22 Mayýs 2012 Salý

Gunluk Gazeteler

Anketler

TELEVÝZYONLAR

  Ýbrahim ÖZDEMÝR

          onbirinci_saat@hotmail.com
         TELEVÝZYONLAR

TELEVÝZYONLAR, AÝLE TEMELÝNÝ DÝNAMÝTLEMEYE DEVAM ETMEKTEDÝR

Globalleþen dünyamýzda kürselleþme oyunu ile deðerlerimizin temeli oyulmaktadýr.

Türkiye, özellikle Tanzimat´tan itibaren Batýcýlýk hastalýðýna müptela oldu ve taklitçi tutumlar sergilemeye baþladý. O günden beri, eski itibarlý günlerimizi özler duruma geldik.
Bugün Türkiye, belki de tarihinin en buhranlý günlerini yaþamaktadýr. Ahlâk tahribatý ve dejenerasyon, toplumu adým adým sosyal çöküþe ve yok olmaya götürmektedir. Ailelerdaðýlmakta, boþanma olaylarý hýzla artmaktadýr. Fuhuþ alenileþmekte, hýrsýzlýk, kapkaç, çete ve mafya olaylarý bir afet durumuna gelmektedir. Uyuþturucu, alkol ve fuhuþ olaylarý ilköðretim okullarýna kadar inmiþ bulunmaktadýr. Hepimizin þahidi olduðumuz olaylar ahlâkýmýzýn yozlaþmasýna, nesillerimizin kaybolmasýna yol açmaktadýr.
Deðerlerimiz unutulmuþ, kurallar çiðnenmiþ, toplumun manevi dokusu yara almýþtýr. Bütün bu geliþmelere seyirci mi kalacaðýz? Anne babalar, yöneticiler, eðitimciler, konunun sorumlularý görevlerini yapmayacak mý?
Yaþlý dünyamýz þu geçeðe þahitlik etmiþtir ki, toplumlarý yýkan iki önemli zehir vardýr: Biri zulüm, diðeri ahlâksýzlýk. Bu konuda Akif´imizin þu beyti ne kadar önemli:
“Oyuncak sanmayýn! Ahlâk-ý milli, ruh-u millidir. Onun iflasý en korkunç ölümdür, mevt-i küllidir”
Yalnýz bu uyarý bile her þeyi anlatmaya yetmiyor mu? Raiting ve tiraj kaygýsý, haberdeki magazin unsurunun artmasýna neden olmaktadýr. Bu kuruluþlar her geçen gün güvenilirliðini kaybetmekte ve habercilik ahlâkýna zarar vermektedirler.”

Toplumun ruh saðlýðý ve eðitim konularýndaki çalýþmalarý ile tanýnan Psikiyatrist Doç. Sefa Saygýlý, TV´lerin “toplumu içten çürüttüðü” uyarýsýný yapýyor ve bu çürümeye baðlý olarak problemlerimizin çözümü konusunda þunlarý söylüyor: “Medya yangýna körükle gidiyor. Memleketin bir köþesinde birileri, bir kurum, toplumsal maneviyat hareketi için bir þeyler yapmaya çalýþýyor. Medya, bu giriþimi kötülemek, engellemek ve yok etmek için çabalýyor. Veya, yanlý bir þeyleri medya, müthiþ bir þekilde abartarak önümüze getiriyor. Pireyi deve yapýyor. Kötülüklerin sýradanlaþtýrýlmasý medyanýn raiting ve tiraj kaygýsýndan kaynaklanýyor. Oysa, bazen “kötülüðün gizlenmesi” gerekir. Topluma yýldýz diye pazarlanan bazý tiplerin çarpýk, gayrý meþru iliþkileri magazin programlarýnda insanlarýn önüne getiriliyor. Dizilerde ahlâksýz senaryolara, yarýþma programlarýnda þan, þöhret meraklýsý tiplere prim veriliyor. Toplumda buna benzer olaylar meydana geldiðinde biz de þaþýrýyoruz. Þaþýrmaya gerek yok.

