|
Demokrasiyi hayatýmýzýn ekseninde siyasetin bir yöntemi olarak gördüðümüzde, bu yöntemin hakkýndan gelemediði sorunlardan birinin "öteki" ile olan iliþkilerin tanziminde ortaya çýkan zorluk olduðunu söyleyebiliriz. Giderek kaos, düzensizlik ve bileþenlerine ayrýlmakta olan toplumun her bir parçasýnýn kendini hayatýn merkezine koyup diðerleri üzerinde tahakküm kurma teþebbüslerinin arttýðý bir dönemler yaþadýk, hala da gerek siyasi açýdan,gerek toplumsal hayatýmýz açýsýndan, ve gerekse sosyo-kültürel ekonomik açýdan "ötekileþtirme" ye devam etmekteyiz.
Sosyal alandý, insanlar, düþünce, inanç, yaþam tarzý ve bakýþ açýlarý bakýmýndan ortak ya da karþýt özellikler taþýrlar.
Burada kategorilere ayrýlan benzerlikler ya da çeliþkiler ise gruplarý oluþturur. Bir süre sonra kiþi kendisine yakýn hissettiði grubun bir parçasý haline gelir ve burada kendini bulur. Gruplar bazen aþýrý tarafgirlik yaparak, karþýlarýndaki kimseleri ötekileþtirebilir ve onlara cephe alabilirler. Rengini Ýslam dan almayan grup ya da topluluk, bu tür iliþkilerinde ötekinin farklý olduðunu, yanlýþ düþündüðünü ve kendilerine uzak mesafede durduðuna inanýrlar ve bu kimselerle muhalefet ederler. Grup üyeleri sadece grubu sahiplenmekle kalmazlar, ayný zamanda yüceltirler ve kusursuz kabul ederler. Bununla aslýnda kiþi karþýsýndaki kiþiyi grubun dýþýna atarak "biz daha iyiyiz, deðerliyiz" mesajýný vermektedir.
Herhangi bir ideoloji ya da müþterek hedefler doðrultusunda bir araya gelen gruplarda kardeþlik iliþkisi yoktur ve onlar insanlarý biz ve öte olarak ayrýþtýrýrlar. Öteki olarak tanýmladýklarý kiþilerle aralarýna sanal duvarlar vardýr ve kendilerini bu kiþilerden uzak tutarlar. Ne yazýk ki, ötekileþtirme hastalýðý bizlere de bir þekilde bulaþarak, aramýzdaki güçlü kardeþlik baðlarýný zedelemektedir. Bununu sonucunda ise Kur an ve Sünnet halkasýnda yer alan bizler, birbirimizi dýþlýyor ve onun cemaatinden, bunun grubundan türünden söylemlerle hayatýn dýþýna itiyoruz...
Geçtiðimiz Ramazan evime giderken otobüste ezan okunmuþ ve burada birbirlerini hiç tanýmayan insanlar, çantalarýndan çýkardýklarý hurmalarý ikram etmiþler ve birbirlerine hayýr duada bulunmuþlardý. Kimisi su, kimisi kurabiye, kimisi meyve ikram ediyor ve yolcular iftarlarýný burada açýyorlardý. Birbirlerini hiç tanýmayan bu insanlar, iman ekseninde kardeþliði yaþýyorlar ve karþýlýklý hayýr duada bulunuyorlardý. Ýþte Ýslam insanlarý Ýslam þemsiyesinde bu þekilde topluyor ve onlarý birbirine kardeþ kýlýyor.
Öteki olarak tanýmladýðýmýz kimseleri anlayamayýz, onlarla empati kuramayýz, dolayýsýyla kardeþlik baðlarýmýzý güçlendiremeyiz.Evet empati güzeldir, kullanýþlýdýr, verimlidir ama insana ait mekanizmalar empatiyle sýnýrlý kalmaz. Mesela empatinin bir de karþý komþusu vardýr ki namý “ötekileþtirme” dir. Empatiyle ortak tek özelliði ayný apartmanda oturmasýdýr. Ýkisi de duygu apartmanýndadýr ama duyguya dokunma þekilleri çok farklýdýr. Empati baþkasýnýn duygusunu damarlarýmýza enjekte etmeye yararken ötekileþtirmede baþkasýyla aramýza koyduðumuz mesafeyle, ben o deðilim duygusuyla “ben”in yaygarasýný yapmaya, benliksel bir haz damýtmaya çalýþýrýz.
