18 Mayýs 2012 Cuma

Gunluk Gazeteler

Anketler

MEKTEPLÝ ÝÞSÝZLERÝN HÝKAYESÝ

  Ahmet ÇÝÇEK

          
         MEKTEPLÝ ÝÞSÝZLERÝN HÝKAYESÝ

Sen Ey Güzel Eðitim Sistemimiz;

Bir sistemin var. Ve bu sistemle yetiþtirdiðin insanlar üniversitede okuyor, mezun oluyor. Peki, mezuniyet yeterli oluyor mu, ne mümkün… Yeni sýnavlar, yeniden sýnavlar…

Eðittiðin genç vatandaþ orta yaþlarýna geliyor, sen ona ille de (alanýnla ilgili olmayan) “sýnava gir, baþarýlý olursan seni yetiþtirdiðim alanýnda istihdam edeyim” diyorsun. Verdiðin eðitimden mi kuþkun var, tatmin mi olamýyorsun? O eðitimi sen veriyorsun, tatmin olamýyorsan bu senin kusurundur. Türk evladýný neden cezalandýrýyorsun?

Belki diyeceksin “onca talebem var. Her birini nasýl istihdam edeyim. Mecburen sýnava tabi tutuyorum.” Madem öyle, neden kendisinden faydalanmayý düþünmediðin bir güruh türetiyorsun. Elde olanla baþ edemediðin halde neden yeni üniversiteler açýyorsun. Gençlerin yýllarýný kendinde hapsettikten sonra “sana ihtiyacým yok” diyorsun. Türk evladýný neden cezalandýrýyorsun?

Belki diyeceksin, “benim amacým istihdam etmek deðil, insan yetiþtirmektir.” O halde þimdi sana anlatacaðým BÝR KPSS HÝKÂYESÝ var. Gör bak, yetiþtirdiðin insanýn halini, belki insafa gelirsin…

Türkiye cumhuriyeti vatandaþý ve Türkiye’nin eðitim sistemi. Bu çerçevedeki hayat sergüzeþti oldukça dramatiktir, dokunaklýdýr ve kesinlikle abartý yoktur. Hikâyemizde gençlerimiz kendinden çok þey bulacaklardýr maalesef. Hikâyemiz baþlýyor.

*    *   *

Bizim toprak kokan Anadolu köylüsü çiftçi çocuk, ilköðretimi tamamladý. Babasý okuyup okumayacaðýný sordu. “Okuyacaðým baba dedi, tüm arkadaþlarým liseye giderken ben gitmeyeyim mi?”

Toydur bizim oðlan, genç adayý bir ergendir. Aðaç yaþ deðil artýk, bir kalýba þekle sokmak zordur. Meslek liselerine ve beceri gerektiren mesleklere ilgi duymuyor. Arkadaþlarýyla beraber lise hayatýna baþlýyor. Lise bittiðinde edindiði hayat tecrübesi kalem, kitap defterdir. Ýþ hayatýna atýlabilecek bir becerisi yoktur. Çaresiz tek çýkar yol üniversite hazýrlýðýdýr diyerek özel bir kursa yazýlmak istiyor. Okul eðitimi üniversiteyi kazandýrmada yeterli olmuyor sonuçta. Çiftçi baba mecburen ikna oluyor. Babamýzýn cüzdaný el vermese de vicdaný bir imkân buluyor, kazandýrana kadar özel eðitim kursunda okutuyor. Hatta çocuklarý için þehirde de bir ev tutup oraya taþýnýyorlar. Bizim delikanlý nihayet bir üniversitenin falanca bölümünü kazanýyor.

Güzelim üniversite yýllarý çiftçi babamýz için çok çetin geçti, fakat evlatlarý bunu hiç bilmedi. Çiftçi ailemiz çok sýkýntý çekti ama artýk biricik evlatlarý kendi ayaklarý üzerinde durabilecekti. En az 23 yýllýk özlem vuslata erecekti. Göðsünü gere gere etrafýna “benim oðlum öðretmen olmuþ” diyebilecekti. Lisans, formasyon, tezsiz derken okul bitiyor, ama dert yeni baþlýyordu.

Bizim delikanlý artýk üniversite mezunu. Avam tabirle “kazýk kadar adam olmuþtu”. Artýk baba parasý yemeyecekti herhalde. Fakat þu KPSS yok mu, sevincimizi kursaðýmýzda býraktý. Ýyi de çalýþmýþtý, iyi de puan almýþtý ama atanamadý. Birkaç KPSS tecrübesi geçti böylece. Acaba dedi, “baþka bir iþ mi yapsam?” Günlerce yeteneklerini irdeledi, uzman olduðu bir mesleði yok, iþ kuracak sermayesi yoktu. Bir ara çaycýlýk yapmaya karar verdi, fakat babasý: “ben seni bunun için mi okuttum” deyince hevesi kýrýldý. “Bari askerliðimi çýkartsam aradan” dedi sonra... Baba parasýyla askerlik biraz zor geldi ama tezkere sevinci unutturdu her þeyi. Askerlik de bitmiþti artýk. Hayat aþamalarýný devam ettiriyordu ama delikanlý halen kendi ayaklarý üzerinde duramýyordu.