Ayna gerçeðin suretidir... Bugün, maalesef medya da, sivil toplum kuruluþlarý da üzerine düþen görevleri yapmýyor. Toplum içten içe çürüyor. Maalesef, buna hepimiz seyirci kalmak durumundayýz. Kesinlikle kötüye doðru bir gidiþ var.
Bunun çaresi toplumsal dayanýþmadýr. Ýnsanlarýn dünyaya bakýþ açýlarýný deðiþtirmeleridir. Ýnsanlarýn daha kanaatkar, daha hoþgörülü olmalarýdýr. Merhamet üretmek gerekir, herkesin herkese sevgi duyacaðý bir sevgi toplumu oluþturmak gerekir. Bu nasýl yapýlabilir? Bizi biz yapan, bin yýllýk deðerlerin yaþatýlmasý, bunlara kýymet verilmesi saðlanmalýdýr. Maalesef bu deðerler Milli Eðitim sisteminde öðretilmiyor. Özümüzden uzaklaþýyoruz.”

 

 

Televizyonlar kötülük ve ahlaksýzlýk körüklüyor.

Her gün, medyanýn görüntülü ve sözlü mesaj bombardýmanýna tutulmaktayýz. TV yayýnlarýnda, insanlýk için faydalý ve güzel yayýnlar görüldüðü gibi maalesef çoðu TV kanalý, insanýmýzý olumsuz yayýnlarla, ahlaksýzlýða ve haram üzere bir hayata sürüklemektedir.

‘Þairlerin Sultaný’ Rahmetli Necip Fazýl ýn dediði gibi:

"Oluklar çift; birinden nur akar diðerinden kir."

Evet, hangi kanallardan nur, hangilerinden kir aktýðýnýn bilincinde olmalý ve gönül frekanslarýmýzý buna göre ayarlamalýyýz.

Günümüz Müslümanlarý; zihinlerini, kalplerini medyanýn kirletici, saptýrýcý yayýnlarýndan, hem kendilerini, hem de aile fertlerini korumak zorundadýrlar.
Hele hele, dinini asli kaynaklardan yeterince bilmediði için neyin doðru neyin yanlýþ olduðunu karýþtýrmakta, Allah korusun Ýslam a uymayan görüþ ve fikirlere hemen kapýlývermektedir.

Son yýllarda bu iþ medya tarafýndan o kadar ileriye götürüldü ki, kesin haram olan hususlar, sinema ve TV dizi/filmleri vasýtasýyla, insanlara ‘normal’ kabul ettirilmeye çalýþýlmakta, insanýn inancýný zedeleyecek biçimde lanse edilmektedir.

Haramýn reklamýný yapmak bir kötülüktür. Ama haramý zihinlere helal ve meþru bir þeymiþ gibi kabul ettirmek en büyük kötülüktür. Dine ve inanca vurulabilecek en büyük darbedir.

Dinimizin temel itikad kaidelerine göre; bir insan haramýn ‘haram’ olduðunu bilerek o haramý iþlemesi, o kiþiyi dinden çýkarmaz, sadece günahkar kýlar. Ama bir insan haramý iþlemese bile, haramý ‘haram’ olarak deðil, ‘helal’ olarak kabul etmesi var ya, iþte asýl korkulmasý gereken budur! Çünkü bu durum, insanýn dinini yýkmaktadýr.

Duygusallýk veya trajedi atmosferi içinde, kimi dizilere þeytanca sahneler yerleþtirilmekte ve zihinler kirletilmektedir. Psikolojide bilinç altýna müdahale olarak tanýmlanan bu ‘operasyonlar’ izleyiciyi, normalde kabullenmeyeceði kötü/gayri insani deðerleri, farkýnda olmadan benimsemesi esasýna dayanmaktadýr.

Ülkeyi manevi buhrana sürüklemek isteyenler, medyayý silah olarak kullanmaktadýr. Her gün ahlâki ve manevi tahribatýn bazý medya kuruluþlarý tarafýndan sistemli bir þekilde gerçekleþtirildiðine þahit oluyoruz. Halbuki basýn, milli, manevi, ahlâki, kültürel ve tarihi deðerlerimizi korumaya çalýþmalý deðil mi? Aksine, gayriahlâki bir hayatýn teþvik edildiðini görüyoruz.
Eðlence, yarýþma, magazin vb. programlar bahane edilerek Müslüman Türk aile hayatýna zýt yayýnlar yapýlmakta, içki, uyuþturucu, fuhuþ, çete ve mafya olaylarý özendirilmektedir.
Bir toplum, göz göre göre uçuruma sürüklenmektedir. Yetkililer ve konunun sorumlularý olaylara seyirci kalmaktadýr. Halbuki fuhuþ ve kötülüklere sürüklenen bizim evlatlarýmýz, yýkýlan, daðýlan aileler, bizim ailelerimizdir.
Medya toplumu, aileyi ve deðer yargýlarýný en çok etkileyen unsur durumundadýr. Basýn, toplumu olumsuz yönde etkilemekte, ahlâki ve manevi deðerlerin yok edilmesine vesile olmaktadýr.

