|
“Parti” kelimesinin eski adý “fýrka”dýr.
“Fýrka” ise ayrýlýk demektir.
Tabi bu ayrýlýk bölünmek/parçalanmak anlamýnda deðildir.
Fikirlerdeki ayrýlýk, çözümlerdeki metot deðiþikliði demektir. Fakat görmekteyiz ki; Cumhuriyet kurulduðundan beri bu kuralý hiç uygulayamamýþýz. Kazanmak için birilerinin kaybetmesini saðlamak usulsüz bir eylemdir. Baþkalarýnýn kötülüklerinden yararlanarak kazanmak kural haline gelmiþ. Oysa kendi gözelikleriyle kazanmalý insan.
Ölümü ve hicraný iliklerimize kadar yaþadýðýmýz 70’li yýllarda bunun için milyonlarca yürek yanmýþtýr. Katliamlar, cenazeler, sakatlanmalar, uykusuz geçen geceler, güvensiz sokaklar, ideolojik dersler… Bölünme adýna ne varsa hepsini yaþadýðýmýz günler. Bol miktarda silahlar.. mermiler..
Bir Cuma sabahý gülle sesiyle uyanýp inkýlâp haberleriyle silkindiðimiz zaman titremiþtik. Titremiþtik ama kendimize gelememiþtik. Zýt ideolojilerin ayný silahlarla eylem yaptýklarýný sonra öðrendik. Zýt ideologlarýn ayný mýntýkada villalarýnýn olduðunu duman dinince gördük. Sonra da; o kara günleri yaþatanlarla sükûneti saðlayan ellerin ayný olduðunu dinlemeye baþladýk ve þok olarak hayýflandýk.
Bir gecede silahlarýn susmasý çok sürpriz gelmiþti bize o zaman. Rahmetli annem; “Oðlum, bu kadar silahlar bir anda nereye saklandý?” diye sormuþtu da cevap verememiþtim.
Derinlerde devletimizin olduðunu, dýþ güçlerin toplum psikolojisini kullanarak bizi nasýl yönettiklerini ve büsbütün oyuna geldiðimizi fark etmek için sislerin daðýlmasý gerekiyormuþ. Ortalýðý sislendirenlerle sisleri daðýtanlarýn ayný odaktan yönetildiði söylentileri ise içimizi ayrýca yaralamaktadýr.
Beceremediðimiz demokrasiyi 83 yýlýndan beri tekrar tekrar becermeye çalýþmaktayýz. Görmekteyiz ki, fikirleri çatýþtýrmayý deðil de beceriksizlikleri ve hatalarý ifþa etmeyi denemekteyiz. Oysa, eskilerimiz “fikirlerin çatýþmasýndan hakikat ortaya çýkar” demiþlerdi. Acýdýr ki bunu beceremedik. Maharetlerimizle gündeme gelmek yerine baþkasýnýn günahlarýný reklam ederek kazanmayý seçmiþiz. Bütün tencerelerin dibinin kara olduðunu tencere sahiplerine gene tüfek sesiyle mi anlatacaklar bilemiyorum. Geçmiþteki günahlarýn bugün manþet olmasýnýn sebebi bu deðil mi?
“Savaþýn kazananý olmaz” kuralýný bizimkilere birileri ne zaman anlatacak? Fikirler ne zaman ön plana çýkacak? Üretmeden kazanmak ölmek demektir. Üretene yem olmak demektir. Fikir üretemeyenler baþkalarýnýn fikirlerini eleþtirerek kazanýr. Bu kazanç da gayri meþrudur, geçicidir.
Hangi fýrkadan olursak olalým. Hangi adama sevdalýysak sevdalanalým. Unutmayalým ki; vatanýmýz bir, dinimiz bir, özgürlük aþkýmýz ayný, esarete hepimiz düþman. Öyleyse bölünerek yem olmaktansa, fikir üreterek bu vatanda kardeþçe yaþamasýný öðrenmek zorundayýz. Veya vuruþturarak zayýflayarak iþgali tercih etmiþ olacaðýz. Bizim can seçimimiz budur. Bu seçimde kardeþliðin kazanmasý þarttýr. Sandýklar gelip geçer. Flamalar sokaklardan iner. Baðrýþmalar diner. Sonra biz birbirimizin yüzüne bakacak, beraber yaþayacaðýz. Gidecek baþka vatanlarý olanlar için birbirimizi kýrmamalýyýz. Þahsi emellerini milli emellerimizin üstünde tutanlar için birbirimizle savaþma hatasýna düþmemeliyiz.
Ya kardeþliði seçer, Anadolu’da yaþarýz. Ya kuma siyaseti yaparak zayýflar, yem oluruz. Bu seçimi kazanmadýðýmýz zaman ölüm mukadderdir. Baþkalarýnýn kazanmasý için biz niçin kaybedelim? Kanla yoðrulmuþ vatanýmýzýn kardeþlik ateþi ile dünyayý aydýnlatmasý emelimizdir. Fýrkalar geçer.. liderler ölür.. Çocuklarýmýza hasýmlýk mirasý býrakmayarak bu seçimi kazanmak zorundayýz.
Aðlamak, hayýflanmak ve geçmiþi tenkit ederek teselli olmak seçimi kaybetmektir. Erdemli insan; geçmiþiyle övünerek bugün yatan insan deðildir. Geçmiþini iyi tetkik edecek, geleceðini kendin planlayacaksýn. Senin geleceðini baþkalarý planlarsa bu planda senin rolün ölümdür. Akýllý insan kardeþliði seçendir. Bu seçimi kazanmak zorundayýz.
|