Askerlik dönüþü ilkokul mezunu sýnýf arkadaþýyla karþýlaþtýðý günü unutmadý hiç. Hal hatýr sordular bir birlerine. Diyor ki arkadaþý: “Ben bir koleksiyoncuda çalýþýyorum, dikiþ ustasýyým. Allaha þükür iyi de kazanýyorum. Evimi barkýmý kurdum, evlendim. Bir de idarelik arabam var, çoluk çocuk geçiniyoruz iþte. Ee… sen ne yaptýn, okudun bitirdin, nerdesin ne iþtesin” Bizimkisi gizli gizli bi yutkundu: “Bizim iþ sakat kardeþim, KPSS’de Türkiye birincisi oldum, fizik okudum, sözelin canýna okudum ama atama yok.  Bekliyoruz iþte, belki seneye… nasip diyelim. “ Bu görüþmeden sonra sokaða çýkmaya da cesareti kalmadý. Kimsenin hal hatýr sormasýný istemiyordu artýk.

Yazýk deðil mi, sevgili dostlar. Eðitim sistemimiz bakýn bizi nasýl yetiþtiriyor, bize neler öðretiyormuþ. Bir insan nasýl tüketilir, bir insana nasýl kýyýlýr, bir insana nasýl deðer verilir? Her þeyi öðreniyor insan…

Sorun bitmedi. Bizim delikanlý okurken katký ve öðrenim kredisi almýþ. Þimdi mezuniyetinden iki yýl geçmiþ. Milyarlarca tutar borcu var. Akþamý çýkartacak harçlýðý yokken þimdi bu borcu nasýl ödeyecekti. Dolambaçlý ifadelerle babasýna duyursa mý acaba… Ama çok oluyordu, çiftçi babasýna destek olacaðý yerde bunca yük verirli mi? “Yok yok, yazýk adama, harçlýk istemeye yüzüm yok, borcumu öde nasýl derim,” diye düþünüyor. Sonunda kararýný veriyor: “boþ ver gitsin, faizi eklensin napalým. Bir gün çalýþýr para kazanýrsam yavaþ yavaþ öderim.” Halý altýna süpürülen bu karar ile rahatlatýyor kendini.

Bir gün bizim delikanlý fena halde hastalanýr, gönül hastalýðý, aþk müptelasý olmuþ meðer. Gönül bu ya hesap kitap bilmez. Bir güzele vurulmuþ. Kavanoz yuvarlanmýþ misali kendi gibi okumuþ iþsizlerden bir kýza kapýlmýþ. Hem de onun da kredi borçlarý el deðmemiþ halde, faize binmiþ. Hadi hayýrlýsý, bi atansalar en azýndan biri atansa düzelecek her þey.

Kýz da haldaþ olunca anlýyor bizimkinin halinden… Masrafsýz yerlerde dolaþýyorlar, simitle çekirdekle eðleþiyorlar. Ama mutlu bir yuva hayalini dilden düþürmüyorlar çaresiz. Bu hayallerin cesaretiyle nihayet niyetler büyüklere açýlýyor. Kýz tarafý onay vermemede diretiyor, “kýzým nasýl geçinirsiniz çocuðun iþi yok.” Kýz annesini ikna etme çabasýnda “ama anne çocuk çok iyi biri, inanýn çocuðunuz gibi seveceksiniz. Okumuþ, kültürlü bir insan.” Fakat bütün bunlarýn bir anlamý yok, iþsiz olunca delikanlý. Kültür, edep para etmiyor.

Delikanlý tarafýnda da benzer sorunlar var. Ama annemiz bastýrýyor. “þu üç günlük dünyada oðlumuzun mürüvvetini görmeyecek miyiz bey, benim kenarda biriktirmiþliðim üç-beþ kuruþ var. Bu yavrucaklarý baþ göz edelim bey. Yaþý 30 olmuþ ne zaman evlenecek bu çocuk.” Annemizin bu teþebbüsü bizim delikanlýyý nasýl da mutlu etmiþtir. Çiftçi babamýz gönlü baþ göz etmekten yanadýr. Aklýný da o yöne meyletmenin çýkar yolunu düþünmektedir. Bir heves de var sonuçta. Bu yüzden kaba saba bir hesap yapar ve çok düþünmeden karar verilir. Kýz tarafýna gelmeler gitmeler uzun sürer, gönül yollarý tuz buz olur. Nihayet gönülsüz bir karar ile nikâh kýyýlýr.

