|
Yaradýlýþ gereði insanlar toplu halde yaþarlar. Toplu halde, belirli düzen ve kurallara uyarak yaþama, sadece insana mahsus bir kabiliyet ve ihtiyaç olmayýp bütün canlýlar için söz konusudur. Son dönemlerde yapýlan araþtýrmalar, hayvanlarýn da ihtiyaç, þart ve fýtratlarýna uygun biçimde çeþitli gruplar oluþturduklarý ve bu birlikteliði belli kurallara baðladýklarý, aykýrý davrananlara bazý yaptýrýmlar uyguladýklarý, ayný hususun bitkiler için de geçerli olup bu konunun yeni bir bilim dalý olan "bitki sosyolojisi"nin alanýný teþkil ettiði bilinmektedir. Bununla birlikte sosyal hayata en yatkýn olan ve buna en çok ihtiyacý bulunan varlýðýn da insan olduðu açýktýr. Ýþte, sosyal düzen kurallarý bu tabii ihtiyacý en iyi þekilde karþýlamaya ve birlikte yaþamayý çekilmez olmaktan çýkarýp anlamlý kýlmaya yönelik önlemlerdir. Din, ahlâk ve hukuk kurallarý da bir yönüyle sosyal hayatý düzene koymayý, insanlarýn birbirlerine zarar vermeden hatta destek olarak yaþamasýný ve neticede birlikte yaþamayý güzelleþtirmeyi hedeflerler.
Sosyal düzen kurallarýnýn önemli bir kýsmýný görgü kurallarý (âdâb-ý muâþeret) denilen birlikte yaþama sanatý oluþturur. Ahlâk ilmiyle ve kurallarýyla da iç içe olan bu kurallar, bireyin benliðine yerleþen iyi huydan ve iyiyi kötüden ayýrýp onu iyiye yönlendiren melekeden (edep) beslenir; beðeni, takdir ve kýnanýp ayýplanma þeklinde toplumsal yaptýrýmla da desteklenir. Netice itibariyle toplum halinde yaþamanýn yazýlý olmayan anayasasýný oluþturur, insan olmanýn nezaketini hatta kiþinin kendine saygýsýný temsil eder.
Beslenme, barýnma ve giyim gibi temel ihtiyaçlarýný karþýlamýþ her insan için, aðrýsýz bir baþ, telaþsýz bir iþ ve huzur içinde devam eden bir hayat, en büyük özlemdir. Özlemlerini yaþayarak mutlu olabileceðini düþünen insan, baþarýsýný da özlemlerini gerçekleþtirme nispetine baðlar. Temel insani ihtiyaçlar, baþarý ve mutluluklar ise sadece barýþ ortamýnda tam olarak elde edilebilir. Bu baðlamda barýþýn da en temel insani ihtiyaç olduðunu kolaylýkla söyleyebiliriz.
“Sade bir tanýmla barýþ; fert ve toplumlarýn iliþkili olduðu kiþi ve yerlerle uyum içerisinde olmasýdýr. Arapçada, barýþ anlamýný karþýlayan sulh ve silm kelimeleri, barýþýn bütün sonuçlarýný ifade eden bir anlam alanýna sahiptir. Allah ýn doksan dokuz güzel isminden biri de, “Selam”dýr ve bu sýfat, barýþ anlamýný da içermektedir.
Barýþ, gerçekleþme imkaný bakýmýndan üç kýsma ayrýlýr:
a) Ferdin kendisiyle barýþýk olmasý,
b) Ferdin çevresi ile (insan ve tabiat) barýþýk olmasý,
c) Toplumlar arasý barýþ.
Ferdin kendisi ile barýþýk olmasý, inanç ve prensipleriyle uyum içinde olmasý, kabul ettiði deðerlerle ve prensipleriyle çatýþýr halde bulunmamasýyla mümkün olur. Fertler arasý barýþ da, insani iliþiklerde, sevgi ve saygý zemininde eþitlik, hak ve adaletin gözetilmesi ile saðlanýr. Uluslararasý barýþ ise, yerel bazda fertler arasýnda saðlanan eþitlik, hak ve adalet ölçülü iliþkilerin evrenselleþtirilmesi, yaratýlaný yaratandan ötürü sevme anlayýþý ile masum olan her insanýn temel hak ve özgürlüðüne en az kendi hakkýmýz kadar saygý duyulmasý ve barýþý saðlayacak uluslararasý organizasyonlarýn tarafsýz ve etkin bir þekilde çalýþmasý ile gerçekleþir.
Saðlanan barýþý korumak, barýþý elde etmek kadar önemlidir ve zordur. Barýþýn önündeki engelleri imha ederek barýþa ulaþanlar,barýþ döneminde de ayný engellerin tekrar oluþmamasý için siyasi,ekonomik,hukuki ve askeri yönden gerekli olan tedbirleri almalýdýrlar. Kur’an da, “Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk çýkarmayýn” ayeti ile bozgunculuk yapmak isteyenler uyarýlmýþtýr. Biz bu ayetten kalýcý bir barýþ ortamý için bozguncularýn engellenmesi gerektiðini de anlayabiliriz.