Ýnsan mutluluðu aile içinde aramalýdýr.


Aile, bir toplumun en küçük kurumsal birimidir. Oradaki safiyet, sýcaklýk, fedakarlýk, sevgi, hoþgörü ve rahatlýk hiçbir yerde yoktur. Çünkü, aile kurumundaki her güzellik karþýlýksýz ve samimiyet üzerine kurulmuþtur. Ýnsan mutluluðu aile içinde aramalýdýr. Aile içinde mutluluðu yakalayan insan hedefine ulaþmýþ demektir. Aile dýþýnda mutluluðu elde etmek çok zordur. Hele günümüzde, dýþ ortam acýmasýzdýr, orada her þey menfaat ve ihtiraslar üzerine kurulmuþtur. Bu yüzden aile kurumu saðlam olan toplumlar güçlüdür, dirençlidir. Aile yapýsý saðlam olmayan toplumlarýn her konuda dirençsiz olduðu açýktýr. Türkiye olarak bizi güçlü kýlan en önemli özelliðimiz saðlam aile yapýmýzdýr.
Bunu çok iyi bilen þer odaklarý, aile yapýmýzý hedef almýþ durumdadýrlar. Özellikle, basýn kuruluþlarý kullanýlarak aile müessesesi topa tutulmakta, bu müesseseyi daðýtmak için akla hayale gelmeyen entrikalara baþvurulmaktadýr. Bazý medya kuruluþlarý, diziler, filmler, klipler, eðlence, magazin vb. programlarý hep bu amaçla kullanmaktadýr. Sabah gazetesinden Ergun Babahan, bu çeþit basýnýn bombardýmaný altýndaki Türkiye´nin “Satýlýk bedenler ve ruhlar ülkesi”ne
dönüþeceðini anlatarak konunun vahametini þöyle köþesine taþýmýþtýr. “Aile Tük toplumunun temelidir ve eþler arasýnda eþitliðe dayanýr. Devlet, ailenin refahý ve huzuru ile, özellikle ananýn ve çocuklarýn korunmasý ve aile planlamasýný öðretimi ile uygulamasýný saðlamak için gerekli tedbirleri alýr,t eþkilatýný kurar.” Anayasa´nýn 41´inci maddesi aileye bakýþý böyle anlatýyor ve devlete özellikle ana ve çocuðun korunmasý görevi veriyor.

Türkiye´de uzunca bir süredir üç beþ erkek arasýnda turnike misali dolaþan ve kendilerine manken diyen bir grup genç hanýmýn yaþam tarzý, genç kýzlara örnek diye sunuluyor. Genç delikanlýlara da ayný mekanda bulunduðu, arkadaþ olduðu insanlarýn eski sevgilileriyle birlikte olmanýn normal olduðu anlatýlýyor. Bu yetmiyor, bunu haftada bir yapanlar övülüp göklere çýkarýlýyor. Fahiþeliðin gazete sayfalarýnda prim yaptýðý nadir ülkelerden biriyiz herhalde.



Bu hususta, þu anda onlarca milyon insanýn izlediði kimi TV dizilerinin senaryolarýnda iþlenen konularýn dikkatle üzerinde durulmasý gerektiðine inanýyoruz.
Ýþte, bunun için anne ve babalar hem kendilerini hem de çocuklarýný; hem haramý reklam eden, hem de haramý helal, ya da helali haram gibi gösteren, art niyetli medyanýn zararlý yayýnlarýndan korumalýdýr.

