Hopa davasýnda 6 ay tutuklu kaldýktan sonra ilk duruþmada serbest býrakýlan öðrenciler cezaevi günlerini anlattý.
2011-12-11 - 12:14
Vatan'dan Çýnar Özer'in haberine göre; parasýz eðitim istediklerini söyleyen öðrenciler, "Eðer buysa terör faaliyeti. Biz bunu yapmaya devam edeceðiz. Bu eþkýyalýksa hepimiz eþkýyayýz" dedi
Hopa'da çýkan olaylarda emekli öðretmen Metin Lokumcu'nun hayatýný kaybetmesini ardýndan Ankara'da yapýlan eylemde 22'si tutuklu 28 öðrenci hakkýnda, terör örgütü üyesi olmak ve terör örgütü adýna faaliyet göstermek suçlamasýyla dava açýldý. Önceki gün, "Hopa Davasý" diye anýlan davanýn ilk duruþmasýnda tüm sanýklar tutuksuz yargýlanmak üzere serbest býrakýldý.
Davul zurnayla karþýlanan serbest kalanlar, kendilerini bekleyenlerle tek tek kucaklaþtý. Bekleyenlerden bazýlarý arkadaþlarýný yaþ pastayla karþýladý.
Tahliye olan bazý öðrenciler Ankara'daki Halkevi Derneði'nde VATAN'a konuþtu:
12 EYLÜL HUKUKU
Sözlerine, "Tüm Sincan F1'de tutuklu tüm adli ve siyasi arkadaþlarýma en içten selamlarý gönderiyorum" diyerek baþlayan Hikmet Tanýl, "Benim evimden 15 tane kitap alýndý. Bizi yargýlayan hukuk tamamen 12 Eylül hukuku. Biz 12 Eylül ile yargýlandýk. Bizi yargýlayacak þeyler sadece yasal eylemler ve kitaplar. Baþka hiçbir þey yok. Ben Ziraat Fakültesi öðrencisiyim. Evimden alýnan kitaplardan bir tanesi 'Tarým ve Kapitalizm'. Ben tabii ki bunlarý okuyacaðým. Ben ekonomi dersi görüyorum. Ben tarýma sosyalist bakýþý da okumalýyým, kapitalist bakýþý da okumalýyým, karma ekomoni bakýþýný da okumalýyým. Ben ders kitaplarýmda yazan þeylerle tutuklandým.
HÜCRE TATLISI
"Hayata dair üreteceðiniz en ufak þey F Tipi'nde yasaktýr" diyen Tanýl, yasaklara raðmen yaptýklarý þeylerden birinin de "Hücre tatlýsý" olduðunu söyledi ve tatlýyý þöyle anlattý: "Bize orda kalan bir aðabeyimiz 'Hücre tatlýsý' tarifi verdi. Tarif þöyle: Ýki kaþýk çikolata, bir petibör'ü ezip koyuyorsunuz, sonra iderenin verdiði bal ve yaðdan koyuyorsunuz. Sonra 300 ml süt koyuyorsunuz. Bunu 3 tane poþete koyup su ýsýtýcýsýnýn içine koyuyorsunuz ve ýsýtýyorsunuz. Sonra pudingi de ayný þekilde ketýlda ýsýtarak hazýrlýyorsunuz. Sonra bizim orda bir süt kabýmýz vardý. Onun içine önce çikolatalý olaný sürüyorsunuz, sonra petibörleri sütte ýslatýp yerleþtiriyorsunuz. Böyle böyle tatlý oluyor. Aslýnda bu çok kötü bir tatlý. Ben onu dýþarda yemem. Oradaki kimse yemez. Zaten orda önemli olan tadý deðildi. Onu yapmaktýr."
"GAZETELER YIRTIK GELDÝ..."