Gerek geçmiþte ve gerekse günümüzde insanlar arasýnda, Allah ýn büyük nimetlerinden olan barýþ yurdunu ve kardeþlik kurumunu, baþlýca þu sebeplerin tahrip ettiði görülmektedir:
a) Bireysel ve sosyal iliþkilerde bencil ve taassupça tutumlar,
b) Sevgisiz ve saygýsýz davranýþlar,
c) Hak ve adaletten sapma, hakkýna razý olmama yada hak ettiðinden fazlasýný talep etme ve hakkýný meþru olmayan yollardan arama cüretkarlýðý,
d) Yetki sýnýrlarýný aþmak ve yetkisiz tasarruflarda bulunmak,
e) Ýnsanlar arasýnda ayrýmcý ve dýþlayýcý tutumlar vb.
Bu güne kadar hep kendi kiþisel, ulusal veya ideolojik çýkarlarý uðruna baþka kiþi ve uluslarýn maðduriyetini hesaba katmadan hareket ederek dünyayý fesada uðratanlar, amaçlarýný açýklarken ve kendilerine bu hususta yöneltilen eleþtirileri cevaplarken, aslýnda bütün insanlýðýn barýþý ve özgürlüðü için çalýþtýklarýný söylemiþlerdir. Barýþý kalýcý kýlmanýn bir þartý da, barýþ maskesi ile kendilerini gizleyen müfsitleri, gerçek barýþ sevenler ile karýþtýrmamaktýr. Kur an-ý Kerim’de, Salih(a.s.) ýn kavmi içinde bozgunculuk yapan, sulha yanaþmayan dokuz kiþi yada çeteden bahisle Müslümanlarýn, barýþýn önündeki engele dikkati çekilmiþtir. Bozguncular da barýþtan söz ederler ve barýþ için çalýþtýklarýný söylerler, oysa Kur’an’a göre onlar düþünmeyen beyinsiz kimselerdir.
Peki ne yapýlabilir bu sosyal problemden çýkýþý nasýl saðlayabiliriz? Hayatý paylaþmak kadar insaný mutlu eden ne olabilir ki?
Acýsýyla, tatlýsýyla, sýkýntýsýyla, sevinciyle yaþananlarý paylaþmak gönle bambaþka bir huzur nakþetmeye baþlar. Birden hayatýnýzýn renklendiðini, canlandýðýnýzý, yaþanan güzelliklerin kat be kat arttýðýný görürsünüz.
Ýçiniz coþkuyla dolar.
Hüznünüz varsa bile bir anda sevdiðiniz kiþinin yaþadýðý mutluluk sizi de mutlu eder, bütün dertlerinizi, kederlerinizi unutturur.
Kuþ olup kanatlanýp uçmak istersiniz.
Belki kendi yaþadýðýnýz mutluluklardan böylesine bir lezzet alamazsýnýz. Hüznün o ince sýzýsý sizi terk eder, dahasý hayatýnýz bir anlam kazanmaya baþlar, zenginleþir. Gönlünüz o sevincin huzuruyla mest olur.
Sevmek, sevebilmek Allahü teala’nýn kullarýna ihsan ettiði ne büyük nimet ancak seven insanlar böyle hissedebilir.
Arkadaþlarýnýn, dostlarýnýn, tanýdýklarýnýn, sevdiklerinin dahasý insanlarýn mutluluklarýndan huzur duyarlar.
Ýçlerinde yaþadýklarý anlaþýlmaz, anlatýlmaz bir sevinç ve coþkuyla kullara verilen bu güzelliðin tadýna varýrlar. Belki de asýl yaþamak olan, “Kendisi için istediðini, din kardeþi için de can-u gönülden istemenin” o muhteþem sýrrýna ererler.
Ancak insanlarýn acýsýnda derin acýlar duyanlar, onlarýn sevinçlerinde bu coþkuyu yaþayabilirler.
Dertler, kederler, hastalýklar, sýkýntýlar yaþanýrken yakýnlarýnýn dertlerine ortak olanlar, onlarýn acýlarýný hafifletmeye çalýþanlar, ellerini kaldýrýp Allahü teala’ya gönülden dua edenler, seçilmiþ kullardýr.
“Yýkýlmýþ bir gönlü tamir etmektir hüner.” Riyasýz, menfaatsiz, yalansýz sevmenin ve samimiyetin muhteþem güzelliðinde kul olmanýn yardýmlaþmanýn, sevmenin ve sevilmenin sýrýna vakýf olurlar.
Kullarýn birbirlerine olan bu muhabbetiyle Yaradan onlara öyle kapýlar açar ki, insan; “Ne yaptým da böyle oldu?” diye kendi bile þaþar kalýr.
Yaradýlmýþý Yaradan’dan ötürü sevmek, muhabbetin o gül bahçesine girmenin, muhteþem güzellikleri görmenin, yaþamanýn, içine sindirmenin dahasý güzelliklere adým atmanýn düsturudur.
“Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz” diyen mübarek zatlar bu gerçeði görmüþler ki, bütün güzelliklerin temelinde sevmeyi,
vermeyi, paylaþmayý bizlere salýk vermiþlerdir.
Hiçbir þeyiniz yoksa, gülümseyiniz, gülmek ve güldürmek için.
Sonsuz saadet bahçesinin kapýlarýný aralamak ve muhabbetin tadýna varmak için..
Kaynakça ….. :
1. Mukadder Akif yüksel ,Müftü
2. Diyanet Dergisi
3. Altýnoluk Dergisi
|