|
Bilindiði gibi tarih, bir toplumun kimliðini kazanmasý için hayati öneme sahip unsurdur. Bu nedenle tarihini inkar eden ya da tarihi unutturulan toplumlar, kimliksiz toplumlar olarak baþkalarýna yem olmak durumundadýr. Tarihin bu can alýcý iþlevini gören Batýlý düþünürler, 17. Yüzyýla kadar, bilimsel kalýplara uymadýðý gerekçesiyle hemen hemen hiç ilgilenmedikleri tarihe, 18. Yüzyýlda Giamnbattista VÝCO (1668- 1744) ile birlikte yüksek derecede ilgi göstermiþler, 19 yüzyýlda hem kendileri hem de sömürdükleri toplumlar için yapay tarihler icat etmiþlerdir.
Örneðin 15 ve 16. Yüzyýldaki Rönesans tarihçileri, (bizdeki Tevfik Fikret’in Tarih-i Kadim örneðinde olduðu gibi), tarihi yalan ve kibirlerle dolu bir süreç olarak tanýmlamýþlar, onun aldatýcýlýðýndan kaçmak için tarihi sanat olarak görmüþ ve tarihsel gerçekliklerle fazla ilgilenmemiþlerdir. Bu nedenle onlar, tarihi olaylarý doðru bir þekilde araþtýrmak yerine onunla ilgili edebî eserler ortaya koymayý tercih etmiþlerdir.
Tarihi objektif bir þekilde, olduðu gibi araþtýrmak yerine olmasý gerektiði gibi ele alan Batýlý düþünürler, hayal yeteneklerini kullanarak kendi tarihlerini, Ortaçaðý paranteze alarak MÖ: 6. Yüzyýlda Eski Yunan’la baþlatmýþlardýr. Sýnýr tanýmayan Batýlýnýn hayal gücü, bundan sonra baþta sömürdükleri toplumlar olmak üzere bütün dünya toplumlarý için yapay tarihler üretmeye baþlamýþtýr.
Bu yapay tarihin temel ilkesi, bütün insanlýk tarihinin seküler bir þekilde (dinden ve deðerden uzak bir þekilde) basit ya da ilkelden mükemmele doðru ilerlediði düþüncesidir. Kökü ve projesi Batýya ait olan bu proje, adýna Oryantalistler denilen Batýlý bilginler tarafýndan kopyalar halinde çoðaltýlarak, baþta Ýslam toplumlarý olmak üzere bütün Doðulu toplumlara dayatýlacaktýr. Batýnýn bütün dünya toplumlarýna dayattýðý bu tarih anlayýþý gereði her toplum geçmiþini, yapay bir þekilde dinden ve ahlaki deðerlerden baðýmsýz bir temele dayandýracak, söz konusu seküler tarihten hareketle toplumlar(birbirine düþman) “Uluslar” olarak yeniden inþa edilecek, ya da kendi deðimleriyle “yeniden yaratýlacaktýr”.
Bu habis hayal gereði, bütün Müslüman toplumlar için dinden ve ahlaki deðerlerden arýndýrýlmýþ yapay tarihler belirlenmiþtir. Türkler için Ýslam öncesi (Hitiler, Sümerler ve Lidyalýlar gibi) Anadolu medeniyetleri, Arplar, Ýranlýlar ve Kürtler gibi diðer Ortadoðu toplumlarý için Ýslam öncesi Mezopotamya medeniyetleri tarihsel kaynak olarak gösterilmiþtir. Bu amaçla Ýran toplumu için Ýran’ýn son dönem yöneticileri olan Pehlevi ailesi aracýlýðýyla, Irak, Suriye, Mýsýr gibi Arap ülkeleri için adý Rönesans anlamýna da gelen Baas partileriyle seküler bir tarih sunulmuþtur.
Bu yapay projeye yaþayan bir örnek olarak Kürt toplumuna PKK tarafýndan dayatýlan dinden ve deðerden arýndýrýlmýþ yapay tarih verilebilir. Dikkat edilirse PKK, kurduðu ilk televizyonun adýna bir Ýslam öncesi Mezopotamya toplumunun adý olan Medlerin adýný vererek “MED TV”, bütün Kürtlere adeta sizin atalarýnýz, Müslümanlar deðil Mezopotamya medeniyetidir, demektedir.
Yani Batýný yapay tarih projesi özellikler Müslüman toplumlar için ayný kelemden çýkmýþ ve kopyalanarak çoðaltýlmýþ projedir. Bu proje gereði, Müslüman toplumlarýn etkili iletiþim araçlarý özellikle tarihteki seküler kýrýntýlarý teleskopla göstermeyi, Ýslam’a ait tarihsel unsurlarý ise örtmeyi birinci vazife olarak kabul etmiþtir.
25 Nisan pazartesi günü Çanakkale’de yapýlan “Þafak Ayini” ve bunu Batýnýn kültür emperyalizmine karþý “hazýr ol vaziyetinde” duran medyanýn sunuþ biçimi, insanýn aklýna 19. Yüzyýldan kalma bu projelerin hala yürürlükte olduðu düþüncesini getiriyor. Ýnsan þunu demekten kendini alamýyor: Batýlý sahiplerinin bile terk ettiði bu küflenmiþ projeler, ancak tarihini unutmuþ, bellekleri silinmiþ kimliksiz taife için hala cazip ve iþlevsel olabilir.
Allah aþkýna Çanakkale savaþýnda bir avuç Anzak (aldatýlmýþ ya da zorla fark etmez) bizim dedelerimize saldýrmadan önce “Þafak Ayini” yapmýþta bizim dedelerimiz ne yapmýþ, sabahýn o erken saatinde. Yoksa bizim dedelerimiz, bin yýldýr kýldýklarý sabah namazýný o sabah Anzaklar hatýrýna terk etmiþler de(!) tekbir sesleriyle girecekleri savaþa abdestsiz ve namazsýz mý girmiþler?
Bu ülkenin nerdeyse her evinde Çanakkale’de hayatýný kaybetmiþ bir þehit vardýr. Onlarý Çanakkale’de güçlü kýlan, ölümüne baðlý olduklarý Ýslam ve ondan aldýklarý imandý. Onlar, tarihlerinde Kosova, Varna, Viyana ya da Çaldýran savaþýnda gittikleri gibi, Çanakkale’ye de tekbir sesleriyle gittiler ve bu sayede “Yetmiþiki Millet” karþýsýnda dimdik durdular. Þimdi Çanakkale’yi, Çanakkale destanýný yazan kahramanlarý tarihinden, kültüründen, dininden ve imanýndan kopararak, bir kabilenin kültürünün gölgesinde analar,ý önce aziz þehitlerimize þikayet ediyor, daha sonra tarihe havale ediyorum.
|