|
1980 ihtilali, Türk Milleti nin kimyasýný bozmuþtur.Yani, Türk Halkýnýn öncelikleri, zevkleri, tercihleri, sosyo- kültürel ve özel hayatta sistematik bir yönlendirmenin ve eðilimin içine sokulmuþtur. Sorgulamayan,tamamen etkilewnmeye müsait, ideaalleri olmayan eðlencenin aracý olan bir nesil üremeye baþlamýþtýr.
Sevgisizliðin günümüzde tüm dünyayý sardýðý, insanlarýn birbirlerine gittikçe daha da yabancýlaþtýðý çok açýk gerçektir. Büyük kentlerdeki insanlar göz göze gelmez hatta birbirlerinin yüzüne bakmaz. Derin ve samimi sevgiyi yitiren insanlarýn, adeta içleri boþalmýþ, kiþiler manevi anlamda tükenmiþlerdir.
Sevgi ve aþký yitirdiðinde, insanýn içinde korkunç bir boþluk meydana gelir ve artýk yitirilenlerin yerini sýkýntý, azap, korku, gerginlik, kuþku ve panik alýr. Bu acýdan kurtulmak için de birçok insan ya uyuþturucu ya da aklý örten, insan bedenine ve ruhuna zarar veren tehlikeli maddeler kullanmaya baþlar. Ve doðaldýr ki sonuç da çok kötü olur.
Ýman etmeyen kiþi para, yiyecek, içecek, zenginlik, kýsacasý her þeye sahip olsa da bir türlü mutlu olamaz. Elde ettiði her þeyi bir gün yitirebileceði korkusu içinde huzursuz bir yaþam sürer. Ýnsanlarýn mutsuzluðuna yol açan asýl neden tabi ki Allah’tan uzak yaþamaktýr. Ancak detaylandýrarak inceleyecek olursak insaný mutsuz eden birçok sebep vardýr. Bu sebeplerin en önemlilerinden biri Çözümü Kur’an’da aramamaktýr.
Hiç etrafýmýza bakýyor muyuz? Neredeyse ilköðrenim son sýnýf öðrencileri bile flört yapmaya baþladýlar. Arka sokaklarda güya maneviyat sahibi olduðunun iþareti olan baþýnda baþörtüsü olan genç kýzlar yanlarýnda saçý sakalý birbirine karýþmýþ bir takým hýrpani kýlýklý oðlanlarla flört yapýyor, arkadaþlýk kuruyorlar.
Allah’ýn (c.c) nin yarattýðý iki ayrý cinsin birbirini çekme, birbirine ilgi duyma, birbirini sevme ve âþýk olma duygularý ile yine iki cinsin birbirlerine karþý þehvet istekleri elbette nikâhlý birlikteliklerde fevkalade yararlý duygular olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Bu duygular olmasaydý iki ayrý cinsin bir araya gelmesi, yuva kurmalarý, çocuk sahibi olmalarý böylece neslin devamý mümkün olamazdý.
Yukarýda saydýðým duygularýn nikâhlý birliktelik için çok faydalý duygular olmasýna raðmen flört gibi, kýz – oðlan arkadaþlýðý gibi yakýnlaþmalarda ise baþta bu eylemin içindekilere, sonra topluma olmak üzere çok zararlý vermekte olduklarý görülmektedir.
“Flört yangýnýna” bir kere kapýlan gençler önce bakýþmalarla daha sonra birbirlerinin ellerini tutmalarýyla, kol kola girmelerle, tenhalarda (þimdi artýk açýkça ve her kesin gözü önünde) öpüþüp koklaþmalarla devam etmekte bu yola girenlerin artýk kendilerini kurtaramadýklarý sonuç ise nikâhsýz cinsel birleþmelere yani zinaya kadar gitmektedir.
Ailenin önemsenmediði Avrupa’da bu iþler teþvik görebilir ama “aileye büyük kutsiyet atfeden bizim toplumumuzda aile olmazsa bizim toplumumuz da olamaz” diyenler bu yangýný söndürmeye mecburdurlar.
“Flört yangýný” isimli konferansýmda ve hazýrlamakta olduðum kitabýmda da temas ettiðim gibi bu tür kýz oðlan arkadaþlýklarýnýn yüzde doksaný hüsranla sonuçlanmakta geri kalan ancak yüzde onluk bir kesimi yuvasýný kurarak mutlu olabilmektedir.
Bu tehlikeli maceranýn sonunda, delikanlý üzerinde pek tesiri olmamakta ise de kýz üzerinde fevkalade derin tesirler býrakmakta, kýz kendisinin aldatýldýðýna kanaat getirmekte bu maceradan sonra bir baþka gençle evlense bile kocasý olan insaný, daha önce bir baþkasý ile aldatmýþ olmasýnýn verdiði eziklikten kurtulamamaktadýr. Bu durum ise aile mutluluðuna tesir etmekte kurulan yuvanýn yýkýlmasýna gitmektedir.
FLÖRT VE NÝKÂHSIZ BÝRLÝKTELÝK
Ayrýca nikâhsýz birleþmeler sadece bu kendisiyle flört yapýlan gençle kalmamakta, bu maceranýn devamýnda ister iyilikle, ister þantaj veya tehditlerle, kýz baþkalarýyla birleþmeye ve fuhþa zorlanmaktadýr.
Sonuç toplumun temeli olan saðlam aile yapýsý kurulamamakta, kiþilikli evlatlar yetiþtirilememekte flört kurbaný kýzlar hayatlarý boyunca artýk mutlu olmak, çocuk sahibi olmak gibi ulvi duygulara sahip olamamaktadýrlar.
