|
AKP, -kabul edilir ya da edilmez- objektif bir bilinçle deðerlendirildiðinde ezberi bozan bir parti olarak tarihe geçecektir. Cumhuriyet tarihi boyunca namahrem kabul edilen, fildiþi kulesi olarak bilinen güç ve odaklarla dövüþme cesareti göstermesi bir yana sona doðru yaklaþan bir galibiyet elde etmiþtir. Referandum sonucu da AKP politikasýna destek anlamýna gelmiþtir.
Buna “sivil darbe” mi denir bilmem ama 12 Eylül 2010 Türk tarihinin en muazzam darbesi olarak kayda geçmeye adaydýr. Bundan böyle halkýn iradesini temsil eden hükümetler iktidar olabileceklerdir. Halk, bundan sonraki süreçte görev alacak olan hükümetleri daha objektif olarak deðerlendirebileceðiz. Bu yönüyle söz konusu seçim sonucu CHP’nin de MHP’nin de ayaklarýndaki prangalarý çözmüþtür.
Geride býraktýðýmýz seçim, birçok sorunun cevabý olduðu gibi yeni sorularý da huzurumuza getirmiþtir.
Türk halký deðiþimden yana karar vermiþtir. Seçim sonucu aslýnda beklenendi. Tersi olsa sürpriz olurdu. Türk halkýnýn deðiþimden yana olduðunu bir süredir biliyoruz. Evet yönündeki deðiþimler umut verici iken Hayýr’ýn vaat ettiði somut hiçbir þey yoktu. Hayýr diyen AKP de olsa kaybederdi.
CHP ve MHP’nin hayýr oylarýný arttýrma politikalarý aslýnda çok isabetliydi. Hayýr’ýn belirgin bir cazibesi yoktu. Halký hayýr ekseninde birleþtirmekten ziyade AKP karþýtlýðýnda birleþtirmek daha makuldü. Fakat bu politikanýn önemli riskleri de vardý tabi.
Her ne kadar Baþbakan “bu AKP olayý deðildir” dese de sonuç partilerin hâlihazýrdaki durumlarýný göstermiþtir. Muhalif kanadýn süreci AKP ve Baþbakan eksenli yönetmesi sonucun güvenoyu niteliðinin de olduðunu gösterir. Eðer süreç partiler ekseninden kurtarýlabilmiþ olsaydý evet oranýnýn %70lerin üzerine çýkmasý þaþtýrtýcý olmazdý. %58, parti odaklý bir sonuç olduðunun iþaretidir ki, bugün seçim olsa AKP’nin %40 üzerinde oylarýný koruduðunu göstermiþtir.
Bu sonuç ayný zamanda alternatif iktidar adayýnýn da halkýn gündemine girmediðinin iþareti olmuþtur. Önümüzdeki süreçte muhalif partilerde parti içi çekiþmelerin yaþanmasý muhtemeldir.
Seçim sürecinin Tayyip Erdoðan þahsýna odaklanmasý ise önümüzdeki cumhurbaþkaný seçiminde muhtemel aday Tayyip Erdoðan için umut verici bir pratik olmuþtur.
Fakat bu günden sonraki süreç çok daha önemli olacaktýr. Bu referandum AKP’nin maðduriyet rolünü bertaraf etmiþtir. Referandum AKP’nin sorumluluðunu arttýrmýþtýr. AKP bundan böyle çok daha emin adýmlarla icraatlarýna devam etmek zorundadýr. Demokratikleþme sorunlarý oluþtuðu takdirde bu durumun tek muhatabý AKP olacaktýr.
Þimdi evet diyenler, evet demenin ne anlama geldiðini süreci takip ederek görmek isteyecektir. Hayýr diyenler de Evet’in art niyetli bir çaba olup olmadýðýný tespit etmeye çalýþacaktýr. Eðer Baþbakanýn dediði gibi – þimdi evet diyenler de hayýr diyenler de kazanmýþtýr- olursa süreç sonunda AKP, muhalif kanadýn tabanýný da sahiplenme yolunda iddialý olacak, belki de dördüncü dönemin de önünü açmýþ olacaktýr.
Eðer bu referandum ülke idaresinde yeni bir sinerji oluþturamazsa -%58’e raðmen- AKP üçüncü denemi dahi garanti edemez.
Enerjisini kaybetmiþ bir iktidar, milleti alternatif aramaya zorlar.
|