Ýlk 3 ay annesiyle görüþmediðini söyleyen Çaðrý Yýlmaz ise, "Ben bunu annemin tansiyonundan kaynaklý sanýyordum. Ama öyle deðilmiþ. Ýlk açýk görüþe geldiðinde annemin üstüne demir kapýyý kapatmýþlar. Leðen kemiði kýrýlmýþ ve annem 45 gün hastanede yatmýþ. Hapishanede bir ben bilmiyordum. Biz içerde gazete paylaþýmý yaparýz. Gazeteler koðuþlarda tek tek dolaþýr en son da bizim koðuþa geliyordu. Hatta insanlar toplamak istedikleri haberlerin üzerine hücre numaralarýný yazarlar. Biz de en son onlarý yýrtar ve ayýrýrýz. Annemin gelmediði günlerde bize gelen gazetelerin bir ara bazý sayfalarý yýrtýlmýþ oluyordu. Biz de önemli bir yazý var onu almýþlar sanýyorduk. Meðer annemle ilgili çýkan haberleri ben okumayayým diye arkadaþlar yýrtýyorlarmýþ" dedi.
"BÝZ EÞKIYAYIZ"
Çaðrý Yýlmaz, tutuklanmalarýna neden olan dava için de þunlarý söyledi: "Bu kadar hukuksuz giden bir davadan biz en az 17 yýl en fazla 52 yýl ile yargýlanýyoruz. Saç kestirme, yasal kitaplar, katýldýðýmýz eylemler de buna delil olarak gösteriliyor. Ben parasýz eðitim istiyorum. Eðer buysa terör faaliyeti. Ben bunu yapmaya devam edeceðim. Baþbakan bize 'eþkýya' dedi. Eðer bizim yaptýklarýmýz 'eþkýyalýksa' biz bunu yapmaya devam edeceðiz, hepimiz eþkýyayýz."
DELÝL OLAN KÝTAP HAPÝSHANEDE
Lenin'in bir kitabýnýn tutanakta delil olarak görünmesine raðmen kitabýn cezaevine alýndýðýný söyleyen Çaðrý Yýlmaz, "Bir elimde iddianame bir elimde kitap öyle kaldým. Hatta bir ara okumamayý bile düþündüm. Yani hapishaneye giren kitap bizde delil olarak gözüküyor. Ýddianame baþýndan sonuna kadar saçma þeylerden oluþuyor. Bize terör örgütü üyesi dediler. Evimizden boncuk tabancasý bile çýkmadý" dedi.
KÝTAP KADINLAR KOÐUÞUNA GÝDEMEDÝ
Can Kaya ise, iddianamede delil olarak gösteriler, Lenin'in kitabýný hapishanede okuduðunu söyleyerek, "Ben okuduktan sonra kadýn koðuþuna gönderildi. Ancak kitap oraya sakýncalý diye sokulmadý" dedi.
KELEPÇE ÝLE ÜNÝVERSÝTE SINAVI
Bu yýl üniversite sýnavýna "girebildiðini" ancak bunun kendisini utandýrdýðýný söyleyen Can Kaya o günü þöyle anlattý: "Ben sýnavlarýma 10 silahlý asker eþliðinde ve ellerim kelepçeli olarak gittim. Kelepçeleri öðretmenimin karþýsýnda çözdüler. Sýnava girdiðimde sorularý yanýtlarken karþýmda eli silahlý bir asker bekledi. Ben okulumda bu utancý yaþamak istemiyorum. Ben okulumun koridorlarýnda silah görmek istemiyorum. Ben okulumda özgür olmak, üniversiteler özgür olsun istiyorum."
ÇIRILÇIPLAK SOYMAK ÝSTEDÝLER
Hamza Doruk Yýlmaz, kaçma þüphesiyle tutuklandýðýný ancak ifade vermeye kendisinin gittiðini belirterek, "Gözaltýnda yapýlanlarý kadýn arkadaþlarýmýz bize bile anlatmaya çekindiler. Ýþkenceden tacize bir çok hareketle karþýlaþmýþlar. Hapishaneye ilk girdiðimiz anda bizi çýrýlçýplak soymak istediler. Ýþte biz orada F Tipi'nin ne olduðunu anladýk" dedi.