Daha yeni evlenmiþlerdir. Kira verecek durumlarý olmadýðý için baba evinde kalýyorlar. Bundan daha kötüsü daha bir ay geçmemiþti ki taze gelinimiz hastalandý. Hastaneye götürdüler haliyle fakat sigorta yok, tedavi ateþ pahasý. Eþinin hastalýðýna mý yansýn, çulsuzluðuna mý? Delikanlýnýn boynu bükük, ama aslan gibi babasý omzuna dokunuyor: “Merak etme evlat bir hal çaresini buluruz.” Delikanlý sevinmedi bile bu desteðe “Eyvallah” dedi içinden, ama içi buruktu. Ah diyordu içten içe “aaaahhh devlet baba”

Yazýk deðil mi, sevgili dostlar. Eðitim sistemimiz bakýn bizi nasýl yetiþtiriyor, bize neler öðretiyormuþ. Bir insan nasýl tüketilir, bir insana nasýl kýyýlýr, bir insana nasýl deðer verilir? Her þeyi öðreniyor insan…

Bu son olay fena sarstý delikanlýmýzý. Günlerce gezdi dolaþtý bir iþ bulayým diye, boynu büküktü. Artýk gururdan eser yoktu. Sonunda bir iþ buldu. Özel bir eðitim kurumunda çalýþacaktý, stajyer olarak. Maaþ yok ama sigortasý yapýlacaktý. Fakat iþini iyi yaparsa seneye asgari ücretle çalýþabilecekti. “Çok þükür” dedi sonunda. Ýþe baþladý. Sabah akþam kurumdan çýkamaz oldu. Yorgun argýn geliyordu evine. Bir akþam “eyvah” dedi ta içinden, kimsecikler duymadý ama delikanlýnýn içi gümledi. Haným kýzýmýzýn bir sürprizi varmýþ, kayýn ebeveynlerden gizli söyledi kocasýna: “biliyor musun ben hamileyim.” Haným kýzýn gülen gözlerinde bir gramlýk karanlýða tahammül edemezdi: “sahi mi söylüyorsun kýz. Oh ne güzel haber bu” deyip, aðladý sevincinden, aðladý kederinden… “ne güzel haber” dedi dili, gönlü yara içinde. O sýrada televizyonda haberler baþlamýþtý. Bayan bir spiker konuþuyordu: “Yarýn KPSS baþvurularý baþlýyor…”

Yazýk deðil mi, sevgili dostlar. Eðitim sistemimiz bakýn bizi nasýl yetiþtiriyor, bize neler öðretiyormuþ. Bir insan nasýl tüketilir, bir insana nasýl kýyýlýr, bir insana nasýl deðer verilir? Her þeyi öðreniyor insan…

*   *   *

“Burada her þey olur, burasý Türkiye.” Artýk bu tür ifadeleri literatürümüzden kaldýrmanýn zamaný gelmedi mi? Neden Türkiye’de güzel þeyler olmasýn. Cahit Sýtký’nýn ömrün yarýsý dediði vakit kadar emek veren okumuþ iþsizlerin emeklerini daha çok incitmeyin.

Sadece insana saygý duysak ve deðer versek yetecek.

 

2010-06-02

SON YAZILARI

EÐÝTÝM ve ÝSTÝHDAM PROJESÝ BUNUN NERESÝ USTALIK ABÝ? MÝLLÝ EÐÝTÝM BAKANINI ACUN MU SEÇSÝN? ÖÐRETMEN ADAYLARININ DRAMI ÜLKEDE ÝÞLÝLÝK SORUNU ARTÇI BAÞLIKLAR BIÇAK KEMÝÐE DAYANDI AMA.. YENÝ VÝZYON VE MÝSYONU ÝLE ÖZLENEN TÜRKÝYE SEÇÝM 2011in MESAJLARI NEZAKETSÝZ SÝYASETÝN DÜÞÜNDÜRDÜKLERÝ

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

HABER YORUMLARI


VÝDEO HABERLER

Rizespor TRT`nin Konuðuydu
Trt Spor ekranlarýnda yayýnlanan Berfu Haþýoðlu`nun sunduðu `Gerçek Futbol` programýnýn konuðu
TATÝLMERKEZÝ.COM

Erken Rezervasyon Fýrsatlarý Devam Ediyor.
Tatil Keyfi Burda Baþlar.
Ekonomik Ve Ucuz Tatil fýrsatlarýmýzý Kaçýrmayýn
Tatil Rezervasyon Ýçin 444 00 82

 

TERMAL OTEL
WEB HOSTING |