Kur an-ý Kerim, insanlar arasýnda haramýn, fýskýn, küfrün yayýlmasýný isteyenleri dehþetli bir azapla tehdit etmektedir:

"(Çeþitli çýkar ve bahanelerle) Müminler arasýnda fuhþun yayýlmasýný isteyenler; onlara dünyada da ahirette de acý bir azab vardýr. Allah bilir, siz bilemezsiniz." (Nûr, 24/19)

Evlilik magazinleþtirilemez


Bazý TV kuruluþlarý, aile gibi toplumu en saðlam kurumunu magazinel formatta ele almaya baþlamýþtýr. Eþ seçimi, aile ve evlilik gibi en ciddi ve en hassas kurum magazine konu yapýlmýþsa, tehlikenin hangi boyutta olduðu ortada demektir. Bu programlar aile kurumunu yozlaþtýrmakta, toplumu kaynaðýndan dinamitlemektedir.
Bu programlar, aile kurumunun ciddiyetine yakýþmýyor. Kutsal bir müessese basitleþtiriliyor, keyf ve eðlence aracý olarak algýlanmasýna vesile oluyor.
TV´lerde kadýn ve erkek adaylarýn eþ aramasý örf ve adetlerimize de ters düþmektedir. Mahremiyeti olan konular alenileþtirilmekte, gençliðe olumsuz örnek olmaktadýr. Bu programlarýn aile müessesesini çökertmekten baþka bir amacý yoktur.

 

Aile mahremiyeti korunmalý

Kýsaca, aile kurumu örselenmemeli, onun safiyeti muhafaza edilmelidir. Çarþýdan mal beðenir gibi, eþ seçilir mi? Bu nasýl bir aile anlayýþý?.. Aile gibi önemli bir müessesenin hassas ölçüleri olmasý gerekmez mi?

Ülkemizde, gençliðin ve toplumun ahlâki ve manevi yönünü geliþtirmek için çýrpýnan seçkin bir kuruluþumuz var: “Ailenin çözülüþü toplumsal çürümenin habercisidir. Aileyi koruyamayan toplumlar inanç ve kültür deðerlerini koruyamazlar. Bu temelin saðlam bir þekilde ayakta kalabilmesi için haným kardeþlerimize büyük görevler düþmektedir.

Aileden Sorumlu Devlet Bakanlýðý , bu seçkin ve pozitif hizmet eden kurumlarla artýk organize planlý programlý iþler yapmak zorundadýr. 

 

Aile devletin temelidir ve bu temel,bu bina yýkýlmamalýdýr. Herkese büyük görevler düþmektedir.

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR                        :

1.Sefa Saygýlý, Aile kurumumuz ve Önemi

2. Milli Gazete

3. Zaman Gazetesi

4. Nedim Odabaþ

5. Þakir Tarým

6.Kuran-ý Kerim

2010-11-26

SON YAZILARI

YEMEKTEÐÝZ YARIÞMA PROGRAMLARI GENEL SEÇÝMLERE GÝDERKEN DEMOKRASÝYE BAKIÞ AÇIMIZ DUVARIN ÖTEKÝ TARAFINDA KALANLAR TELEVÝZYONLAR ÝNSANI MANA'DAN UZAKLAÞTIRIP MADDEYE BAÐIMLI KILDILAR En Ýyi Tebrikleþme Nerede Yapýlýyor? ÝNSAN HAYATINDA MUTLULUÐUN SIRRI SOSYAL DÜZENÝN BOZULMA NEDENÝ VE ÖNEMÝ MÝLLETÝN DEÐERLERÝNÝ YOK EDEN BÝR VÝRÜSTÜR. ' FLÖRTLÜK ' AÝLEDE ÇOCUKLARIMIZDAN ÖNCE KENDÝMÝZÝ EÐÝTMELÝÐÝZ

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Sütlüoðlu Yaþ Çay Hasat Sezonunu Deðerlendirdi
Çaykur Genel Müdürü Ýmdat Sütlüoðlu, Çaykur’un üreticiler için vaat ettiði kotanýn tamamýný ala

HABER YORUMLARI


VÝDEO HABERLER

Rizespor TRT`nin Konuðuydu
Trt Spor ekranlarýnda yayýnlanan Berfu Haþýoðlu`nun sunduðu `Gerçek Futbol` programýnýn konuðu
TATÝLMERKEZÝ.COM

Erken Rezervasyon Fýrsatlarý Devam Ediyor.
Tatil Keyfi Burda Baþlar.
Ekonomik Ve Ucuz Tatil fýrsatlarýmýzý Kaçýrmayýn
Tatil Rezervasyon Ýçin 444 00 82

 

TERMAL OTEL
WEB HOSTING |