Kötü yollara düþürülmüþ birçok kadýn gördüm ki bunlarýn bir atasözü gibi aðýzlarýndan hiç eksik etmedikleri “erkek milletine güvenilmez” sözleri ile artýk bebekleri (babasý belli olmayan) olmadýðýndan kucaklarýnda yapma bebek taþýmakta ve bebek özlemlerini bu þekilde gidermeye çalýþmaktadýrlar.
Gençlik heyecanlarý ve tecrübesizlik, birçok kýzýmýzý bataklýðýn içerisine itmekte baþta ana baba olmak üzere hiçbir yetkili de olaya müdahale edememekte (böyle kadýnlara serbest çalýþma vesikasý verilmekte) sadece seyirci olmaktadýrlar.
Beyler yazýk bu kýzlarýmýza… Onlarýn da bir yuva kurmaya, “bu erkek kocamdýr” diyecekleri bir erkeðin himayesine girmeye, anne olmaya, çocuklarý olmaya ve onlarý sevgi ve þefkatle yetiþtirmeye haklarý vardýr. Kýzlarýmýzýn bu haklarýný onlarýn tecrübesizliklerine kurban edemeyiz, etmemeliyiz.
BU YANGIN NASIL ARTIYOR
Þurasý bir gerçektir ki bu gün özellikle 28.Þubat post modern darbesinden bu yana, kýz ve oðlanlar deðiþik þart ve þekillerde bir araya getirme gayretleri artmýþ bulunmaktadýr.
Ellerine geçirdikleri yetkilerle bu milletin kýzlarýný þehvet pazarlarýna veya panayýrlarýna sürmek, o kýzlarýn bacaklarýný veya baþka mahrem yerlerini seyretmek belki onlarýn þehvetlerini artýracaktýr ama bu olay sonuçta orta malý kýzlarýmýzýn sayýsýný artýrmaktadýr.
Þurasýný, burasýný açmaya ve baþkalarýna göstermeye çalýþan kýz ve kadýnlarýmýz bu gün o kadar fazladýr ki otobüslerde tramvaylarda veya metroda erkeklerin birçoðu gözlerini bu kadýn ve kýzlarýn açýk uzuvlarýndan kaçýrmaya ve bakmamaya çalýþmakta olduklarý gözlemlenmektedir.
Ve bu açýklýk, müstehcenlik yaþamý ile gençlerin (çocuklarýn) flört yangýný körükleyen bir önemli vasýta da, Hükümetin özelleþtirme oyunlarýyla artýk birçoðu, yabancýlarýn eline geçmiþ olan televizyonlarýdýr.
Bu televizyonlar, Almanya’da ve Avrupa’da gece saat 24.00 sonra gösterilen filmleri, dizileri maalesef ülkemizde seyredilme oranlarý en yüksek zamanlarda yayýnlamakta sanki tv kanalý deðil “genelev penceresi” olarak yayýnlar yapmaktadýrlar.
KÝM DUR DÝYECEK
Ey, RTUK (Rayda ve televizyon üst kurulu) 3984 sayýlý RTUK kanunu ve buna baðlý yönetmelikleriniz de bulunan; Yayýn ilkeleri e) “Yayýnlar, toplumun milli ve manevi deðerlerine ve aile yapýsýna aykýrý olmamalý, toplumun en küçük birimi olan aile yapýsýný zedeleyecek nitelikte yayýn yapýlmamalýdýr.”
Yayýn ilkeleri t) “Cinsel duygularý sömürmeye yönelik, bireyleri cinsel meta olarak gösteren, insan bedenini cinsel tahrik unsuruna indirgeyen, toplumsal yaþam alaný içinde sergilenemeyecek mahrem söz ve davranýþlar içeren yayýnlar yapýlmamalýdýr” maddeleri boþuna mý yazýlmýþtýr.
Ey milleti ve onun evlatlarýný kötülüklerden korumaya memur hükümet yetkilileri… Ey, RTUK’un baðlý olduðu Devlet Bakaný Sayýn Bülent Arýnç beyefendi…
Siz bunlarý hiç görmüyor musunuz? Koskoca Bakanlýk kadrolarýnýz, Millet vekilleriniz, partinizin bütün il ilçe ve belde teþkilatlarýnýz arasýnda bunlarý size söyleyenler, sizi bu konuda ikaz eden hiç kimse yok mudur?
Ýþte ben, bu ülkenin bir vatandaþý olarak söylüyorum ve hatta haykýrýyorum.
“Bir millet yok oluyor beyefendiler… Evlatlarýmýzý bu yangýndan kurtarýn… Kendilerinden rey aldýðýnýz halktan ve bir gün mutlaka kendisine döneceðiniz Hak’tan korkun…”
Unutmayalým, abdestsiz adým atmayan bir tarihin abdest almasýný bilmeyen nesilleriin üretir olduk. Çocuklarýmýzý milil ve manevi deðerlerimiz ýþýðýnda yetiþtiemezsek, sadece geleceðimizi deðil, geçmiþinde vebalini üstlenmiþ olacaðýz.
Bu milletin kimyasýný bozmayalým. Çocuklarýmýzý ihtiyaçlarý olan bilgi, iman tevhid hakikatlarini öðretelim.
Çok geç olmadan..
Kaynakça :
Nevzat Laleli, Günümüz Gençliðine bakýþ.
|