|
MÝLLÝ VE MANEVÝ DEÐERLERÝMÝZÝ YEMEK YAPIP YÝYEN "YEMEKTEÐÝZ YARIÞMA PROGRAMLARI"
Meslegim geregi halki ilgilendiren programlara gunluk goz atarim. Sanirim 4 yildir devam eden bir yemek yarismalari var. adi oyle oldugu icin yazdim.Yoksa yemekle kulturle hic mi hic alakasi yok yasananlarin..
Birbirine yilisma yarismasi adini koymalari gerekirmis..
Tarih boyunca gündemi belirleyen Aziz Türk Milleti günümüzde kendisine sunulan bir nevi de dayatýlan kültürel sömürü araçlarýna teslim olmuþtur. Her alanda tüketim çýlgýnlýðý furyasý bizim toplumu derinden etkilemektedir. Öyle ki, yazýlý ve görsel medya aracýlýðýyla milli ve manevi deðerlerimiz içi boþaltýlarak önce dejenere edilip, daha sonra da yok edilir oldu.
Televizyonlarda son dönemlerde yarýþma programlarýnýn pragmanlarý , nev i ve özellikleri, formatlarý öylesine bir geliþme gösterdi ki, her alanda bir yarýþma programý görüp seyrediyoruz. Ýçinde "reyting" kaygýsýndan baþka birþey olmayan kocaman bir "hiç" leri program yapýyorlar. Ne insanýmýzýn günlük yaþamýndaki yaþam ritüellerini ele alýnýyor, ne de kültürümüzde olan deðerleri paylaþýp geleceðe taþýma kaygýsý var. Varsa yoksa o lanet olasý " Reyting" kaygýsý..
Kültür, bir toplumu diðerlerinden farklý kýlan deðerler bütünü ve hayatý algýlama biçimidir.
Bilim ve teknoloji evrensel ama kültür millidir. Kültürlerin milli olmasý, içlerine kapanýk, diðer kültürlerden kopuk olmalarý anlamýna gelmez. Yeryüzünde saf, katýþýksýz kültür unsuru yoktur. Hiçbir dil, mimari, musikî yoktur ki diðerlerinden etkilenmemiþ, beslenmemiþ olsun. Fransýz Filozofu Alain, “Arslanýn vücudu yediði diðer hayvanlarýn vücudundan meydana gelir, ama Arslan her zaman kendisidir” der. Arslan sabahleyin bir tavþan yediði zaman kulaklarý uzamýyor, öðleden sonra bir geyik yediði zaman boynuzlarý çýkmýyor. Yaratýcý, Arslana hazmettiði herþeyi Arslana dönüþtürme özelliði vermiþtir.
Kitle iletiþim araçlarýnýn baþdöndürücü bir hýzla geliþtiði dünyamýzda, özü korumak þartýyla, deðiþim, çaðdaþ dünyayla rekabet etmenin vazgeçilmez þartý olmuþtur. Toplumun büyük bir çoðunluðu kitle iletiþim araçlarýnýn esri olmuþlardýr, adeta.. Özellikle Televizyon bunlarýn baþýnda gelmektedir.
Bugün ülkemizde yayýn yapan gazete ve televizyonlarýmýzýn çoðu, ne yazýk ki, insanýmýzý enforme etmeleri gerekirken, kültürel hayatýmýzýn taþýyýcý, öðretici, eðlendirici, düþündürücü unsurlarý olmalarý gerekirken kültürel yozlaþmanýn en büyük sebebi olabilmektedirler. Çok düzeyli ve sorumluluk bilinciyle yayýn yapan bazý TV. kuruluþlarýný tenzih ediyorum ama televizyonlarýmýzýn büyük bir kýsmý tavernacý, gazinocu bir anlayýþla yayýn yapýyorlar.
Ben bu ilk yazýmda "Yemekteðiz" programlarýný ele alacaðým. Çünkü, bu yemek programlarý bana kalýrsa, yemeklerimizi deðil de adeta "Deðerlerimizi yemekteler.."
Türkiye de ortalama standartlarda yaþayan her ailede mutfak muhabbeti vardýr. Yemekteyiz furyasýyla televizyon ekranlarýnda çok önemli bir reyting damarý yakalayanlar, uzun süredir bu damarý tepe tepe kullanmaya devam ediyorlar. Oldukça basit, ama oldukça incitici, kýrýcý bir mantýk üzerinden yürütülen programda, yarýþmacýlar yaptýklarý yemeklere puanlar vererek Allah ýn bizlere verdiði nimetleri yerden yere vurarak prim yapmaya çalýþýyorlar.
