|
Ne zaman bir ülkenin insanlarý açýkça ve çekinmeden geçmiþleri ve yaþadýklarý zamanla ilgili sorular sorabiliyorsa, iþte o ülkede, kýsmen de olsa, özgürlükten söz etmek mümkündür.
12 Eylül 1980 öncesi gençliði, soru sorma noktasýnda cesurdu. Fakat bugün anlýyoruz ki, o gençlik sorularýyla avlanarak idam sehpalarýnda sallandý.
Soru sormaya izin verenler, bunu özgürlükler adýna yapmadýlar. ( Hem soru sormak için izine ihtiyaç yok ki!) Soru, insanýn kimliðini de deþifre ettiðinden, herkesi sorularýyla yakalayýp yargýladýlar. Sorularý adeta oltalarýnda yem olarak kullandýlar. Böylece güçlerine güç kattýlar, egemenliklerini pekiþtirdiler.
Ardýndan düþünemeyen, sindirilmiþ, korkak ve ideali olmayan bir kuþaðýn yetiþmesine bizzat neden oldular; hatta bunu teþvik ettiler. Çünkü egemenler, sorularla iktidarlarýnýn sarsýlmasýný istemiyorlardý.
Bir soru da ben sormuþ olayým:
Acaba bizde soru sormamak, düþünmemek, sadece maruz kalmak; yanlýþ da olsa egemenlerin buyruklarýna itaat etmek bir gelenek midir?
Siz deðerli okuyucularýma ilginç bir tarihi belge sunmak istiyorum; soru sormadan itaat eden “bilim adamý” türünün bizde bolca olduðunun kanýtý olarak.
Niyazi Berkes’in, Ýletiþim Yayýnlarý’ndan çýkan “Unutulan Yýllar” adlý anýlarýnýn derlendiði bir kitabý var. Özellikle 2. Dünya Savaþý’ný ve “Ýnönü Dönemi”ni anlamak için çok önemli bir kaynak. O denemde üniversitede hoca olan bir insanýn tarihe tanýklýk hüviyeti taþýyor bu kitap. Okuyalým:
“Þefimizin (Ýnönü) hatýrý için o zaman yapýlan bir yaðcýlýðýn vesikasýný anýmsadýkça yüzüm kýzarýr. Yücel’in (Hasan Ali, Milli Eðitim Bakaný) yalancýlýðýn normal bir ilke haline getirildiði bir rejim içinde çalýþmak zorunluluðunun etkisi altýnda, fakülte dekaný Nisan 1944 yýlýnda þöyle bir bildiri imzalamaya bizi çaðýrmýþtý:
“Ebedi Þefimiz Atatürk’ün mutlu eliyle kurulmuþ olan fakültemizin (DTCF) biz Türk öðreticileri, bugün 11 Nisan 1944 tarihinde toplandýk. Partimizin (CHP) programýný yeniden madde madde okuduk. Partimizin prensipleri hakkýnda þimdiye kadar taþýdýðýmýz imaný ve duyduðumuz heyecaný bu sefer de hep birlikte bir kere daha teyit ve tekid ettik.
Kemalizmin milliyetçi, halkçý, laik, inkýlâpçý ve cumhuriyetçi umdelerinin kayýtsýz ve þartsýz hizmetkârý olduðumuzu, bize tevdi (emanet) edilmiþ olan gençliði bu umdeler (ilkeler) içinde yetiþtirdiðimizi ve yetiþtirmeye devam edeceðimizi, bu umdelerin mana ve deðerine aykýrý herhangi fikir ve kanaate þimdiye kadar olduðu gibi þimdiden sonra da yer vermeyeceðimizi ve PARTÝMÝZÝN GENEL BAÞKANI ÝNÖNÜ’YE baðlýlýðýmýzý derin saygýlarýmýzla bildiririz.”
Ýmlâsýna hiç dokunmadan kitaptan aynen alýntýladým.
Üniversitenin, özgür düþüncenin, soru sorabilmenin ülke geliþiminde ne denli önemli olduðunu bugün daha iyi anlýyoruz. Elbette bugün bunlar olamaz, ama geçmiþte de olmamasý, ülkemiz adýna daha hayýrlý sonuçlar doðurmaz mýydý? Bugün hâlâ doðmatik düþüncelerin tutsaðý olanlar acaba geçmiþin kalýntýlarý mýdýr? Ýnsan alýþkanlýklarýný kolay terk edemiyor.
Devam ediyor Berkes:
“Yücel’in talihsizliði, Milli þef gibi bir politikacýnýn kanadý altýnda “yapabileceðini yapmaya” çalýþmasýydý. Bir gün gelecek, onu lök gibi boþlukta býrakacak; kýsa zaman sonraki ölümüne kadar onu ne arayacak ne de soracaktýr.”
Bir ülkede siyasetçilerin yanlýþ ve hatalarýna karþý çýkabilecek çapta bilim adamý yoksa iþte orada hayat negatif seyir izliyor demektir. Kaldý ki bilim adamlarýnýn önünü de açacak olan siyasetçilerdir.
Ýcraatýný akýlla, bilimle ve fakat konuþmalarýný ise duygu aðýrlýklý yapabilen liderler, kendi toplumlarýný arkalarýndan sürükleyebilirler.
Duygu, özgür toplumlarda hayat bulan bir var oluþ sýrrýdýr. Baskýcý, zalim yöneticilerin egemenliði altýndaki insanlarýn ise bir robottan farký yoktur ve orada sorularla deðil, alkýþlarla karþýlaþýrsýnýz.
Hz Ali: “Soru ilmin kapýsýdýr.” der. Demek ki baðýmsýz ülkelere soru kapýsýndan girilmektedir.
Ýnsanlarýn ve toplumlarýn kiþilikleri, sorabildikleri sorunun içinde saklýdýr.
Ýþte bu fýrsat bugün elimizdedir. Yarýn her konuda özgürce sorular sorabileceðim bir ülke anayasasý mý, yoksa egemenlerin kiþiliðimi yok eden bir anayasanýn gölgesinde güneþsiz yaþamak mý?
Ýlk defa özgürlüðe ve sorularýmýzýn cevabýna bu kadar yaklaþtýk.
dalitasci@hotmail.com
|