|
Peþ peþe yazma niyetim yoktu. Fakat nasýl yazmayayým, öyle bir ülkede yaþýyoruz ki gündem gündem üstüne. Peki neyi yazayým… Lobilerin þýmarttýðý Ýsrail’i mi, HSYK ve Yargýtay’ýn hukuk darbesini mi, Cihaner’in hukuk skandalýný mý, PKK terör örgütünün saldýrýlarýný mý, temcit pilavý gibi masamýzda eksik olmayan Kürt sorununu mu, Anayasa’yý ihlale teþebbüs eden Anayasa Mahkemesini mi, Dýþ politikanýn odaðý haline gelen Türkiye’yi mi, yoksa Eksen Kaymasýný mý… Bir ülkenin ayný anda bu kadar gündemi olur mu? Sanki Baykal olayýndan sonra yýl geçmiþ gibi… Dünkü gündemlerimiz ne çabuk eskidi.
Son günlerde PKK saldýrýlarýnýn belirgin bir þekilde artmasýnýn ardýndaki sýrrý tespit etmeye çalýþacaðýz. Ama öncelikle vatani görevi sýrasýnda þehit olan evlatlarýmýza Rabbimizden bol rahmet, yaralý kardeþlerimize acil þifalar, yakýnlarýna da sabr-ý cemil diliyorum. Allah bu tür acýlarý milletimize yeniden yaþatmasýn.
Bir tarihçi olarak Kürt meselesine tarihsel bir bakýþla tahlil etmekte fayda görüyorum.
19.yy boyunca baþta Rusya olmak üzere Avrupa devletleri tarafýndan körüklenen milliyetçilik furyasý öncelikle Osmanlýnýn batý topraklarýný kaybetmesine neden oldu. 93 Harbi ile Ermeni milliyetçiliðinden de sonuçlar alýnmaya baþlandý. Böylece milliyetçilik Osmanlýnýn doðu topraklarýný da sardý. I. Dünya Savaþý sýrasýnda milliyetçilik furyasýnýn güneyimizi de kuþattýðýný gördük Arap memleketlerinde. Öyle ki, Osmanlý resmi olarak Almanya yanýnda savaþa girdiði halde Osmanlýnýn yarýdan fazlasý Ýngiltere safýnda yer aldý.
Tabi ki bütün bu geliþmelerden bir ders çýkarmýþýz. Milli mücadele “misak-ý milli sýnýrlarý” diye tabir edilen bir coðrafya üzerinde kendini gösterdi. Ve egemenlik döneminde de bu sýnýrlar üzerinde “milli devlet” kurumunu inþa etti. Bize en büyük darbeleri vuran milliyetçilik, nihayet altý ilkemiz arasýna girdi. Milli Birlik ve Beraberliði temel alan Atatürk milliyetçiliði ile misak-ý milli sýnýrlarý içinde yaþayan halklar tek millet olarak dünyaya lanse edildi. Amaç dýþ mihraklarýn milliyetçilik buhraný ile içiþlerimize karýþmasýný önlemek ve yeni parçalanmalara meyil vermemekti. Asimilasyon çabalarýnýn içinde hedef kesinlikle etnik unsurlar deðildir.
Fakat dönemin emperyal devletleri TBMM’nin açýlmasý sonrasýnda kardeþi kardeþe kýrdýrma noktasýnda kýsmi baþarý saðlamasý, Þeyh Sait isyanýnda Ýngiliz parmaðýnýn oluþu millet olarak rahat býrakýlmayacaðýmýzýn sinyallerini veriyordu.
II. Dünya Savaþý sonrasý Ýngiltere ve Fransa’nýn güç yitimi, Rusya’ya karþý ABD müttefikliðimiz milliyetçilik gündemlerini bir süre ertelemiþti. Fakat Helsinki Nihai Senedi’nin ve Camp David Antlaþmasýnýn sunduðu ortam ile ABD ve Ýsrail’in Ortadoðu’da egemenliklerini güçlendirdiklerini gördük.