Bizim kültürümüzde böyle bir þey var mýydý? Çocukluk çaðlarýmýzda beðenmediðimiz bir yemek bile sofraya geldiðinde, buruþturduðumuz suratýmýza kýzgýn þekilde bakan annemiz-babamýz, "Allah ýn nimetine yüz buruþturulmaz. Yiyeceksin, hamdedeceksin" diye bizleri azarlarlardý. Ýki Cihan Server-i Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, "Kendinizden yukardakilere deðil, aþaðýdakilere bakýn ve hamdedin" buyuruyor. Yüzlerce liralýk harcama yaparak konuk edeceði 5 kiþiyi doyurmak için çeþit çeþit, etlisinden sütlüsüne, sütlüsünden tatlýsýna yemekler yapan tiplerin oluþturduðu sofralara, bu memlekette kaç kiþi oturabiliyor?
Ama bu tipler, bir araya gelip, "Armudun sapý var, üzümün çöpü var", "Servisin kötü, gözünün üzerinde kaþýn var" muhabbetleriyle, mutfak kültürümüzü yerden yere vuruyorlar. Medya manivelasýyla dört koldan sürdürülen kültürel deformasyonun mutfak boyutu bu programla doruða ulaþmýþtý.
Hatýrlarsanýz, biz daha önce Yemekteyiz programýyla ilgili olarak defalarca yazý kaleme aldýk. Ama, son günlerde bizim dikkatimizi çeken bir geliþme daha oldu. Bundan böyle, Yemekteyiz programýndaki yarýþmacýlara destek olmak için, ekran baþýndakiler de SMS leriyle katký verebileceklermiþ! Programýn getirdiði reyting unsurundan faydalanmak ve olayý dibine kadar rant imparatorluðuna dönüþtürmek için en sonunda kendilerince bir adým attýlar. Attýlar ama... Ne alaka? Ekran baþýnda izleyenler, bu yarýþmacýlarýn neyine destek verecekler?
Bu geliþme, programýn varlýk sebebini bile inkar eden bir durum deðil mi?
Bu programda, yarýþmacýlar yaptýklarý yemekleri diðerlerine beðendirerek birbirlerini puanlýyorlar ve hafta sonunda içlerinden bir tanesi 10 bin liralýk büyük ödülü alýyor.
Ben cep telefonumdan bilmem kaç SMS bedeli ödeyerek, ekran baþýndan izlediðim bu yarýþmacýlarýn hangi unsuruna destek olacaðým? Yemeðini yemiyorum, servisini göremiyorum, yemeklerin tadýný bilemiyorum... Yarýþmacýlarýn tipine, sevimliliðine, ekran performansýna bakarak mý oy atacaðým? Bu yarýþma "Mutfak içinde artistlik yapma" yarýþmasý mý?Böyle mantýk olmaz! Bu durum kelimenin tam anlamýyla ekran baþýndaki izleyiciyi "enayi yerine" koyma mantýðýdýr. Diyelim ki, yemeklerinin tamamýný yakan, servisi berbat bir yarýþmacýya, ekran baþýndaki izleyicilerden tam kapasite SMS yaðdý. Ne olacak o zaman? Kim birinci olacak? "Anlayana sivrisinek saz"... Ýþte, ekran baþýnda mutfak kültürümüzü payimal eden, Türk Mutfaðýna zerre kadar katkýsý olmayan bu programýn aslýnda neden üretildiðini anlamak için bu geliþme bile yetip artýyor. Þimdiye kadar topu ortada dolaþtýrýyorlardý, bundan sonra artýk elleri sizin cebinizde, hem reyting hem SMS devþirecekler... Radyo Televizyon Üst Kurulu da, ne yaptýðýný bilmeyen bu tür programlara hiçbir yaptýrým bile uygulayamayacak. Ohh ne ala memleket!
Kitle iletiþim araçlarýnýn baþdöndürücü bir hýzla geliþtiði dünyamýzda, özü korumak þartýyla, deðiþim, çaðdaþ dünyayla rekabet etmenin vazgeçilmez þartý olmuþtur. Ahmet Hamdi Tanpýnar, “deðiþerek geliþmek ve geliþerek devam etmek” ten söz eder ki, son derece haklýdýr. Artýk XX.asrýn baþýnda bazý aydýnlarýmýzýn söylediði gibi “Batýnýn bilim ve teknolojisini alalým ama kültüründen uzak duralým” mantýðý geçerliliðini yitirmiþtir. Çünkü bu mümkün deðildir. Japonya eninde sonunda kültürel olarak da Batýnýn tesirine açýlmak zorunda kaldý. Burada yapýlmasý gereken þey, çok iyi seçmeci, ayýklamacý olmayý baþarabilmektir. Bal arýsý, bal gibi bir gýdayý üretmekle beraber, zehiri de vardýr. Akýllý insan, arýya yaklaþmasýný bilen insan, balýndan yararlanýr. Arýya nasýl yaklaþacaðýný bilmeyenler ise zehirinden nasibini alýr.
Bu vesile ile tüm Ýslamgüzel.com dostlarýna en derin sevgi,selam ve muhabbetlerimi sunuyorum siz Rziemedya degerli okurlarina..
kaynakca:
zaman gazetesi
milli gazete
|