|
Ýnsanlýk tarihinin þu günlerinde öyle garip hallere tanýklýk ediyoruz ki ruh dünyamýzda infilak eden bombalar topraðýmýzda bir zerrecik yeþil çimene dahi tahammül etmiyor, edemiyor.
Neye güvendiysek kime bel baðladýysak hüsnü niyetlerimiz hep hayal kýrýklýðý yaþadý. Gönlümüz ve karakterimiz bir lider ya da bir ekol etrafýnda bütünleþmeyi, onu kutsallaþtýrmayý, kusursuzlaþtýrmayý arzuluyor. Ve bu arzumuz biatimizde tam bir emniyet ve güveni telkin ediyor. Hatta bazen bizi radikalleþtirebiliyor, hastalýk boyutunda bir dereceye ulaþabiliyor.
Bu bazen bir siyasi lider, bir dini lider, bir sivil lider, bir spor kulübü, bazen bir müzisyen, film artisti, þarkýcý, bir fikir akýmý vs. olabiliyor. Hepsinde de ayný potansiyel var. Toplum içinden hangi birini çekip sorsanýz bunlardan en az birine mensubiyeti vardýr.
Söz konusu kahramanlar sahip olduklarý potansiyeli iyi niyet amaçlý kullanýp kullanmadýklarý bizim temel sorunlarýmýzdan biridir. Arzularýmýzý karþýlayan tatlý dillerin, þirin sözlerin esasýnda bizi bir amaca çekip gönül deryasýnda kaynayan sularýmýzýn kendi havuzlarýna akmasý için bir düzenek olduðunu öðrendiðimizde büsbütün kahroluyoruz. Aldana aldana en latif ifadelere dahi þüpheyle bakma mecburiyetinde kalmak bizi ayrýca kahrediyor.
Güven ve emniyetin en çok puslaþtýðý bir iklimde yaþýyoruz. Buna raðmen insanlarýmýz ýsrarla biat mensubu olmak istiyor. Karmaþýk gelen hayat yolunda ýþýk tutan rehberlere ihtiyaç duyuyor. Bunalmýþ ruhunu tatmin edecek heveslere ihtiyaç duyuyor.
Fakat zaman zaman kendini gösteren maskenin ardýndaki yüz bizi hayata küstürüyor. Yýðýn acýlarýn yetiþtirdiði masum Anadolu’nun saf çocuðu biat ettiði kahramanlar uðruna varýný yoðunu harcarken o kahramanlarýn avuçlarýný ovuþturarak keyif çatmasý katlanamýyor. Ýnsanýmýzý kutsallarýmýzla karþý karþýya getiriyor. Allah korusun sýnýrý aþmasýna bile neden olabiliyor. Bazen insan dünyadaki en dürüst insan ben miyim diye düþünebiliyor. Ve bu düþünce bir kez daha insaný kahrediyor. Çünkü insaný tatmin eden duygu güven vermekten çok güven duymaktýr.
Ýnandýðýmýz þeylere güveniriz, güvendiðimiz kadar güvendeyiz, güvendiðimiz kadar mutluyuz. Kimse mutlu deðil, çünkü kimse emniyette deðil. Kimse mutlu deðil, çünkü herkes yalnýz. Emniyetin aman dediði yerdeyiz.
Kahramanlarýmýzýn aldatan misyonunun insanlarýmýza bir faturasý vardýr. Yalnýzlaþan insanýmýzýn geniþleyen dünyasýnda çaresiz kaldýðýný görüyoruz. Gittikçe ilkelleþen bencilleþen bir yaþama doðru ilerliyoruz. Her tarafýmýzý saran bencil yaþamýn numuneleri insanlýk sýnýrlarýný aþarak kavuþtuðu özgür yaþamýnda caniliðini, vefasýzlýðýný, nankörlüðünü çekinmeden sergileyebiliyor. Mutlu olmasa da inadýna kendini kandýrmaya devam ediyor.
Bu manzaralarý seyredenler lanetledikleri kiþilerde bir zaman sonra kendilerini görebiliyorlar. Bu defa kendilerine lanet okuyacak temiz bir insan bile kalmýyor.
Bu yazý abartýlý gibi görünse de ruh dünyamýzda yaþadýðýmýz ve yaþayacaklarýmýz bundan baþka bir þey deðildir. Kahramanlarýn bile mutluluktan þikayet ettiði bir dünyada yaþýyoruz.
|