|
Dildeki sözcüklerin biri yazýya dökülmüþ göstergeler diðeri zihnimizde çaðrýþtýrdýklarý anlamlarý ya da kavramsal boyutlarý olmak üzere iki yönü vardýr. Bir kaðýdýn iki yüzü gibi birbirinden ayrýlmasý mümkün olmayan bu iki unsurdan birincisi kalýp diðeri içeriktir. Bu anlamda kavramlar, düþüncelerimizi sarýp sarmalar, onlarýn hem içeriðini oluþturur hem de sýnýrýný çizerler. Bu nedenle bir kavramýn ne olduðunu bilmeden, sadece onu ifade eden sözcüklerden hareketle fikir yürütmek çoðunlukla bizi yanlýþ noktalara götürür. Çünkü sözcükler, çaðrýþtýrdýklarý anlamlar da diyebileceðimiz kavramsal boyutlarý ya da delalet ettikleri anlamlarý olmadan düþünce için iyi bir rehber olamazlar.
Bazý sözcükler, belli ölçülerde bizim zihnimizden baðýmsýz bir þekilde var olan nesnelerin adlarý olduklarýndan dolayý onlarýn kavramsal boyutlar ya da delalet ettikleri anlamlarý konusunda çok fazla görüþ ayrýlýðý olmaz. Örneðin “insan” sözcüðünün delalet ettiði anlamýn, “akýllý, düþünen, konuþan, gülen, hareket eden, uyuyan, vb…” niteliklerden oluþtuðunu söylersek fazla itiraz olmaz.
Buna karþýlýk bazý sözcüklerin delalet ettikleri þeyler insandan baðýmsýz deðildir. Onlarýn kavramsal boyutu ya da delalet ettikleri anlamlarý insanlar tarafýndan oluþturulmuþtur. Örneðin, “adalet”, “güç”, “merhamet”, “otorite”, “üstünlük” gibi sosyal ve kültürel alana iliþkin sözcüklerin delalet ettiði anlamlar insanlar tarafýndan oluþturulurlar. Ýnsanlar, adaleti nasýl tanýyorlarsa, adalet sözcüðünün anlamýný da o þekilde oluþtururlar. Ya da insanlar, “güç”ten ne anlýyorlarsa güç sözcüðünün delalet ettiði anlam da odur.
Geçenlerde Peygamberimizin hayatý ile ilgili bir sempozyumda, konuþmacýlardan biri, “erkekler, kadýnlardan daha üstündür” þeklindeki ayette geçen üstünlüðün, birilerinin üzerinde güç kullanmak ya da baský ve otorite saðlamak deðil sorumluluk sahibi olmak anlamýnda olduðunu söyledi. Bu ifade aklýma hemen Hucurat suresindeki “…Allah’ýn yanýnda üstünlük ýrkta deðil takvada, yani Allah’a karþý sorumluluk bilincindedir” þeklindeki ayeti getirdi. Evet Kur’an’ýn “üstünlük” sözcüðüne yüklediði anlamý dikkate alýrsak, erkeðin kadýndan üstün olmasý, ona baský uygulamasý, ya da onu ikinci plana iterek iktidarý ele geçirmesi deðil, kadýna karþý sorumluluðunun bilincinde olmasý demektir. Böyle bir üstünlük ise elde edildiðinde herhangi bir çýkar saðlayacak durum deðil aksine külfettir. Bu anlamda otorite ise menfaat paylaþýmý deðil külfeti artýracak bir durumdur.
Ancak “üstünlük” sözcüðüne Kur’an’ýn dýþýnda çeþitli insanlarýn yüklediði anlamlar dikkate alýndýðýnda erkeði kadýndan ya da kadýný erkekten üstün kýlmak gerçekten sorundur. Çünkü bir anlamda üstünlüðün kadýn ya da erkekte olmasý ya da yetkinin birinden alýp diðerine verilmesi, yetkiyi alanýn baský yapma ve menfaati elde edebilme hakkýný da elde etmesi demektir. Doðal olarak bu yetki sorumsuz bir yetki olduðundan dolayý, kadýn olsun erkek olsun herkes bu yetkiyi istemektedir. Çünkü sorumsuz yetki çok cazip ve tatlýdýr. Nitekim sadece aile deðil ülke yönetiminde de sorumluluðu az olan ya da hiç olmayan ama yetkisi neredeyse sýnýrsýz olan makamlara oturmak için insanlarýn nasýl birbirlerini yediklerini ve yuvarlandýklarýný görüyoruz.
Nitekim Kur’an’daki “erkekler kadýnlardan daha güçlüdür” þeklindeki ayeti modern dönemin güç tanýmýndan hareketle yorumlayanlar, bunun kadýn için kabul edilemez bir durum olduðunu söylemekte, hemen kadýnlarýn erkeklerden daha baþarýlý, daha zeki hatta bazý kadýnlarýn erkeklerden daha güçlü olduðunu söylemektedirler. Halbuki Ku’an’daki bu “güç” kavramýn yine Kur’an’da bulunan “güç” tanýmý ile açýklasalar, bu gücü elde etmenin altýndan kalkýlmasý zor bir yük olduðunun farkýna varýrlar. Çünkü Kur’an’da “güç” ve gücü kullanacak özgür irade ancak ondan daha fazla bir sorumlulukla elde edilebilmektedir. Gücünü kuþatacak ya da kontrol altýnda tutacak sorumluluðu olmayan kiþileri Yunan mitolojisindeki Tanrýlar gibi, “mutlak güçlü ve mutlak sorumsuz” olarak en tehlikeli yaratýklardýr.
Müslümanlar bu gerçeði sadece bir yorum ya da kabul olarak anlamamýþlar, hukuk baðlamýnda da söz konusu sorumluluða uygun düzenlemeler yapmýþlardýr. Yani otoriteyi kullanacak gücü elde edenlerin bundan doðan sorumluluklarýný yerine getirmemeleri halinde cezai müeyyideler koymuþtur. Ýslam hukukunun, aile hayatýný düzenleyen maddeleri bunun açýk örnekleriyle doludur.
|