Empati, enjektörlük yaparken ötekileþtirme duvar örmeye yarar. Ýþi, deðil karþý tarafý hissetmek, onunla kendini ayný odada bile hissetmemek için onu “öteki” yapmaya yarayan tuðlalarý birer birer dizmektir. çünkü ötekileþtirdiðiniz an sebep-sonuç iliþkisi kurma ihtiyacýnýz kaybolur. ‘Neden böyle yapýyor?’ sorusunu anlamsýz bulur, elinizde barkotlar etiketleme ve ötekileþtirmeyi her þeyden daha kolay görürsünüz Ötekileþtirme ister bu düzeyde olsun ister daha hafif, girdiði toplumu psikolojik eksende moleküllerine varana kadar bölen, kategorize edip kendi dýþýndaki diðer bütün kategorilere tepeden bakan bir tür mikrobik hastalýk gibidir. .Onun cemaati, þunun cemaati diye ayrýþtýrdýðýmýz takdirde ortak bir alanda birleþmemiz mümkün olamaz. Oysa, grubumuz, görüþtüðümüz insanlar farklý olabilir ama bizleri ayný eksende birleþtiren Ýslam kardeþliði birbirimizden güç almamýzý saðlayacaktýr.
Kapitalist kültürün insanlýða lanse ettiði ayrýþma, kutuplaþma ve ötekileþtirme insanlarýn aralarýna ýrki ve maddi duvarlarla örülmüþ bir mesafe inþa ediyor ve iki duvar arasýnda kalan insanlar birbirlerini düþman belliyorlar. Bu tarz bir ayrýþma, zaman içinde insanlarýn birbirlerine düþmanca tavýr sergilemelerine neden oluyor. Bir süre sonra insanlar, duvarýn arkasýna atýlan, ötekileþtirilen zayýf býrakýlan kimselere eziyet vermeyi, köleleþtirmeyi, reva görüyorlar. Onlara göre maddi gücü elinde tutanlar ne olursa olsun, asil, soylu elit ve köklü zümrelerdir, onlarýn konuþma haklarý vardýr... Oysa doludizgin ötekinin alaný tahrip ettiðinizde bir süre sonra sizin alanýnýzda tahrip edilecektir.
Ýnsanlar, ya kardeþ ya da soydaþtýrlar. Kardeþ olanlar Ýslam þemsiyesi altýnda birleþen kimselerdir ki, bunlarý birleþtiren eksen Kur an ve sünnettir. Diðerleri ise soydaþtýr bu kimselerle iliþkilerimiz de hakkaniyet ölçüsü dahilinde devam eder.
Ayrýþma, ötekileþtirme ve duvarýn arka tarafýna atma eyleminin biz müminlerin hayatýnda yeri yoktur olmamalýdýr. Zira efendimiz kardeþlik iliþkilerini güçlendirmeyi emreder ve bu konuda ayrýþmaya müsaade etmez. Diðer taraftan da, bizim gibi düþünmeyen bizden farklý yaþayan kimselerin hukukunu korumayý esas alýr ve olara da insanca muamele yapmayý tavsiye eder.
Geçmiþte, baþta Anadolu Selçuklu devleti ve Osmanlý Ýmparatorluðu olmak üzere Ýslam toplumlarý, ilimle meþgul olan kimseleri desteklemiþ ve bu kimselerin önlerini açarak onlarý halkla buluþturmuþlardýr. Bu dönem medreseler, camiler, külliyeler, evler ve eðitimle ilgili kurum ve kuruluþlar devlet ricalinde olduðu kadar halk tarafýndan da ilgi ve saygýyla karþýlanmýþtýr.
***
Peki ya þimdi? Üniversiteler ilim yuvasý olmasý gerekirken, inançlara müdahale ve sindirme merkezleri gibi kulanýlýr olmuþtur. Hayatýmýzýn bir çok alanýnda bu ayrýþmalarý fazlasýyla yaþamaktayýz.
Kaybeden yine bizleriz.
Farkýnda mýsýnýz?
Kaynakça:
Ayþe Tuncer, Milli Gazete
Erhan Özden, Uzm Psikolog
|