÜLLÜ ESARET EÐÝTÝMÝ ALKIÞLANAN CÜCELER LÝDERE HÜRMET ZEVKTÝR ADAMI YERLER TELEVOLE SOHBETLERÝ HESAP SORMANIN AÞKIYLA YANMAK SENÝ YABAN KEÇÝSÝ HARAM YÝYEN SARHOÞ OLSAYDI

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Artvin'de Ayý Saldýrýsý
Artvin’in Yusufeli ilçesinde ayýnýn saldýrýsýna uðrayan bir kadýn hastanede tedavi altýna alýnd

HABER YORUMLARI


VÝDEO HABERLER

Rizespor TRT`nin Konuðuydu
Trt Spor ekranlarýnda yayýnlanan Berfu Haþýoðlu`nun sunduðu `Gerçek Futbol` programýnýn konuðu
TATÝLMERKEZÝ.COM

Erken Rezervasyon Fýrsatlarý Devam Ediyor.
Tatil Keyfi Burda Baþlar.
Ekonomik Ve Ucuz Tatil fýrsatlarýmýzý Kaçýrmayýn
Tatil Rezervasyon Ýçin 444 00 82

 

TERMAL OTEL
WEB HOSTING |