ABD ve Ýsrail Ortadoðu’da piyon odaklar ve güçler oluþturarak bölgeyi savaþ alaný haline getirmeye çalýþtý. Böylece hem kendilerini ateþin içinden kurtaracak, hem de silah satýþlarý ile ekonomik kazançlar edinecekti. Sonuç; Ýsrail Ortadoðu’nun batýsýnda konumunu güçlendirirken ABD de Körfez Savaþý ve 11 Eylül ile Ortadoðu’nun doðusuna yerleþmiþtir. Bu süreçte bölgedeki her devleti rahatsýz edecek, tehdit edecek ya da kontrol edecek mekanizmalar oluþturuldu ve desteklendi, destekleniyor. PKK iþte tam da bu ortamda kendinden bahsettirmeye baþladý. Yani, PKK da bu mekanizmalardan biridir. Sanýldýðý gibi PKK Ýmralý’dan yönetilmiyor. Keþke öyle olsaydý.
Türkiye ile Ýsrail’in arasýnda yaþanan gerginliðin esnasýnda ve ardýnda PKK saldýrýlarýnýn da bize bir mesaj verdiðini görüyoruz. PKK saldýrýlarý “Türkiye’nin gündem eksenin kaydýrmayý” baþarmýþ görünüyor. Ergenekon hukuksal süreçte güç kazanmaya baþladý ve kaosa sürüklenen ortamý deðerlendiriyor. Ýsrail kaybettiði prestijini ört pas etmek istiyor ve Türkiye’ye “bana dokunursan…” mesajýný veriyor.
Ayrýca 30 yýldýr devam eden silahlý mücadelenin ekonomik kaynaklarýnýn da dýþ kaynaklý olduðunu varsayarsak PKK’nýn taþeron bir maþa olduðunu izaha gerek yoktur. Dýþ kaynakla beslenen bir mücadele söz konusu ise istendiði kadar “demokratik açýlým” yapýlsýn sorun çözülmez. Çünkü bu mücadeleye masraf yapanlarýn nihai hedefi Kürt halkýna hak ve özgürlük vermek deðildir.
Bu arada PKK’nýn ülke içinden de kontrol odaklarýnýn olduðunu bilmekteyiz. Yeminli AKP karþýtlarý ve ergenekon örgütü mensuplarýnýn þu sýralar avuçlarýný ovuþturduklarýný tahmin etmek zor deðil. Biraz daha iddialý olarak TSK içine yerleþmiþ kirli odaklarýn PKK ile dirsek temasýnda olduklarý ortaya çýkabilir Belki çok yakýnda PKK olaylarýnýn artmasý doðrultusunda devreye girenlerin ses kayýtlarýna þahit olabiliriz. Hatta ülkede milliyetçi cepheyi tahrik ile ya da o görüntü ile Kürt halkýna yönelik fiili saldýrýlara þahit olabiliriz. Daha kötüsü ön plana çýkan þahýslar üzerinde suikastlar gündemlerimize gelebilir. Hassas bir dönemden geçtiðimiz belli. Bu durumda PKK’nýn safiyane niyetler üzerine kurulmuþ bir örgüt olmadýðýný, aksine içten ve dýþtan taþeron olarak yönetildiðini görmekteyiz.
PKK’nýn silahlý mücadeleyi gerektirecek geçerli tezleri yok. Etnik durum, ekonomi, demokratikleþme sadece Kürt halkýnýn meselesi deðildir. Türkiye’nin ve Türk vatandaþýnýn temel sorunlarýdýr. Doðunun da batýnýn da sorunudur. Kiþisel hatalar olabilir ama devlet politikasý olarak Kürt halkýna yönelik özel bir kasýt yok.
Türkiye’nin birçok sorunlarý vardýr. Ekonomik sorunlarýmýz var, hukuki sorunlarýmýz var, siyasi sorunlarýmýz var, dinsel sorunlarýmýz var, sosyal sorunlarýmýz var, anayasal sorunlarýmýz var, basýn sorunumuz var. Fakat bu ülke bizim. Sorun varsa çözeceðiz. Sorun çýkartarak sorun çözülmez. Konuþacaðýz, tartýþacaðýz, baðýracaðýz, çaðýracaðýz, yürüyeceðiz, seçeceðiz, seçmeyeceðiz, sabredeceðiz bir þekilde bu sorunlarý çözeceðiz. Ancak asla anarþiyi, terörü tercih edemeyiz.
Kürt halkýmýz daha evvelden Kürt Teali Cemiyetine gösterdiði tavrý bugün PKK’ya karþý da göstermelidir. Son 30 yýlda Türkiye’de çok þeyler deðiþti. Fakat PKK Kürt halkýna 30 yýldýr ayný kaderi yaþatýyor.
|