KAÐIT TOPUYLA HABERLEÞME
Kaðýt toplarýyla haberleþtiklerini anlatan Yýlmaz, "Kapý mazgallarýndan birbirimize sesleniyorduk. Baþka hücredekiler bizimle o þekilde tanýþtýlar. Bize atletten, sabuna kadar bir çok þey gönderdiler. Gündem deðerlendirmelerini havalandýrma yoluyla yapýyorduk. Not yazdýðýmýz kaðýtlarý ýslak gazeteye sarýyorduk, top yapýp atýyorduk. Böylece birinci hücreden yüzüncü hücreye kadar haberleþebiliyorduk. Bazen boþ hücre oluyordu haberleþme kesiliyordu. Ama yine de yapýyorduk. Böylece kesmeye çalýþtýklarý iletiþimimizi kesemediler" dedi.
NE DEDÝLER NE OLDU
"Ýktidara muhalif olan herkes terör örgütü üyesi olmakla suçlanýyor" diyen, Halkevleri Genel Merkez Yöneticisi Mahir Mansuroðlu ise, "Benim için hazýrlanan iddianamede sadece katýldýðým Hopa ile ilgili eylem vardý. Baþka hiç bir þeyle suçlanmazken ben terör örgütü üyesi olmaktan yargýlandým. 80 yýldýr demokrasi mücadelesi veren bir örgütü terör örgütünün legal alaný olarak gösteremezler. Parasýz eðitim için, barýnma hakký için, ulaþýma yapýlan zamlar için mücadele ettik. Ama biz sonunda terör örgütü üyesi olarak yargýlandýk" dedi.
HAKÝM: BELKÝ SOL BÖYLE BÝRLEÞÝR
Ankara'daki Hopa protestolarýyla ilgili 22 tutuklu sanýðýn tahliyesine karar verilen duruþmada duruþmada traji-komik olaylar yaþandý. Duruþmada ayrýca sanýklarýn gözaltýna alýnýrken cinsel taciz ve dayaða maruz kaldýklarý iddialarý da gündeme geldi. Gözaltýna alýndýktan sonra polis aracýna götürüldüðünü ve bir polis tarafýndan tacize uðradýðýný anlatan tutuksuz sanýklardan Sevgi Sönmez, "Otobüse bindikten sonra yanýma bir polis oturdu. Diyalog kurmaya baþladý. Bacaklarýmý okþadý. Ben karþý çýkýnca yüzüme yumruk atarak, bu halinle kim bakar sana dedi" iddiasýnda bulundu. Sanýklardan Hikmet Tanýl, savunmasýnda, "Tarih, bizi 52 yýla kadar yargýlayanlarý da bir gün yargýlayacaktýr" dedi. Tanýl'ýn sözleri üzeine, Mahkeme Baþkaný Dündar Örsdemir, "Biz de dahil miyiz, yargýlanacaklara?" diye sordu. Sanýk Tanýl, bu soruya, "Sizi bilmiyorum, ama iddia makamý dahil" karþýlýðýný verdi. Bu yanýt, Örsdemir ve ayný zamanda iddianameyi de hazýrlayan Savcý Hakan Yüksel ile izleyicileri güldürdü.
Sanýk avukatlardan Selçuk Kozaðaçlý, iddianamede sanýklarýn "THKP/C Devrimci Yol-Devrimci Gençlik" terör örgütü üyesi olduklarýnýn öne sürüldüðünü anýmsatarak, "Bu mahkeme için önemli olmayabilir, ama bizim için çok önemli. Sol içinde birçok ayrýþma var. Bu nedenle, bu iddia kendi aramýzda espri konusu oluyor" dedi. Mahkeme Baþkaný Dündar Örsdemir, bu sözler üzerine "Belki bu iddianame solu birleþtirir" diyerek, espri yaptý.
|